Ana SayfaHAYVANLAR ALEMİA dan Z ye kadarBülbül Hakkında Tüm bilgiler

Bülbül Hakkında Tüm bilgiler

Author

Date

Category

Konu hakkında özet bilgi

 

Bülbül (Luscinia megarhynchos), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından sesinin güzelliği ve gece ötüşüyle ün kazanmış olan ötücü bir kuş türü. Eski yazınımızda andelib ve hezar da denirdi. 

 

Türkçe

İngilizce

Fransızca

Almanca

BÜLBÜL (türkçe) anlamı

 

1. karatavukgillerden

sesinin güzelliğiyle tanınmış olan ötücü kuş (luscinia megarhynchos).sesi çok güzel olan kimse.

BÜLBÜL (türkçe) anlamı

 

2. (Arapça) Kadın ismi 1. Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. 2. Sesi çok güzel olan kimse. Bülbül Hatun Bayezid II.’in eşi. (Öl. Bursa 1515). Şehzade Ahmed’in annesi.

Bülbül hakkında bilgiler

 

Bülbül

Bülbül (Luscinia megarhynchos); Alm. Nachtigal (f), Fr. Rossignol (m), İng. Nightingale. Bülbül (Luscinia megarhynchos), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından sesinin güzelliği ve gece ötüşüyle ün kazanmış olan ötücü bir kuş türü. Eski edebiyatımızda andelib ve hezar da denirdi. Familyası: Karatavukgiller (Turdidae). Yaşadığı yerler: Eski ve yeni dünyâ kıtalarında, Akdeniz ülkelerinin orman ve bahçelerinde bol rastlanır. Özellikleri: Ortalama 16 cm boyunda, serçe iriliğinde ötücü ve göçücü bir kuş. Böcek, tırtıl ve yumuşak tâneli meyvelerle beslenir. Çeşitleri: Bülbül, ardıç, nar (kızılgerdan), Amerika nar, mâvi gerdan, çalı, Arap, İran bülbülleri en meşhurlarıdır. 

 

Ötüşü dillere destan olan, yapraklarını döken ağaç ve parklarda yaşayan bir kuş. Kışı geçirmek için Eylülde Orta Afrika’ya göç eder. Baharın gelişiyle nisan ayında yurdumuza döner. Gündüz gizlenir, gece göç eder. Bülbül ortalama 16 cm boyunda, sırtı kahverengimsi, karnı boz renkli, kuyruğu kestâne rengindedir. Böcek, tırtıl ve üzümsü tânelerle beslenir. Bülbül genellikle gece öter. Bâzan gündüz de öttükleri olur. Dişilerden daha iyi öten erkek bülbülün sesinde 24 çeşit nâme bulunduğu tesbit edilmiştir. İlkbahar mevsiminin eşsiz ötücüsü, şakımaya hazırlanırken, önce sesini tecrübe ediyor ve dinliyenin dikkatini çekmek istiyormuş gibi ufak bir giriş yapar. Sonra coşkunluğa gelerek boğazındaki kuvvet ve kudret nâmelerine büsbütün ferahlık vererek şakımaya başlar. Bülbülün feryâdı âşıkların feryâdı kadar tesirli olduğundan, ötüşü insanı şevke getirir. İnlemeleri kulağa aslâ bıkkınlık vermez. İnsan dinledikçe dinleyeceği gelir. Her ötüşüne başka bir üslûb ve edâ verir. Dinleyenin gönlünde sevgiye hâs duygular ortaya çıkar. Bülbül öterken kanatlarını çırpar. 

 

Toprağa yakın çalılık yerlerde iyi gizlenmiş yuvasına 5-6 tâne mâvi benekli yumurta bırakır. 13-14 gün kuluçkaya yatar. Bu sürede erkek dişisini ötüşleriyle eğlendirir. Erkek bülbül, dişisine yardım için öğle vakitleri birkaç saat kulaçkaya yatar. Yavrular 12-14 gün içinde gelişerek yuvayı terk eder. Genç bülbülleri kafeste beslemek mümkündür. Kafes bülbülü, karınca, krizalit, un böcekleri ve piyasada bulunan bülbül yemleriyle beslenebilir. 

 

Bülbülün İslâm milletlerinin edebiyatlarında önemli bir yeri vardır. Bülbül Eski Türk Edebiyatında âşığı temsil etmiştir. Sevgilisi ise güldür. Bu aşkın gül solunca sona erdiği söylendiğinden, mecâzî aşkın sembolü olmuştur. İlâhî aşkın sembolü ise pervane ve mum olmuştur. Ayrıca gül ve bülbül üzerine eserler de yazılmıştır. Fazlî’nin (ölm. 1564) ve Bahaî’nin Gül ü Bülbül adlı eserleri bunlardan birkaçıdır. 

 

Bülbül, Arapça بُلْبُلٌ bulbulun (ç. بَلابِل balābil) sözcüğünden gelir; Arapça’da ve Farsça’da bu isim, daha çok Pycnonotus türlerinin, en yaygın olarak da Pycnonotus barbatus’un adıdır. Luscinia megarhynchos için عَنْدَلِيب ʿandalīb (ç. عَنَادِل ʿanādil; عَنْدَلَ ʿandala “şakımak, ötmek”ten) ve هَزَار hazār kullanılır ki, Osmanlıca’daki andelib (ç. anadil) ve hezar (ç. hezaran) biçimlerini vermiştir.

 

 

Luscĭnĭa, -ae d. (luscĭnĭus, ĭi e.; luscĭnus, i e. = ἀηδών): Clus-cinia’dan /k/ düşmesiyle (bk. Clovis>Louis). [1] çru* “işit=” kökünden gelen Yun. κλύω ve/veya L. clŭĕō “ün salıyorum” fiilinden clus ve cănō “şakıyorum” fiilinden cinia: “Namlı ya da nağmezen (dişi) şakıyıcı”. Bayağı bülbülün adıdır.

megărhynchos: Yun. μεγᾰρύγχος’tan; μεγᾰ- “büyük” ve ῥύγχος, -εος (τό) “burun”: “Koca-burun”.

Özellikleri

15-17 cm (genellikle 16,5) uzunluğunda, 18-23 gr (genellikle 21 gr) ağırlığındaki bülbül, kızılkuyruğun dişisini andırır, ama bacakları ve kuyruğunun ortası koyu renk değildir. Üst tüyleri, kuyruk sokumunda ve sırtta kızıla çalan düz, sıcak bir kahverengidir; alt tüyleri uçuk nohudî kır olur, boğazı daha soluk renktedir. Erişkinlerde, gövdenin kırıyla kaynaşan uçuk devetüyü renginde silik bir göğüslük vardır. Kahverengi başın üstünde iri ve kara gözü, hafif, beyazımtırak göz çeperiyle öne çıkar. Kaş, açık kır rengindedir. Orta Asya’da yaşayan L. megarhynchos hafizi alt türünün kaş şeridi daha belirsiz ve soluktur. Dişi ve erkek birbirine benzer, yalnız erişkin erkeğin kanat uzunluğu 90 mm’den fazla, erişkin dişininki 83 mm’den az olur. 

 

Gençlik döneminde bülbüller, jüvenil kızılgerdanları andırırlar, ama farklı olarak kuyrukları kızıla çalar. Bu dönemde kafa ve kanatlar daha koyu ve soluk bir kahverengi üzerine daha açık, nohudî kahve beneklidir; gerdan kirli çopur olur. Kısmî gençlik ertesi karınsasına eylül başında girerler; küçük ve ortanca örtü telekleri, bazen de büyük örtüler ve en küçük uçma teleği yenilenir. 

 

İlk kışındaki bülbüllerin göz çeperi yetişkinlerinkinden silik olur; güzün karınsaya yeni girmiş olanlar, gençlikteki küçük ve ortanca örtü teleklerini muhafaza ederler, o yüzden bu teleklerde silik benekler vardır. İlk baharda karınsa tamamlandığında bu benekler silinir; fakat karınsa tamamlanmamışsa bile, baharda bu telekler kullanıla kullanıla yıpranıp düz bir renk almış olabilir. Örtü telekleri kısadır. Üreme ertesi karınsasına yine eylül başında girerler, karınsa tamamlandığında tüyleri erişkinlerinki gibidir. 

 

Bülbülün görünüşü, yakın akrabası ardıç bülbülüne çok benzediği için, alan çalışması sırasında ayırt edilmesi bazen imkânsızdır. Ardıç bülbülünün tüyleri genellikle silik boz-kahverengidir, yalnız bazı ardıç bülbüllerinin donu, aynı bülbülünkü gibi sıcak, tarçıni bir kahverengi olabilir. O zaman uçma teleklerine bakılır: Bülbülde, kanat kapalıyken genellikle yedi esas uçma teleği gözükür; birinci esas örtü teleği uzundur. Ardıç bülbülünde kanat kapalıyken genellikle sekiz uçma teleği gözükür; birinci esas örtü teleği kısadır. Ayrıca yakından bakıldığında, bülbülün kuyruk telekleri, kızıla daha yakın bir pas rengidir; kuyruk altı lekesiz, sade ve pas rengine çalan devetüyü rengindedir: ardıç bülbülündeki gibi nohudî beyaz ve silik çizgili değildir; boğaz ve gerdanında koyu kırçıllı lekeler bulunmaz (ama uçuk gri bir karaltısı olabilir). 

Dağılım, göç ve nüfus

Palearktik ve Habeşi biyocoğrafya sahalarında geniş alana yayılmış, göçmen bir kuştur. Yayılım sahalarına dair küresel boyutta bir ölçü verisi olmamakla, yalnız Afrika kıtasında 420.000 km²’lik bir yayılımları olduğu tahmin edilmektedir. Küresel nüfusu oldukça yüksek olup, yalnız Avrupa’da 8,5 milyon ilâ 23 milyon arasında birey olduğu varsayılmaktadır (2008 için hazırlanmakta olan BirdLife International raporu). Orta ve Güney Avrupa ile Orta Asya’da da dağılım alanları geniş olup, Britanya Adalarında yerel dağılım alanları vardır. Ardıç bülbülüne nazaran daha ılıman iklimleri seven bülbül, kışı başta Sahra, Mısır, Fildişi Kıyısı, Kenya, Kamerun ve Nijerya olmak üzere Afrika tropiklerinde ve Irak’ın bir bölgesinde geçirir. 

 

Batı nüfuslarını oluşturan Luscinia megarhynchos megarhynchos (Brehm, CL, 1831) alt türü, Sahra çölü ve Batı Afrika yağmur ormanlarıyla Uganda arasında geçirir. Avrupa’da üreyen bülbüller, güz başında temmuz-eylül aylarında yola çıkarlar. Doğu nüfuslarını oluşturan L. m. hafizi ve L. m. africana, kışı ekseriyetle Kenya ve Tanzanya’da geçirirler, fakat bu son iki alt türü birbirinden ayırt etmedeki zorluktan dolayı, göç hareketleri ve kışlaklarının kesin sınırlarıyla ilgili, 2008 itibariyle yeterli veri bulunmamaktadır. 

 

Yaşam Alanı

Ilıman ve sıcak iklim bölgelerinde, alçak fundalıkları ve kapalı katları olmayan, genç ağaçlardan oluşan meşcere, baltalık ağaç türleri bulanan yaşam alanlarını tercih ederler; özellikle de hem yırtıcılardan saklanmalarına, hem de yem ararken yuvalarını korumalarına elverişli olan fındık dallarında rastlanırlar. İngiltere’de, yaşam alanı niteliklerinin değişimi uğraması ve fundalık yoğunluklarını azaltan Çin munçağını ve karacayı orman habitatlarına entegre etme çalışmalarının bu ülkedeki bülbül nüfusunun düşüşüne katkısı olduğu bilinmektedir. 

 

Büyük olasılıkla diğer bölgeler için de gösterge değeri taşıyan, Almanya’nın Ren bölgesinde bülbül için şu aşağıdaki coğrafî parametreler tespit edilmiştir; 

 

Ortalama deniz seviyesiyle 200 metre arasında,

Büyüme mevsiminde ortalama hava sıcaklığı 14 °C’nin üstünde olan,

Hava sıcaklığının 25 °C’yi yılda en az yirmi gün boyunca geçtiği,

Yıllık 750 mm’den az yağış alan,

Kuraklık endeksi 0,35’nin altında olan,

Kapalı katları olmayan meşcereler.

 

 

Beslenme ve ekosistemdeki yerleri

Avlarını genellikle yerde ararlar. Küçük böcekler, larvalar, solucan vb. gibi canlı yemleri; sonbaharda da küçük yabani meyveleri tüketirler. 

 

Birçok diğer ötücü kuş gibi bülbül de, bitki ve fidanlara zarar veren böcekleri yiyerek bu bitkilerin gelişmelerine katkıda bulunur. Bilinen tek doğal düşmanı alaca baykuştur (Strix aluco) 

 

Üreme ve ömürlülük

Erkek bülbüllerin ötüş yetenekleri, dişileri cezbetmeye yöneliktir; ötüş repertuvarının genişliğinin bülbüllerde yaşla doğru orantılı olduğu ve yaşlı erkeklerin, gençlerden 53% oranında daha geniş bir sentaktik yelpaze kullandıklarını gösteren etütler sonunda, 180 ilâ 260 arasında farklı ötüş cümlesi kurabilen yaşlı erkeklerin çiftleşme şansının genç erkeklere göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Başarılı çiftleşme sonrası, erkek bülbüller ötüş biçimlerini değiştirerek, dişileri cezbetmek için kullandıkları ıslıklı ötüşlerini azaltır, eşleri kuluçkaya yatana değin gece ötüşünü keserler. 

 

Çiftleşme mevsimi, bülbüller için önemli bir rekabet dönemidir; şakımak için ciddi miktarlarda enerji sarf etmeleri gerektiğinden, ötüşler çoğu zaman erkeğin fizik kondisyonunun göstergesidir ve dişilerin yapacağı eş seçiminde başlıca etmendir. Kösnük ve atılgan ötüşlü erkeklerin çift bulma şansı daha yüksek olur. Bu azılı rekabetin nedeni, erkeklerin 49% kadarının, başarıyla çiftleşecek dişiyi hiçbir zaman bulamayacak olmasıdır. Erkekler, yuva sahanlığını cebren himaye ederler; geçmekte olan diğer kuşlarla dalaşır, bunları hiddetle kovalarlar. Bir erkek, bir mevsimde yalnız tek bir dişiyle çiftleşip onunla kalır. 

 

Bülbüllerde toplu çiftleşme dönemi her yılın mayıs ayı ortalarına denk gelir. Yuva çoğu zaman dişi tarafından fundalıklardan toplanan küçük dallar, kuru yaprak ve otlarla yapılır. Kuluçka 13-14 gün (asgari 12 gün, azami 16 gün; ortalama: 13,75 ± 0.83) sürer. Bir seferinde 4-5 (asgari 2, azami 6; ortalama 4.63 ± 0.73) yumurta bırakan dişinin yumurtaları 21 mm’ye 16 mm ebatlarında, yüzde altısı kabuk olmak üzere 2,7 gr ağırlığındadır. Cinsel erişkinliğe ilk sene sonunda girerler. Civcivler altrisyal; bir kuluçkadan çıkanların ancak 1-2 tanesi ergenliğe ulaşır. 

 

Bülbüller 1 ila 5 yaşına kadar yaşarlar (ortalama 3,80). Kayıtlara geçen en yaşlı bülbül bir kaynağa göre 10 yıl 11 aylıktır. 

 

Davranış

 

 

Çiftleşme mevsimi dışında münzevi; kışın, Afrika tropiklerine göç ederler. Mıntıkaına bağlıdırlar, fakat aralarında topluluk hiyerarşisi bulunmaz. Çiftleşme döneminde erkekler, dişileri cezbetmek için rakipleriyle ötme müsabakaları yaptıkları zamanlar, mıntıkalarını hiddetle savunurlar. Bülbül ötüşleri, iki gruba ayrılabilir: ıslıklı ve ıslıksız. Islıklı ötüş, mıntıka müdafaası ve eş cezbetmede kullanılır ve kolay ayırt edilir. Islıklı ötüş, erkek başarılı bir çiftleşme gerçekleştirdiği zaman diner. Dişiyi cezbetmeye çalışan erkek bülbül, gecenin 50%’lik kısmında ötmeye devam eder. Erkekler, öterken kilo kaybederler. Gece ötmelerinin birçok metabolik ardılı vardır; gündüzleri, daha büyük bir bedensel besin rezervi toplamak için yem arıyarak geçirmek zorunda kalır; bu esnada öterek dişilere kur yapmayı keser ve yırtıcı hayvanlar tarafından görünme risklerini artırırlar. 

 

Yoğun fundalıklarda gizlenen küçük kuşlar oldukları için, davranışlarının geri kalanı hakkında yeterince veri bulunmamaktadır; genellikle gözlemlendiklerinden daha sık işitilirler. Göç etmedikleri zamanlarda, ancak kısa, çoğu zaman bir daldan diğerine geçecek kadar mesafeler katederler. 

 

Ötüşü

Temas kurarken, sert ve kısa “tik” sesi çıkarırlar. Tan ve günbatımında, endişeli, zemberekli saati kurma sesine benzeyen “tik-ik-ik-ik…” biçimde ötüşleri vardır. Teyakkuz hâlinde, çok keskin ve tiz, yerini belirlemesi güç bir “tsiiip” sesi çıkarırlar. Gece göçü esnasında cılız ve boğuk bir “tsi” sesiyle haberleşirler. Şakımaları tiz, uzayıp titreşen seslerle başlayarak peslere inerken ivme kazanır. Hiçbir hece bir diğerine benzemez. 

 

Alt türleri

 

 

Luscinia megarhynchos africana (Fischer & Reichenow, 1884) Kafkaslar, Doğu Anadolu ve İran

Luscinia megarhynchos hafizi (Severtzov, 1872) Aral Denizi, Doğu Türkmenistan ve Moğolistan

Luscinia megarhynchos luscinioides (Jordans, 1923)

Luscinia megarhynchos megarhynchos (C.L.Brehm, 1831) Avrupa ve Mağrep, Güney Rusya’da batıda Kırım ve Taman yarımadasına kadar, Orta Doğu’da Orta Anadolu’dan Filistin’e kadar

 

 

Kaynaklar

http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BClb%C3%BCl Rehber Ansiklopedisi

Lars Svensson (metin ve haritalar), Peter Grant (metinler), Kilian Mullarney ve Dan Zetterström (illüstrasyonlar). Fågelguiden, Europas och Medelhavsområdets fåglar i fält. Albert Bonniers Förlag, Stockholm, 1999. ISBN 91-34-51038-9

 

 

Wink, Michael (1973): Die Verbreitung der Nachtigall (Luscinia megarhynchos) im Rheinland. Charadrius 9 (2/3): 65-80. in German PDF fulltext

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Son Yorumlar