DEMOKRATİK KONKO CUMHURİYETİ ÜLKESİ VE HAKKINDA HERŞEY

demokratik Kongo cumhuriyeti armasıUlusal Marş: Debout Congolais

(“Ayağa kalk Kongolu”)

Başkent Kinşasa

4°24′K 15°24′D

Resmî dil(ler) Fransızca

Ayrıca ulusal diller olarak Kongoca, Lingalaca, Svahili ve Cilub

Yönetim biçimi Yarı başkanlık sistemi

– Başkan Joseph Kabila

– Başbakan Augustin Matata Ponyo

Kuruluş

– Bağımsızlık 30 Haziran 1960

Yüzölçümü

– Toplam 2.344.458 km²

905,355 mil²

– Su (%) %4,3

Nüfus

– 2013 tahmini 75.507.308

– 1984 sayımı 71.712.867

– Yoğunluk 31.3/km²

12/mil²

GSYİH (SAGP) 2010

– Toplam 23,117 milyar $

– Kişi başına 328 $

İGE 0.304 (düşük)  (2011)

Para birimi Kongo Frangı (CDF)

Zaman dilimi WAT

CAT (UTC+1,+2)

Internet TLD .cd

Telefon kodu 243

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Afrika kıtasının orta bölümünde yer alan bir ülkedir. 1971 ile 1997 yılları arasında Zaire olarak varlığını sürdüren ülkenin sınır komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Uganda, Ruanda, Burundi, Tanzanya, Zambiya, Angola, Kongo Cumhuriyeti ve 40 km’lik bir sahil şeridi ile Atlas Okyanusu oluşturmaktadır. Ülkenin başkenti Kinşasa’dır. Ülke yüz ölçümü açısından Afrika kıtasının Cezayir’den sonra en büyük ikinci, nüfus açısından da en büyük dördüncü ülkesi konumundadır.

Ülke İsmi

Demokratik Kongo Cumhuriyeti geçmişinde birçok kez resmi adında değişiklik yaşanmış olup, belli dönemlerde komşu ülke Kongo Cumhuriyeti ile resmi olarak aynı isim kullanılmıştır. Aşağıdaki tabelada Kongo bölgesinin tarihsel isimleri yer almaktadır.

Kongo Bölgesi Tarihsel İsimlendirmeleri

Eski Belçika Kolonisi (Günümüzde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) Eski Fransa Kolonisi (Günümüzde Kongo Cumhuriyeti)* Eski Portekiz Sömürgesi

1877’den itibaren kolonileşme 1880’li yıllarda kolonileşme1885’ten itibaren Portekiz-Kongosu

1885’ten itibaren Kongo Özgür Devleti 1903’ten itibaren Orta Kongo

1908’den itibaren Belçika Kongosu 1910 Fransız Kongosu

1958’den itibaren Kongo Cumhuriyeti

Bağımsızlık 30 Haziran 1960 Bağımsızlık 15 Ağustos 1960

1960 Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Léopoldville olarak adlandırılan)

1960 yılında Özgür Kongo Cumhuriyeti olarak direnişçiler tarafından bağımsızlık ilanı (26 ülke bağımsızlığı tanıdı, yaklaşık bir yıl sonra hükumet yanlısı askerler tarafından yenilgiye uğratılmıştır) 1960 Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Brazzaville olarak adlandırılan) 1956 Angola ile ortak yönetime sahip olan Portekiz Kongosu

1961 Federal Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Léopoldville olarak adlandırılan)

1964’te direnişçiler tarafından Kongo Halk Cumhuriyeti’nin Stanleyville’de ilanı (sadece 7 ülke tarafından tanınmış, birkaç ay sonra hükumet yanlısı askerler tarafından yenilgiye uğratılmıştır)

1964 Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Léopoldville olarak adlandırılan) 1965 Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Brazzaville olarak adlandırılan)

1966 Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Kinshasa olarak adlandırılan)

1971 Zaire Cumhuriyeti 1969 Kongo Halk Cumhuriyeti 1974 Portekiz Kongosu Angola tarafından ilhak edildi

1991/92 (Kongo-Zaïre)

Mobutu tarafından yasaklanan Ulusal Egemenlik Meclisi tarafından Anayasa taslağı oluşturma

1997’den bu yana  Demokratik Kongo Cumhuriyeti 1991’den bu yana  Kongo Cumhuriyeti 1975’ten bu yana Cabinda, Angola’ya bağlı bölge  Angola

Fransız Ekvatoral Afrikası’nın bir parçası olarak

1888–1910 Gabun’da Fransız-Kongosu’nun bir parçasıydı

Coğrafya

Afrika kıtasının en büyük ikinci yüz ölçümüne sahip olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, sahip olduğu 2,344,458 km²’lik alan ile bir dönem sömürgesi konumunda olduğu Belçika’dan neredeyse 77 kat daha büyük konumdadır. Ekvator üzerinde kıtanın orta bölümünde yer alan ülke bitki örtüsü ve yaban hayat açısından zengin çeşitliliğe ve doğal alanlara sahiptir. Ülkenin toplamda sahip olduğu 10.730 km’lik kara sınırdan 2.511 km’si (251 km’si Cabinda ile sınır bölümünü oluşturmaktadır) Angola, 233 km’si Burundi, 1.577 km’si Orta Afrika Cumhuriyeti, 2.410 km’si Kongo Cumhuriyeti, 217 km’si Ruanda, 628 km’si Güney Sudan, 459 km’si Tanzanya, 765 km’si Uganda, 1.930 km’si Zambiya ile oluşurken, ülkenin ayrıca Atlas Okyanusu’nda 40 km’lik sahil şeriti bulunmaktadır.

Kongo Nehri

Ülke toprakları tropikal yağmur ormanlarına sahip Kongo Havzası’nın neredeyse %60’ını kaplamaktadır. Ülkenin en yüksek noktasını 5.109 m ile Ruwenzori Sıradağı içerisinde yer alan Stanley Dağı’nın uç noktası olan ve Margherita Peak olarak adlandırılan zirve oluşturmaktadır. Ülkenin en büyük ve en uzun nehrini oluşturan Kongo Nehri, 4374 km’lik uzunluğu ile neredeyse tamamına Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer almakta olup, nehir batı bölümlerinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin, Atlas Okyanusu’na dökülmeden önce Angola ve Kongo Cumhuriyeti ile sınır çizgisini oluşturmakta ve böylece bu iki ülkeye de kıyı şeriti oluşturmaktadır. Kongo Nehri, Afrika kıtasının Nil nehrinden sonra en uzun ikinci nehri konumumda olup, 39.160 m³/s ile taşıdığı su bakımından Afrika’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci nehri durumundadır. Kongo nehri ülkenin güney bölümünde Mitumba Sıradağı’nda kaynağından çıkarak kuzey yönde 1.000 km akmakta olup, burada da iç delta oluşturarak batı-güneybatı yönünde dönüş yapmaktadır. Bu dönüş neticesinde nehir Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Kongo Cumhuriyeti arasında ki sınırı da oluşturarak ilerlemekte ve son olarak Atlas Okyanusu’na dökülmektedir. Kongo nehri ile birleşerek yoluna devam eden birçok nehir bulunmaktadır. Bu nehirler içerisinde 9.873 m³/s su taşıma kapasitesine sahip olan Angola’dan gelen Kasai Nehri açık ara en büyük nehir konumundadır. Ülkenin kuzey bölümünden ve büyük bölümü Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kongo Cumhuriyeti ile sınırı oluşturarak gelen ve Kongo nehrine katılan en büyük nehir ise Ubangi Nehri’dir. Ülkenin sahip olduğu 40 km’lik tek sahil şeriti önemli bir yere sahip olup, bu sahil şeriti nedeniyle Atlas Okyanusu’nda zengin petrol yataklarına sahip olunmaktadır. Büyük Rift Vadisi göllerinin bulunduğu doğu bölümünde sınır çizgileri çoğu zaman göller ile oluşmaktadır. Bu bölgede Albert Gölü, Eduard Gölü, Kivu Gölü ve Tanganika Gölü gibi önemli göller yer almaktadır. Buradaki göllerin varlığı ülkeye yeraltı zenginliklerini de beraberinde getirmekte olup, doğalgazın yanı sıra altın ve kalay gibi madenlerde bu bölgede çok miktarda yer almaktadır.

Kongo Havzası’nda bulunan ve Oksisol toprak olarak adlandırılan ve sabit sıcaklık ile birlikte yüksek nemin yaşandığı alanlarda görülen aşırı yıpranmış kırmızı tondaki toprak ülke ekonomisi için ekim alanı olarak verimlilik arz etmemekte olup, ülkenin kuzey ve doğusunda yüksek yerlerde yer alan topraklar tarım arazisi olarak daha uygun oldukları için bu bölgelerde tarım yoğun olarak gerçekleştirilmektedir.

İklim

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde coğrafi konumu nedeniyle Ekvator İklimi yaşanmaktadır. Bu sebepten dolayı ülke topraklarını çok büyük bir bölümünde sıcak, tropikal, nemli bir iklim yaşanmaktadır. Ülke genelinde yağmursuz geçen kurak dönemlerde ortalama sıcaklık 20 °C iken, yağmurun bol yağdığı yağmur sezonlarında ortalama sıcaklık 30 °C olarak ölçülmektedir. İklim mevsim geçişlerinde bile gözle görülür farklılık göstermemekte olup, ülke topraklarının genişliği nedeniyle bazı bölgelerde yerel olarak genelin dışında da iklim yaşanabilmektedir.

Ülkenin kuzeyindeki orta kesimde yer alan Mbandaka ve Kisangani şehirlerinde geçen Ekvator çizgisi, ülke içerisinden geçtiği 300 km’lik hatta yıl boyunca 1500–2000 mm düzeyinde olan şiddetli yağmur geçişlerine sebep olurken sıcaklığı yıl boyu 26 °C dolayında tutmaktadır.

Başkent Kinşasa’da yıl boyu ortalama sıcaklık 25 °C dolayında seyretmektedir. Başkentte yaklaşık olarak dört ay süren kurak dönem ile yağmur dönemlerinde ki geçişler sırasıyla yaşanmakta olup, yağmur sezonun en yoğun yaşandığı dönem ise genel olarak Ekim-Nisan aylarıdır. Kinşasa’ya yıl boyu düşen yağmur ortalaması 1400 mm dolaylarındadır.

Ülkenin kuzey bölgelerinde Ekvator iklimin de etkisiyle var olan ormanlık alanlar da Savan olarak adlandırılan geniş çayırlar gözlemlenmektedir. Bu bölgelerde kurak dönem güney bölgelerine göre yılın son iki-üç ayı başlamakta olup, yeni yılın ilk iki-üç aylık dönemine kadar sürmektedir. Yağmurların yağdığı dönem olan Mart-Ekim dönemlerin de ise yıllık yağış oranın %90’ı gerçekleşmektedir. Ülkenin güney bölgelerinde hakim olan tropikal iklim ile birlikte kurak dönemler genellikle üç ila altı ay arasında (genellikle Mayıs-Eylül aylarında), yağmur dönemleri ise yine üç ila altı ay arasında (genellikle Ekim-Nisan aylarında) yaşanmaktadır. Ülkenin en güneyindeki bölge konumunda olan Katanga bölgesi içerisinde yer alan Lubumbashi’de altı ay yoğun bir kurak dönem yaşanırken, hava sıcaklıklarında gece ile gündüze sıcaklık farklılıkları büyük olabilmektedir. Ülkenin doğu kısmında yer alan dağlık alanlarında ise dağ iklimi hakim olup, ülkenin diğer bölgelerine göre daha serin bir iklime sahiptir. Ülkenin en yüksek noktasının da bulunduğu bölgede, dağın zirvelerinde kar görülebilmektedir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti içerisinde en çok yağışta bu bölgelerde gerçekleşmektedir. Ülkenin en batı ucunda, Atlas Okyanusu’na kıyısı olan çok küçük bir bölgede ise Ilıman okyanusal iklim görülmektedir. Buna göre bu bölgede yer alan Boma’da yıllık yağış ortalamaları 800 mm’ye kadar düşüş göstermektedir.

Kongo yaban hayatı ve bitki örtüsü

Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içerisinde Afrika kıtasının günümüzde de hala var olan en büyük yağmur ormanları bulunmaktadır. Ülke topraklarının neredeyse üçte ikisi tropikal yağmur ormanları ile dağlık orman arazilerinden oluşmaktadır. Ekvator çizgisine yakın yüksek yerlerde dağlık yağmur ormanları ile birlikte yoğun sisin yaşandığı sisli ormanlar sık olarak yer almaktadır. Bu tür ormanlarda daha çok uzun ve ince gövdeye sahip olan, sert yaprakları bulunan Kauçuk ağacı, Tik ağacı ve Mahagoni ağacı gibi ağaçlar ve Epifit, Salepgiller gibi bitkiler göze çarpmaktadır. Yağmur ormanları bölgesinin kuzeyinde ve güneyinde ise 200-500 km genişliğe sahip, nemli bir iklimin hüküm sürdüğü büyük çayırlık alanlar bulunmaktadır. Bu çayırlık alanlarda çok sık olarak Sütleğen bitkisi yer almaktadır. Nemli savan alanlardan daha kurak savan alanlarına geçişlerde ise Akasya ağaçları ve Sukkulent bitkisi görülmektedir.

Sadece DKC’de bulunan Okapi

Yaban hayat açısından Demokratik Kongo Cumhuriyeti önemli bir zenginliğe sahiptir. Memeli hayvan sınıfından olan aslan, leopar, gergedan, fil, zebra, çakal, sırtlan ve antilop gibi hayvanlar çoğunlukla geniş çayırlara sahip savan bölgesinde yaşarken, ülkenin de çoğunluğunu kaplayan ormanlık alanlarda da yaşayan ve sayıları yüzlerle ifade edilen çok sayıda hayvan bulunmaktadır. Özellikle UNESCO tarafından da dünya mirası olarak konumlandırılan Garamba, Kahuzi-Biéga, Salonga, Virunga Ulusal Parkları ile Yaban Hayat Rezervi Okapi çoğunlukla Bonobo, Goril, Okapi, Afrika mandası gibi hayvanların barındırdığı için yaban hayat ile önemli bir konumdadır. Yaban Hayat Rezervi Okapi’de ise ulusal parka adını da veren Okapi’nin dünya üzerindeki tek yaşam alanıdır. Dünya üzerinde sadece Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görülebilen Okapi’nin günümüzde nüfusu 5.000-10.000 arası olarak ifade edilmektedir. DKC’de bulunan ulusal parkların bir diğer özelliği ise dünya üzerinde insana benzeyen üç maymun türü olan Bonobo, Goril ve Şempanze’ye aynı anda ev sahipliği yapmasıdır. Doğada Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden başka herhangi bir ülkede görülemeyecek hayvanların mevcudiyeti 3000’e yakın olarak ifade edilmektedir. Bu sayı 1980’li yıllarda 10.000 hayvan türü olarak dile getirilmekteydi.

Ülkede memeli hayvanların dışında 268 farklı sürüngen çeşidi ve binlerce balık ve kuş çeşiti yaşamaktadır. Ayrıca böcek çeşitliliğinde bol olduğu ülkede, 1300 ile dünyada başka hiçbir ülkede olmayacak kadar kelebek çeşidi yaşamaktadır.

Tarih

Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarihi

Erken tarih

Göç ve devletler

Kolonileşme

Stanley (1867–1885)

Kongo Özgür Devleti

II. Leopold (1885–1908)

Belçika Kongosu

(1908–1960)

Kongo Krizi

Birinci Cumhuriyet (1960–1965)

Zaire

İkinci Cumhuriyet (1965–1996)

Birinci Kongo Savaşı

Kabila’nın yükselişi (1996–1998)

İkinci Kongo Savaşı

Afrika’nın Dünya Savaşı (1998–2003)

Geçici hükümet

Birliğe doğru (2003–2006)

Üçüncü Cumhuriyet

(2006–)

Erken tarih

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin bugün varlığını sürdürdüğü toprakların ilk yerlilerini günümüzde sadece çok küçük bir alanda yaşamlarını sürdüren Pigmeler oluşturmaktaydı. Yüzyıllar boyunca ilerleyen Bantu halkları, zaman içerisinde tarımdan, avcılığa kadar birçok alanda etkili olan topluluklar oluşturarak, söz konusu dönemde bölgede birçok devlet yapısını oluşturmuşlardır. Bu devletler içerisinde özellikle 14.yy’da kurulan ve Afrika’da bugüne kadar kurulan en güçlü devlet yapılarında birini oluşturan Kongo Krallığı ön plana çıkmıştır.

15.yy’da bölgeye ilk gelen Avrupalılar olan Portekizliler, Kongo nehrinin Atlas Okyanusu’na döküldüğü noktada keşifler yapmış, 1491 yılında ise ilk defa Kongo İmparatorluğu ile diplomatik ilişki kurmuşlardır. Bu dönemde gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretler ile daha da geliştirilen diplomatik ilişkiler, Kongo kralının dinini Hristiyan katolik olarak değiştirmesine varacak kadar ilerletilmiştir. Yeni Çağ ile birlikte Amerika‘daki kolonilere köle gönderen ülkelerden biri konumuna gelen Kongo Krallığı, bu sayede refah seviyesini yükselterek oluşan yeni zengin üst tabaka topluluk ile birlikte Afrika kıyılarında yeni liman şehirleri kurmuşlardır.

16.yy ile birlikte krallıkta başlayan çözülme ve çöküş, 17.yy’da özellikle Portekiz hakimiyetinin bölgede kaybolması ile birlikte zirveye ulaşmış, köle tüccarlarının ve Portekiz sonrası bölgeye hakim olmaya çalışan Hollanda ve Birleşik Krallık’ın da çökmüş olan ülkeyi sömürüp, yağmalaması neticesinde tamamen ortadan kaldırılmıştır. 18.yy başlarında da Kongo bölgesinde kurulu birçok ülke de aynı şekilde ortadan kaldırılmış, 1866 yılında da son Portekizliler bölgeden ayrılmıştır.

1870 yılında bölgenin iç kısımlarına ziyaret gerçekleştiren ilk Avrupalı olan Galli Henry Morton Stanley her ne kadar Birleşik Krallık hükumetine bölgeyi krallık koloni sistemine bağlama önerisinde bulunsa da, bu öneri hükumet tarafından Nil bölgesinin kendileri için daha öncelikli olacağı gerekçesiyle kabul görmemiştir.

Kolonileşme

II.Leopold

Birleşik Krallık tarafından bu öneri reddedilmesini fırsat bilen Belçika Kralı II.Léopold uzun bir süredir koloni imparatorluğu kurma hayallerini gerçekleştirme arzusundaydı. 1885 yılında Kongo bölgesinin geleceği ile ilgili olarak gerçekleştirilen Berlin Konferansı’nda, Kongo’nun kendisine özel mülkü olarak kullanımına verilmesine onay alarak kolonileşme tarihinde ilk ve tek olacak şekilde uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bir bölgenin bir şahsın özel mülkü olarak ilan edilmesini sağlamıştır. Koloni tarihinde kolonileştirilen tüm bölgeler bir ülke tarafından yönetilip, idare edilirken Kongo bölgesi yaşayan tüm insanları ile birlikte şahsın özel idaresine bırakılmış, bölge insanı ekonomik çıkarlar doğrultusunda özellikle kauçuk elde ediniminde zalim yöntemlerle kullanılmış, idarelerine uygun hareket etmeyenler ağır cezalara çarptırılmış ve öldürülmüştür. Yaşanan bu olumsuzluklar tüm dünyada karmaşaya ve öfkeye neden olmuş, II.Léopold gelen yoğun tepkiler neticesinde 1908 yılında Kongo’nun idaresini ‘normal’ koloni olarak Belçika devletine bırakmak zorunda kalmıştır.

Her ne kadar bölgenin idaresi bir ülkenin yönetimine bırakılmış olsa da, bölge insanını yaşadığı sıkıntılar ve olumsuzluklar da büyük oranda bir düzelme gerçekleşmemiş, bölge yağmalanmaya devam edilmiş, Kongolular otoriter koloni sahibi Belçika devleti tarafından acımasız yöntemler ile kullanılmaya devam edilmiştir. Kongo, dünya çapında gelişen kolonilerin bağımsızlık taleplerine uygun hareket ederek bağımsızlık söylemlerini güçlendirmiş ve ülkenin geleceğinin Kongolular tarafından tayin edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başkent Leopoldville’de gerçekleştirilen ilk çatışmalar ve diğer devletlerin baskıları neticesinde Belçika 1959 yılında ani bir şekilde bölgeden çekilerek bölgede karmaşık bir yapıyı geride bırakmıştır.

30 Haziran 1960 tarihinde Kongo Cumhuriyeti adı altında bağımsızlığını ilan eden ülkede, ABAKO (Alliance des Bakongo) lideri Joseph Kasavubu ülkenin ilk devlet başkanlığına, Pan-Afrikanizm yanlısı ve bağımsızlık mücadelesinin önde gelen isimlerinden olan Patrice Lumumba ise yeni ülkenin ilk başbakanlık makamına getirilmiştir. Ancak bu yönetim Belçika, ABD ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kendi menfaatleri doğrultusundaki müdahaleleri sebebiyle uzun ömürlü olamamış, Lumumba asker tarafından görevinden alınarak tutuklanmıştır. Her ne kadar tutuklanmasından itibaren kısa bir süre kurtularak kaçmayı başarsa da, tekrar yakalanarak rakibi ve ayrılıkçı Katanga bölgesinin lideri Moïse Tschombé’ye teslim edilmiş ve daha sonra da Tschombé’nin silahlı güçleri tarafından öldürülmüştür. Lumumba’nın öldürülmesinde ABD’nin ve özellikle de eski koloni sahibi Belçika’nın rollerinin büyük olduğu tahmin edilmektedir.

Joseph Mobutu

1965 yılında Lumumba’nın eski bir asistanı olan Joseph Mobutu tarafından gerçekleştirilen darbe ile Afrika tarihinin en uzun ve en düzeni bozuk diktatörlük sistemlerinden biri kurulmuştur. Ülkede belli dönemlerde ve belli bölgelerde Tschombé’nin Avrupa kökenli askeri birliklerinin Kongo’nun belli bölgelerini ara sıra eline geçirmesine rağmen tam anlamıyla başarıya ulaşamamıştır. Tschombé’nin Avrupa’ya ve Avrupalıya dayanan sisteminin aksine ülkeyi tamamen Afrikalılaştırma isteğinde olan Mobutu, tüm Avrupa menşeili işletmeleri kamulaştırarak ülke içerisindeki Avrupa etkisini azaltmak istemiştir. 1971 yılında ülkenin ismini Zaire olarak değiştiren Mobutu, oluşturduğu Tek parti rejimi ve kişilik kültü ile ülke içerisinde gerçekleştirdiklerinin aksine ülkenin ve genelinde Afrika’nın Sovyetler Birliği etkisine girmesinden endişelenen Avrupalı devletlerin de desteğini alarak diktatör bir yönetim ortaya koymuştur. Mobutu, 1977/78 yıllarında Nathaniel Mbumba önderliğindeki ayrılıkçı Front de Libération Nationale du Congo (FLNC) tarafından gerçekleştirilen ve Shaba’nın (günümüzde Katanga) Kongo’dan koparmayı hedefleyen Shaba İstilası özellikle Fransa ve Belçika askerlerinin önderliğindeki uluslararası askeri gücü sayesinde püskürtülerek yenilgiye uğratılmıştır.

Kongo savaşları

Zaire ekonomisinin tam anlamıyla çökmesiyle ve doğu-batı sorununun çözümlenmesi ile Mobutu 1990 yılında ülkenin yavaş da olsa demokratikleşmesi yönünde adımlar atmaya çalışmış ancak başarılı olamamıştır. Ülkede ki tüm olumsuzluklara rağmen Mobutu iktidarının çöküşü komşu ülke Ruanda’da gerçekleştirilen soykırım ile başlamış, Ruanda’da soykırımından sorumlu Hutu etnik grubuna mensup binlerce Ruandalının Zaire’ye kaçması Mobutu’nun gücünü olumsuz yönde etkilemiştir. Hutuluları takip eden Tutsi hükumetine bağlı askeri birlikler ile ülke içerisindeki Mobutu karşıtlarının oluşturduğu birlik çok kısa bir süre içerisinde tüm Zaire’yi ele geçirmeyi başarmış, hasta olan ve uluslararası desteğini de kaybeden Mobutu’yu görevden kısa sürede uzaklaştırmışlardır. 1997 yılında isyancıların lideri konumunda olan Laurent-Désiré Kabila ülkenin yeni devlet başkanı olarak göreve getirilmiş, Kabila’nın ilk icraatlarından biri de ülkenin ismini Zaire’den tekrar Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak değiştirmek olmuştur. Mobutu karşısında oluşturulan bu birliktelik kısa sürede bozulmuş, 1998 yılında yine Ruanda merkezli isyancı güçlerin oluşturduğu birlik ülkeyi doğudan itibaren ele geçirmeyi hedeflemiş ancak bu ilerleyiş Angola ve Zimbabve askeri güçlerinin de Kabila güçlerine yardım etmesi ile fazla ilerlemeden geri püskürtülmüştür. Yaşanan bu gelişmeden sonra ülke kendi içerisinde farklı güç odaklarına bölünmüş ve yıllarca süren iç savaşlara neden olmuştur. Uzun yıllar süren müzakereler 2003 yılında olumlu yönde sonuçlandırılarak, tüm tarafların katılımı ile ülkede geçici hükumet kurulmuştur.

Bu savaşlar neticesinde zor durumda olan Kongo ekonomisi ve sosyal hayatı daha da ağır bir darbe almış ve çökmüş, ayrıca ülkenin birçok yerinde ki bölgeler insansızlaştırılmıştır. Uzun yıllar süren bu savaş ülke nüfusuna da derin bir darbe vurmuş, tahminlere göre 3 milyondan fazla insan bu süreçte dolaylı da olsa olumsuz yönde etkilenmiştir.

Savaş sonrası dönem

Savaşın henüz sona ermediği Ocak 2001 tarihinde devlet başkanı Kabila gerçekleştirilen suikast sonucu öldürülürken, yerini ‘miras’ yolu ile oğlu Joseph Kabila almıştır. Barış görüşmelerinde kararlaştırılan 2006 genel seçimlerinde sandıktan zaferle çıkan Joseph Kabila 1965 yılından bu yana seçim ile başa geçen ilk kişi olma özelliğini elde etmiştir. Ülkenin başında 1960 yılından bu yana ilk defa ülke içerisindeki barış ve refah için gerekli görüşmeleri yapmaya hazır olduğu deklara eden bir devlet başkanı bulunmaktaydı.

Doğu Kongo sorunu

Ülkenin doğu kısmında yer alan Kivu ve Itru bölgelerinde silahlı çatışmalar barış anlaşmasına rağmen devam etmiştir. 2003 yılında gerçekleştirilen barış görüşmelerinde yer almayan ve o bölgede bulunan bölgesel silahlı gruplar, bölgede yer alan Hutu topluluklarını şiddet yanlısı Tutsi topluluğundan korudukları gerekçesiyle mücadeleye devam etmişlerdir. 2008 yılında Congrès national pour la défense du peuple (CNDP) örgütü ile gerçekleştirilen barış görüşmelerinde sonuç elde edilememesi üzerine Kongo ve Ruanda hükumetleri işbirliği anlaşması imzalamış, aynı yıl Kongo ve Ruanda askeri birliklerin ortak katılımı ile gerçekleştirilen operasyonda birkaç gün önce mensubu ve lideri olduğu örgütü tarafından dışlanan Laurent Nkunda Ruanda’da yakalanarak tutuklanmıştır. Her ne kadar Mart 2009’da hükumet ile Congrès national pour la défense du peuple örgütü arasında barış anlaşması imzalanmış olsa da, doğu bölgelerinde güvenlik hala tam olarak sağlanabilmiş bir konumda değildir.

Nüfus

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Temmuz 2010 yılında gerçekleştirilen tahmini nüfus sayımında 68 milyon nüfus tespit edilmiş olup bu oran ile ülke, Afrika kıtasının en kalabalık dördüncü ülkesi konumundadır. Ülke içerisindeki nüfus yoğunluğu 30,2 kişi/km² ile toprak büyüklüğü ile orantılı bakıldığında düşük olup nüfusun büyüme hızı yıllık %3 ile oldukça yüksek bir orandadır.

1984 yılında gerçekleştirilen son resmi nüfus sayım sonuçları ile karşılaştırıldığında geçen süreç içerisinde ülkenin nüfusunu ikiye katladığı gözlemlenmektedir. Nüfusun %46,9’u 15 yaşının altında olup bu oran ile dünyadaki en genç nüfusa sahip ülkelerden biri konumundadır. Sadece %2,5’in 65 yaş ve üzeri olduğu ülkede Beklenen yaşam süresi erkeklerde 52,9 yaş, kadınlarda ise 56,6 yaş düzeyindedir.

Etnik gruplar

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde tıpkı diğer kolonileştirilmiş ve sömürge konumda olan ülkelerde olduğu gibi yapay etnik gruplar oluşturulmuştur.Ülkede var olan etnik grupların birçoğu modern zaman öncesi kabile mevcudiyetlerine göre oluşturuluken, kimi etnik grupta tıpkı Baluba gibi baştan meydana getirilmiştir.

Günümüzde ülkede var olan 200’den fazla etnik grubundan %80’i Bantu etnik grubuna mensup olmaktadır. Bantu etnik grupları içerisinde de Bakongo (%16), Baluba (%18), Mongo (%13) ve Banjaruanda (%10) en önde gelen gruplar konumundadır. Nüfusun geri kalan %20’sinden %18’i Sudan topluluklarından, %2’si Nilotan topluluklarıdan oluşmaktadır. Ülke genelinde ise 20.000 ila 50.000 arasında Pigme yaşamaktadır.Ülkenin bağımsızlığını ilan ettiği tarihte 100.000 civarında olan ve çoğunluğunu Belçikalıların oluşturduğu Avrupalılar, günümüzde 20.000 dolayında bir nüfus oluşturmaktadır. Belçika’nın ülkenin bağımsızlığını kabul etmeden önce etnik gruplar arasındaki yapay sorunlar ülkenin tarihindeki tüm savaşların ve problemlein ana kaynağı olarak kabul edilmektedir.

Dil

Ulusal dillerin ülkede kullanım yaygınlığı

Ülke içerisindeki etnik grup çeşitliğine paralel olarak çok sayıda da dil kullanılmaktadır. Ülke genelinde 214 dolayında dil konuşulmaktadır. Ülkenin eğitimde, edebiyatta kullanılan resmi dili Belçika’nın kolonisi olması etkisiyle Fransızca’dır. Ülke genelinde Fransızca’nın kullanımı dışında dört adette ulusal resmi dil mevcuttur. Kongoca, Lingalaca, Svahili ve Ciluba dilleri de yaygın olarak kullanılmakta olup, Fransızca’nın dışındaki resmi dillerin de dört dilde ile sınırlandırılması da Belçika tarafından karara bağlanmıştır. Kongoca, geçmişte Kongo Krallığı’nda da kullanılan bir dil iken günümüzde Angola ve Kongo Cumhuriyeti’nde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ciluba dili sadece Kasai-Occidental ve Kasai-Oriental illerinden konuşulurken, Avrupalılar tarafından iletişim dili olarak kullanılan ve bu sayede yaygınlaştırılan Lingalaca ülkenin kuzey-kuzeybatı bölgelerinde Bangala topluluğu tarafından kullanılmaktadır. Bu dil özellikle Mobutu diktatörlüğü döneminde ülke içerisinde önem kazanmış, Mobutu ulusa seslenişlerini bu dil vasıtası ile gerçekleştirmiştir. Afrika kıtasının doğusunda yaygın olarak kullanılan ve çoğu ülkede resmi dil olan Svahili dili, DKC’de de kullanılmaktadır. Özellikle ülkenin doğu kesimlerinde konuşulan dil, Mobutu rejiminin sona erdirilmesi ile birlikte ordunun resmi dili olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Kongo kanunlarına göre yayımlanan bir yasa, kanun en geç 60 gün içerisinde diğer resmi dillerde de yayımlanmak zorundadır.

Din

Ülke genelinde nüfusun %80’i Hristiyan dinine mensuptur. Belçika sömürgesi olduğu dönemlerde gerçekleştirilen yoğun misyonerlik faaliyetleri neticesinde yerel dinlerden Hristiyan dinine geçen Kongoluların birçoğu da katolik mezhebine bağlı olarak dinini yaşamaktadır. Ülke nüfusunun %50’si katolik mezhebinde iken, %20’si protestan, %10’u ise bağımsız bir Afrika hristiyanlığı olan Kimbangizmi benimsemektedir. İslamiyet Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yoğun olarak görülen bir din olmayıp, ülke nüfusunun sadece %10’u islami değerlere uygun yaşantısını sürdürmektedir. Ülke nüfusunun geri kalan %10’luk dilimi ise Senkretizm ve diğer Afrika yerel dinlerine inanmaktadır.

Din Oran

Katolik 50 %

Protestan 20 %

Kimbangizm 10 %

İslam 10 %

Senkretizm ve diğer yerel dinler 10 %

Sosyal durum

Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. 2006 yılında Kongo hükumetinin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre nüfusun %76’sı çocuklarını okula gönderme imkanına sahip değilken, %79 yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdürmektedir. Yine aynı araştırmada nüfusun %81’i evlerde yeterli oda sayısına sahip değilken, %82’si tıbbi bakım olanaklarından faydalanamamaktadır. Ülke içerisinde genel olarak nüfusun %71’i ise açlık sınırının altında yaşamaktadır. Özellikle Équateur (Türkçe:Ekvator) ili ile iç savaştan en çok etkilenen Kivu illerinde yaşayan nüfusun çok büyük bir oranı açlık sınırının altında bir yaşam sürdürmektedir.

Sosyal sistem

Ülke genelinde var olan sosyal sistem dünyada ki en kötü sistemler biri olarak görülmektedir. Her ne kadar teorik olarak Belçika kolonisi olduğu dönemden kalan ve örnek alınabilecek bir sosyal güvenlik sistemi mevcut olsa da, pratikte hiçbir işlevi bulunmamaktadır. 1992 yılında hükumet tarafından alınan karar ile tamamen sonlandırılan sosyal güvenlik sisteminin yanı sıra devlet memurlarına verilen maaşlarda da tümüyle kesintiye gidilmiştir. Her ne kadar Mobutu iktidarının devrilmesinin ardından tekrar devlet personeline maaş ödenmesi yönünde çalışmalar gerçekleştirilmiş olsa da, bu yönde ki çabalar sonuçsuz kalmış, zaman zaman ödenebilen maaşlar memurların geçimi için yeterli düzeyde olmamıştır. Tüm bu gelişmeler neticesinde ülke vatandaşları devlet tarafından yapılması gereken ancak gerçekleştiremediği için aksayan işlerin ilerlemesi adına öğretmenlere, polislere, devlet memurlarına, doktorlara ücret öder bir duruma gelmiştir. Kongo-Fransızca’sında la motivation olarak adlandırılan bu uygulama hükumet tarafından yasaklanmak istense bile, görevliler ve sivil vatandaşlar tarafından yapılması gereken maaş ödemelerinin taahhütlere rağmen zamanında yapılamayacağı inancından dolayı pek kabul görmemiştir.

Sağlık

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde tıbbi imkansızlıklar had safhada yaşanmaktadır. Ülkede halkın sağlığını ön planda tutan bir sistem bulunmamaktadır, ülkede az sayıda var olan sağlık merkezleri de yıllar süren iç savaşlar nedeniyle kullanamaz bir hal almıştır. Ülkede doktor başına düşen hasta sayısı 10.000 dolayında olup, bu sayı DKC’ye benzer ülkelerin bazılarından bile 40 kat daha yüksek bir orandadır. 2005 yılında hükumetin açıkladığı sağlık bütçesi 1 milyon Dolar’ın da altında belirlenmiştir.

Ülkede ki sağlık problemlerin en büyük sebeplerinden biri olarak gösterilen temiz su bulamama olarak gösterilmektedir. Kırsal alanlarda halkın sadece %29’u temiz suya ulaşabilirken, şehirlerde bu oran %82 olarak ifade edilmektedir. BM’nin 2011 yılında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre su kaynakları açısından çok zengin bir olan DKC’de, ülke genelinde 51 milyon kişi temiz su sıkıntısı yaşamaktadır. Ülke genelinde kanalizasyonun yaygın olmaması nedeniyle ishal, yüksek ateşin yanı sıra sıtma, çeçe sineğinin neden olduğu uyku hastalığı ülkede yaygın olarak gözlenmektedir.

2003 verilerine göre DKC’de 1 milyondan fazla yetişkin HIV virüsü taşımaktadır. Bu oran yetişkinlerde ülke nüfusunun %4,2’sine denk gelmekte olup, sayı yüksek olmasına rağmen bu oran diğer tüm Sahraaltı Afrika ülkelerinin ortalamasının altında bulunmaktadır.

Eğitim

Ülke genelinde okuma yazma bilme oranı %67,2 (2001 verilerine göre Erkekler %80,9, Kadınlar %54,1) ile Mali ve Nijer gibi ülkelerden yüksek bir konumda olmasına rağmen, bu sayılar yıllar geçtikçe yaşanan iç savaşında etkisiyle azalmaktadır. 1995 yılında yapılan bir araştırmaya göre nüfusun %77’si okuma yazma biliyorken, bu oran 6 yıl gibi kısa bir sürede %67 seviyesine gerilemiştir.

Her ne kadar ülke genelinde devlet tarafından garanti altına alınan eğitim zorunluluğu bulunsa da, bu eğitimleri gerçekleştirecek eğitim kurumları yok denecek kadar az konumda olup, var olanlar ise devlet desteğinden yoksun kalmaktadır. 2008 yılında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre ülkede 39 öğrenciye bir öğretmen düşmektedir.

1950’li yıllara kadar o dönemki Belçika-Kongo olarak adlandırılan bölgede herhangi bir üniversite bulunmamaktaydır. İlk üniversite 1953 yılında başkent Kinşasa’da kurulan ve katoliklerin hakimiyetinde olan Lovanium Katolik Üniversitesi olmuştur. 1955 yılında ilk devlet üniversitesi olarak Lubumbashi’de kurulan üniversitenin haricinde üçüncü üniversite ise bu sefer protestanların hakimiyetinde 1962 yılında Kisangani’de kurulmuştur.

Mobutu’nun göreve gelişi ile birlikte 1971 yılında her üç üniversite de üç farklı şehirde kalmak üzere Université Nationale du Zaire adı altında tek çatıda birleştirilmiştir. 1981 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile de bu duruma tekrar bir son verilerek her üç şehirdeki üniversite tekrar ayrı birer üniversite haline getirilmiştir.

Siyaset

İdari yapılanma

Demokratik Kongo Cumhuriyeti merkezi bir yönetim ile idare edilmektedir. Ülkede toplamda var olan 11 bölgenin 10 tanesi il statüsüne sahip iken, başkent Kinşasa hiçbir bölgeye bağlı bulunmadan kendi başına bir bölge oluşturan Başkent Bölgesi statüsüne sahiptir. 2005 yılında kabul edilen bir yasa merkezi yönetim yetkilerini oluşturulacak bölgesel yerel yönetimlere bırakmayı, güncel olarak var olan 11 adet bölgenin oluşturulacak yeni bölgeler ile 25’e çıkmasını, bölgelerin elde edeceği toplam vergi gelirlerin %40’ını merkezi hükumete göndermeden kendisine alabileceğini öngörmekteydi. 2011 yılı için planlanan bu değişiklikler sadece teoride kalmış, Ocak 2011 tarihinde kabul edilen yeni yasa ile ülkenin bölgesel olarak yeniden yapılandırılması yasası tamamen geri çekilmiştir.

Aşağıda bulunan tabloda ülkenin güncel olarak var olan tüm bölgeleri yüz ölçümü ve nüfusu ile birlikte sıralanmıştır. Başkent Kinşasa resmi olarak hiçbir bölgeye bağlı olmayıp, Başkent Bölgesi statüsüne sahiptir.

DKC’nin illeri

İsim Başkent Yüz ölçümü Nüfus (2010)

1 Bandundu Bandundu 295.658 km² 8.062.463

2 Aşağı Kongo Matadi 53.920 km² 4.522.942

3 Ekvator Mbandaka 403.292 km² 7.501.902

4 Batı Kasai Kananga 154.742 km² 5.366.068

5 Doğu Kasai Mbuji-Mayi 170.302 km² 6.556.917

6 Katanga Lubumbashi 496.871 km² 5.608.683

7 Kinşasa Kinşasa 9.965 km² 8.900.721

8 Maniema Kindu 132.250 km² 2.049.300

9 Kuzey Kivu Goma 59.483 km² 5.767.945

10 Doğu Kisangani 503.239 km² 8.197.975

11 Güney Kivu Bukavu 65.070 km² 4.614.768

Ekonomi

1960 yılında bağımsızlığını kazandığında Afrika ülkeleri içerisinde yüksek ekonomik verilere sahip gelişmiş bir ülke konumunda olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, sahip olduğu birçok doğal maden zenginliklerine rağmen yıllar içerisinde yaşanan iç savaş ve yolsuzluklar nedeniyle günümüzde en kötü verilere sahip ülkelerden biri konumuna gelmiştir.

Ülkenin 2010 verilerine göre Satın alma gücü paritesi Gayrısafî yurtiçi hâsılası 23,117 Milyar ABD Doları düzeyinde, kişi başı GSYİH ise 328 ABD Doları seviyesindedir. 2011 verilerine göre enflasyon %13,3 düzeyinde gerçekleşmiş olup, yıllardır ülkede ABD Doları ikinci para birimi olarak çok sık olarak kullanılmaktadır.

Maden

Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünya üzerindeki yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklar bakımından en zengin ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle madencilik ürünleri ülkenin dış ihracat gelirlerinin ve döviz girişlerinin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. İhraç edilen ürünler arasında elmas, altın, koltan ve bakır önemli bir yer almaktadır. Ülkede koloni döneminden kalma maden yapıları ve gereçleri bakımsızlık nedeniyle neredeyse çökmüş bir konumda olup, günümüzde maden çıkartma işlemlerin çok büyük bir bölümü endüstriyel gereçlerden ve makinalardan yoksun, el ile yapılabilmektedir. Ülke nüfusunun önemli bir kısmına iş istihdamı sağlayan bu iş alanı devletin kontrolü altında bulunmaktadır.

Savaş dönemlerinde hem devletin hem de ayrılıkçı grupların en büyük gelir kapısını elde edilen maden zenginlikleri oluşturmuştur. Hem diğer komşu ülkeler hem de özel şahıs ve firmalar sistematik olarak ülkenin doğal zenginliklerini yağmalamış ve bu şekilde kazanç elde etmiştir. Doğu bölgelerdeki madenlerin gelirlerinin çoğunu ayrılıkçı gruplar elde ettiklerinden dolayı, kendileri adına savaş teçhizatlarına finansman sağlayabilmektedirler. Hükumet doğu bölgelerdeki yasa dışı yapıların madenlerden elde ettiği kaynakları sona erdirmek adına doğu bölgelerinde ki tüm madencilik faaliyetlerine Eylül 2010 tarihinde tamamen yasak getirmesi, yasal olarak kazanç sağlamaya çalışan iş sahiplerini ve çalışanlarını etkilemiş, yasa dışı üretim ön plana çıkarak ayrılıkçı grupların daha çok kazanç elde etmesine sebebiyet vermiştir. Bu durum karşısında hükumet Mart 2011 tarihinde getirdiği maden çıkarma yasağını sonlandırmak durumunda kalmıştır.

Petrol ve Doğalgaz

Demokratik Kongo Cumhuriyeti tahmini olarak sahip olduğu 180 milyon varil petrol rezervi ile petrol yatakları açısından da zengin bir ülke konumundadır. 2011 yılında günlük 20.160 varil petrol üretimi gerçekleştiren ülkede, petrol üretimi devlet tarafından desteklenmektedir. Bu işlemler sırasında doğaya ve insan sağlığına saygı gösterilmemesi ve ciddi zararların verilmesi de eleştirilmektedir.

Ülke şu anda daha henüz işletilmeyen 991,1 milyon metreküp rezervlik doğalgaz kaynaklarına da sahiptir.

Tarım

Ülke Belçika kolonisi olduğu dönemlerde ihracatını yapabilmek adına halk meyve, sebze ekimini zorlanmaktaydı. Koloni döneminin son yıllarında da Avrupalıların kurduğu büyük tarımsal işletmeler ile ihracatta artış sağlanması hedeflenmiştir. Bağımsızlığın kazanıldığı 1960 yılından itibaren ise tarım alanlarında ve tarım ile uğraşan sınıfta sürekli azalma gerçekleşmiş, özellikle 1973 yılında tüm verimli işletmelerin kamulaştırılması ile elde edilen mahsulün devlet tarafından alınması bu sektörü bitirme noktasına getirmiştir. Tarım ülke genelinde daha kazançlı bir zanaat olan madencilik nedeniyle ihmal edilmiş bir konumdadır. Ülkenin çoğu bölgesinde günümüzde gerçekleştirilen tarım faaliyetleri de şahsi tüketim ve satış için yapılmakta olup, büyük şehir pazarlarında ki olası şahsi satışlar ise var olan ulaşım sıkıntıları nedeniyle yaygın olarak gerçekleştirilememektedir. Ülke genelinde tarım ürünü olarak manyok, muz, kahve, şeker kamışı ve kauçuk yaygın olarak işlenmektedir. Ayrıca kereste ticareti de yüksek oradan gerçekleştirilmektedir.

Sanayi

Günümüzde sanayi sektörü ağırlıklı olarak çıkarılan madenlerin işlenmesi işlemi ile uğraşmaktadır. Genel itibariyle var olmayan büyük sanayi kuruluşları nedeniyle daha küçük işletmeler bu işlemleri gerçekleştirmektedir. Madenlerin işlenmesi haricinde var olan diğer orta ölçekli işletmeler ise tekstil, ayakkabı ve tütün ürünlerinin üretiminde faaliyet göstermektedirler.

Spor

Ülke genelinde en sevilen spor türü futboldur. Her ne kadar ülkede var olan stadyumların fiziki yapısı günümüz şartlarına uygun olmasa da, gerçekleştirilen futbol müsabakalarında stadyumlar seyirciler tarafından doldurulmaktadır. Demokratik Kongo Cumhuriyeti Milli Takımı 1968 ve 1974 ( o dönemki adı Zaire) yıllarında Afrika Uluslar Kupası’nı kazanarak önemli başarılar elde etse de, ayrıca Zaire olarak 1974 yılında siyahi Afrika kıtasının ilk temsilcisi olarak Batı Almaya’da düzenlenen 1974 FIFA Dünya Kupası’nda yer almıştır.

Ülkenin coğrafi büyüklüğü ve ulaşım imkanlarının kısıtlı olması sebebiyle ulusal bir lige sahip olmayan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bölgesel ligler düzenlemekte olup, bölgesel liglerin şampiyonları Coupe du Congo (Türkçe: Kongo Kupası) olarak adlandırılan mücadelelerde karşı karşıya gelerek ülkenin şampiyonunu belirlemektedir. Ülkenin en başarılı takımı olarak Lumumbashi şehrinin takımı olan Tout Puissant Mazembe’dir. Takım son ikisi 2009 ve 2010 yıllarında olmak üzere dört defa CAF Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş ve 2010 yılında da Afrika kıtasından giden ilk takım olarak FIFA Dünya Kulüpler Kupası’nda yer almıştır.

Paylaşım
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.