Ünlü Sözler Mevlanın ve Yunus Emrenin özlü sözleri

Edepli insan, edepsizin sıkıntısına tahammül eden insandır.

Hz. Mevlana

Ey gönül !
Aşık olunca kalbin öyle yüksek sesle atar ki, aklının sesini asla duyamazsın.

Hz. Mevlana

Elindeki tesbih’in imamesi gibiyim yar…
İtsen de çeksen de sana gelirim…
Hz. Mevlana

ünlü sözler

ünlü sözler

Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?

Yunus Emre

Ömrüm geçti ne yazık ki geç uyandım

Bu dünya bana baki kalır sandım.

Yunus Emre

Dünya mıknatıs gibidir, bütün samanları çeker, ancak özlü buğday, onun çekişinden kurtulmuştur.

Hz. Mevlânâ 

Cümleler doğrudur sen doğru isen,

Doğruluk bulunmaz sen eğri isen

Yunus Emre

Dertli adamın karanlıklarla, dumanlarla dolu bir gönül evi vardır, derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun.

Hz. Mevlana

 

mevlenadan harika sözler

mevlenadan harika sözler

İnsan dünyayı zapt eder, ama dilini zapt edemez.

Hz. Mevlana

Üzülme Can!
Doğruysan zarar gördüm deme.
Bil ki iyiler mutlaka kazanır.

Hz. Mevlana

Hz. Mevlana, evlerinde yiyecek olarak hiçbir şey kalmadığını söyleyen hanımına tekrar tekrar soruyor:

Gerçekten hiçbir şey kalmadı mı?

Evet diyor eşi. Hiç yiyeceğimiz kalmadı.

O yoklukta, tükenmez hazinelerin sahibini bulan Mevlana, ellerini kaldırıp:

Yarabbi, sana hamd-ü senalar olsun, diye dua ediyor. Evim, Peygamber s.a.v. hanesine benzedi.

Hz. Ali’ye sormuşlar, akıl insanın neresindedir? Verilen cevap müthiş…

“Akıl insanın kalbindedir.” Yani insanda hakikatı bulmak için beyin kâfi değil, gönüle ışık düşmeli ışık olmazsa göz neye yarar?

Hz. Mevlana k.s. Bu hususta ne demiş?

“Gönül güneşinin yanında kuru aklın kibrit alevi kadar değeri yoktur.”

Hz. Mevlâna’nın anlattığı bir hikayeye göre, bir gün bir sultan bir elçisini uzak bir şehre gönderir. Bir emaneti o şehrin valisine ulaştırmasını ister. Elçi yola çıkar. Meşakkatli bir yolculuktan sonra şehre varır. Şehre geldiğinde valiye emaneti ulaştırmak yerine başka işlerle meşgul olur. İlim meclislerine katılır. Şairleri dinler. Pazara gider, alışveriş yapar. İnsanlarla hasbihal eder. Bu gibi işlerle uğraşırken emaneti valiye ulaştırmayı unutur ve ülkesine geri döner. Sultanın huzuruna çıktığında o şehirde yaptıklarını ve bu gezinin kendisi için ne kadar faydalı olduğunu, ufkunun genişlediğini anlatır. Sultan emanetin yerine ulaşıp ulaşmadığını sorduğunda, elçi o konuyu tamamen unuttuğunu hatırlar. Ve çok mahcup olur, özür diler. Sultanın ona verdiği cevap ise kayda değerdir: “Ben seni o şehre tek bir iş için gönderdim. Sen ise onun dışında on iş yaptın ama asıl maksadına ulaşamadın geri geldin. Var bunun hesabını sen yap.”

Hikayedeki o tek iş Rabbimize kulluk vazifemizdir. On iş ise vazifemiz olmadığı ve bize faydası olmadığı halde ömrümüzü tükettiğimiz fuzuli dünyevi meşgalelerdir.

Sabır yoluyla belini bük nefsin. Çünkü nefis alçaktır, iyilik onu hizaya getirmez. Alçaklar cefada huzur bulurlar. Vefa gördüklerinde cefa etmeye başlarlar. Bu yüzden onların ibadethaneleri cehennemdir. Hırsızın, alçağın tapınağı zindandır, çünkü orada Hakkı’ı anmaya başlar. İnsanlıktan amaç kulluk olduğundan isyankârın ibadethanesi de cehennemdir.

Mesnevi

mesnevinin sözleri

mesnevinin sözleri

Kim bir şey isteyip de ciddiyet gösterirse istediğini bulur. Kim bir kapıyı çalmakta ısrar ederse o kapıdan girer.

Mesnevi

Sevgiden acılar tatlı olur. Sevgiden dertler şifa bulur. Sevgiden bakırlar altın olur. Sevgiden ölüler dirilir. Sevgiden padişah köle olur.

Mesnevi

O kötü karakterli Firavun, Hakk’a yakarmasın diye tüm ömründe bir sıkıntı görmedi.

Hak, ona bu dünyanın bütün mülkünü verdi de dert, sıkıntı ve üzüntü vermedi.

Allah’ı gizli gizli anmanı sağladığı için dert, dünya mülkünden iyidir.

Dertsizin yakarışı soğuk ve koftur.

Dertlinin yakarışı ise aşk ve içtenlik doludur.

Mesnevi

Hz. Mevlânâ’ya biri gelerek, Hakk’a ulaşmak istediği­ni söylemişti. Mevlana:

“Bâtılı (yanlış yolu) bırak!” buyurdu. Adam:

“Bâtıldan nasıl kurtulmalı?” sorusunu sorunca, Mevlânâ:

“Hakk yolunu tutarak” cevabını verdi.

Gerçek bir aşığın eski pabuçlarının tozunu; bu zamana şeyhlerinin, âşıklarının başına değişmem…

Hz. Şems-i Tebrizi k.s.

Kendisinden bir nasihat isteyen vezir Muinüddin Pervane’ye, Mevlana Hazretleri şöyle demiş:

“Duydum ki Kur’an’ı ezberliyormuşsun.”

“Doğrudur.”

“Şeyh Sadruddin’den de hadis okuyormuşsun.”

“Evet.”

“Sen Allah ile Peygamberinin sözünü dinlemedikten ve halka zulmettikten sonra, ben sana ne söyleyeyim, benim sözümü mü dinleyeceksin?”

Paylaşım
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. ahmet dedi ki:

    bu sözler çok güzel sizinde okumanızı tavsiye ederim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.