Ana Sayfa SÖZLER Anlamlı sözler Hapishane Sözleri – Cezaevi Sözleri – Makhum Sözleri

Hapishane Sözleri – Cezaevi Sözleri – Makhum Sözleri

0
3937

Sayfanın Konusu ; Hapishane sözleri, Mahkum Sözleri, cezaevi sözleri ,Mahkumdan annesine sözler ,mahkumdan sevgilisine sözler , cezaevi sözleri kardeşe , mahkum şiirleri ,hapishane mesajları ,hapishane resimli sözler , cezaevi sözleri 2019

Ölecek kadar dertli değiliz ama – Yaşayacak hevesimiz de kalmadı …!

Güneşin sözü var bize de doğacak annam elbet birgün

Güneş bizede doqacağ az kalıdı.

En Büyük Cezaevi : Taş DuvarLarın Demir ParmakLıkLarın Arkası DeğiL ; inSanın Kafasının iÇinde Ki DüşünceLere VuruLmuş PrangaLardır ..!

Kaderin de ne varsa kişinin onu yaşar yukarıdaki ne yazmış ise hakkında onu yaşar ve yaşayacaksın…!

Utancımızdan değil yapılan kahpelikleri görmemek için eğik başımız.

Biz Kaybedeceğimiz Herşeyi Kaybettik.
Şimdi Kaybedeceği Olanlar Düşünsün…

Çok Cigara İçiyorsun Dediler GüLdüm
Ve Dedimki Yüksek DağLar Dumansız OLmaz…

İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.” Victor Hugo

”Ne güzel şey hatırlamak seni: Ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken…”

Yaptıklarımdan Dolayı Pişman Değilim. Tam Aksine Aklım Hala Yapamadıklarımda Hakim Bey..!

Gece ve gündüzün bir önemi yok; sensizliğin rengi hep aynı.

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…

Başın öne eğilmesin, aldırma gönül, aldırma. Ağladığın duyulmasın, aldırma gönül, aldırma.

Bunu da yaz hâkim bey umutsuz olan bedendir hayaller değil!

Parmaklıklar arasında verecek ne acım kaldı ne başka bir şey benim mutluluktan alacağım var..

Çıkmaz bir sokakta paket oldu bütün hayallerim, şimdi çıkmayan bir tahliyenin ardında gençliğim

Biz rengârenk hayatların renkli çocukları değil, karanlık bir hayatın kader mahkûmlarıyız.

Gardiyan süre bitti dediğinde, anlarsın o zaman vefasızca gidişleri…

Yar olmadı bana devir her günüm bir başka zehir hapishanelerde demir parmaklıklara sarıldım.

Fotoğraflara bakmak hasret giderseydi, cezaevindekiler tahliye beklemezdi.

Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Kurşun ata ata biter yollar gide gide biter; ceza yata yata biter; aldırma gönül, aldırma.

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de! Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Adaleti olmayan bir semtin zifiri karanlığında kayboldu gitti gençliğimiz.

Başımıza ne geliyorsa
“O ÖYLE BİRİ DEĞİL, O YAPMAZ ! “
dediklerimizden geliyor hep yeğen .

Kelepçe vurulmuş olsa da yarınlarıma çıkıp sana geleceğim yarın…!!!

Yeryüzünde bir kaçış umudu var. O da ölüm, ölüm! Fakat burada ölüm de yok. Bizler mahkumuz, duyuyor musun? Kör bir iradeye mahkumuz.

Özgür Mahkum. Işıkları Kapat. Tutulmuşum bi sevgiliye ve olmuşum tutsak. Mühebbet yemişten farklı değilim, Ne demir parmaklık var, nede ayağımda pranga.

Neredeysen çık gel kurbanın olam

cézä Ev!né GiRm!ş GöRüŞ ßéKLiY0r…
MäHkéMéYé çIkMış CéZä äLıy0r..
CéZä äLmIş SüRgÜnÉ GiDiy0r…
Hän! MahKuM aĞläMäzDı NiYé äĞLıy0r
…:?
NäSıRLäŞmIş ÉlléRi v0Ltä äTıy0r…
… …
….DuVäR d!ßinNdé 0tUrMuş MéKtUp ßéKliy0r…
SéVd!ğ!n! özLém!ş ÄcI çÉk!y0r…
Hän! MäHkUm äĞLäMäzDı NiYé ÄğLıy0r..

Bu dünyada öyle insanlar var ki.. Eskiciye satsan, karşılığında mandal bile alamazsın.

Gönlüme, hapis oldum çıkamıyorum İçimdeki parmaklığı aşamıyorum Avluya çıkıp, hücreme dönüyorum özgür uçan kuşların ardından bakıyorum. Ne zaman af çıkar… Yüreğim inan bilmiyorum.

cezaevi sözleri
mahkum sözleri

Mahkum edilemeyecek kadar değerli ; Serbest bırakılmayacak kadar tehlikeliyiz.

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan! Dakika düşelim, senelik paydan! Zindanda dakika farksızdır aydan. Karıştır çayını zaman erisin; köpük köpük, duman duman erisin!

Göklerde kartal gibiydim kanatlarımdan vuruldum mor çiçekli dal gibiydim bahar vaktinde kırıldım.

Duvar duvar duvar sana ne desem ki ah incitmeden gözlerini mahkûmun her taşını kırmalı bir bir gerisi laf-ü güzaf.

Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar.

Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de, geri adam, boynunda yafta… Halimi düşünüp yanma Mehmed’im! Kavuşmak mı? Belki… Daha ölmedim!

Merak etme yeri geldiğinde dik yürümeyi de biliriz savcı bey!

Ranzalar belimi acıtıyor anne
güneşimi kapatıyorlar
Dayanamıyorum artık
Nerde dost, Nerde akraba
Gardiyan Işıkları kapatma
Mahkum Karanlıkta Özgürlüğünü Arayamaz.. ;(

Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın. Solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana…

Biz hiçbir şeyi zamana bırakmadık, her şeyi Allah’a emanet ettik…

Özgür Mahkum. Işıkları Kapat. Tutulmuşum bi sevgiliye ve olmuşum tutsak. Mühebbet yemişten farklı değilim, Ne demir parmaklık var, nede ayağımda prang

Giyecek çamaşır getirdim sana adettir diye değil, sevdim diyedir bağışla, eski biraz bedenim uygundur diye bedenine elimle yıkadım, ütüledim elma ağacında kuruttum…

Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır.

Zindanlar her ne kadar kör ve karanlık olursa olsun umutlar her zaman aydınlıktır*** Sabır sabırr..!!

Memurlar çevirir seni , üstünde de emanet vardır hani ; Bi türlü anlatamazsın derdini , başlarlar hemen gebete şekli .. işte o anki sıkıntılı düşünceler gibidir .. Bir muhkumun annesiz geçen GünLeri .
Bir bardak çay eşliğinde muhabbet için,
Ömür boyu beklemeye değer insanlar var..

Hani bir dışarda olsam, hep yürürüm, durmam. Benimle beraber yürür gökyüzü, toprak, hürriyet, benimle beraber. Gökyüzü, toprak ve hürriyet, ne güzel şeyler.

Tüm kader mahkumlara öncelikle af yakınlarına da sabır dilerim Allah yardımcınız olsun tabi benimde…

Ranzalar belimi acıtıyor anne, güneşimi kapatıyorlar. Dayanamıyorum artık, nerde dost, nerde akraba. Gardiyan ışıkları kapatma, mahkum karanlıkta özgürlüğünü arayamaz.

O kadar yakındasın ellimi uzatsam değecek kadar demir parmaklıklar tel örgüler kalın duvarlar var buda geçecek sabır…

Her gecenin sabahında ölür sanki mahkumlar çünkü her gece bir hayale uyurlar sabahları başka kabuslarla uyanır ve her gün aynı günün tekrarı gibi geçer ne zordur mahkum kalmak

İçin acır beli edemezsin özlersin beli edemezsin isyan edersen ne çare kimse feryatlarını duymaz Allah bütün kader mahkumların yardımcısı olsun Allah kurtarsın.

Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek: filânca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya…

Hani bir dışarda olsam, belki günlerce, uyumam. Sabahları yok artık o kahpe uyanışım. Duvarda kaldı gözlerim. Dalmışım.

Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine: bir çekmece bir yüzük ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak hürriyetin sütbeyaz maviliğine sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Bir dost ve kardeş eliyle işlenmiş boncuktan bir tespih armağan geldi bana. Göz nuru dökülmüş, özenilmiş, içten bir selam gibi insandan insana.

Bileklerimizi morartmış yeni alman kelepçeleri. Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra, sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik, başımızda prensip sahibi bir başçavuş, Niğde üzerinden adana cezaevine gidiyoruz… Bi sen eksiktin ay ışığı gümüş bir tüy dikmek için manzaraya! Can Yücel

Değerini arttıran bu armağanın bir hapishaneden bir başka hapishaneye gelmesiydi şiirde böyle bir şey olmalı diye düşündüm: en acımasız günde de savunabilmek inceliği. Ataol Behramoğlu

Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar bursa kalesinde. Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar, en âlâ mertebeye ermiş yatar, yatar bursa kalesinde. Memleket toprağındadır kökü, Bedreddin gibi taşır yükü, yatar bursa kalesinde. Yüreği delinip batmadan, şarkısı tükenip bitmeden, cennetini kaybetmeden, yatar bursa kalesinde.

Etrafımda Aqaçlar Olmasa Bile Benim Masmavi Bir Gökyüzüm Var Ne Zaman Bitecek Cezam Bilmesemde Özgürlüge Olan İnancım Var Parmaqımda Alyansım Olmasa Bile Kolumda Demirden Bir Kelepcem Var 14adımda Voltam Tükense Bile Daha Dışarıda Yürüyecek Çok Yolumuz Var !

Süngüye çekilirim dar mapuslara çırılçıplak düşlerimle akşama dar vakte kadar sigara dümanına bırakırım mahzunluğumu.

Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, yastığım, ranzam, zincirim, uğruna ölümlere gidip geldiğim, zulamdaki mahzun resim, haberin var mı? Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, karanfil kokuyor cigaram dağlarına bahar gelmiş memleketimin… Ahmed Arif

Hayat bir mezarmış çözemedim son kez ellerinden öpemedim uyan babam uyan kader utansın…

Yalnızlık nöbetleşe bir devriye voltasında eksilen-eksilten umutların. Zamana karşı duran bekçisiyim ben seni, pencereden içeri vuran deli bir rüzgardan dinlerim bazen ve düşünürüm seni seni, ahhh… Seni yanan cigarada susarak, susayarak bu mapushane gecelerinde…

Kutu içinde beş ranza beş ranza içinde mezar çukuru soğur geceleri üşür fidelerim payımda yoksun bir bahar. Tutunamıyorum salkımlarına parmaklıklarına penceremde boy veren benzi tedirgin ışığa…

Pencereme ay düşmüyor artık, kirpiklerime yağmur yağmıyor. Güneşi özedim anne, yıldızlar kaymıyor. Çocuklarım çocukluğumdur gençliğim sürekli koşan bir at, kanadımı kırdılar anne hayallerim şimdi hayal oldu.

Çok şeyim oldu bu yaşa kadar: söğütten atım oldu, askerde mavzerim; bunlardan başka daha nelerim! Kerhaneden dostum oldu, hapsanede postum oldu; ben sonuncusunu severim.

Etrafımda ağaçlar olmasa bile benim masmavi bir gökyüzüm var ne zaman bitecek cezam bilmesem de özgürlüğe olan inancım var parmağımda alyansım olmasa bile kolumda demirden bir kelepçem var 14adımda voltam tükense bile daha dışarıda yürüyecek çok yolumuz var…

Kimine göre kralım kimine göre yalanım ayık olsun bi memleket bn adamına göre adamım yok öyle teslim olup yaşamak umudunu dipsiz kuyulara atmak aynı gökyüzü altında savaşmak yaşamak değil hasreti çekmek zor güzeli unutmak değil özleyip de gardaşını görememek zor!

Bir dost ve kardeş eliyle işlenmiş boncuktan bir tespih armağan geldi bana. Göz nuru dökülmüş, özenilmiş, içten bir selam gibi insandan insana. Değerini arttıran bu armağanın bir hapishaneden bir başka hapishaneye gelmesiydi.

Bulutlardan haber saldım sen gelecektin. Yağmur yağdı gözlerime sen silecektin ama taş duvarlar sıkar beni gönlüm dağlarda. Resmin çizdim hasret kokan duvarlarıma, güller diktim penceremin ön tarafına.

Memur Bey Karanlıkta ifade Vermeyi Sevmiyorum
Bir Çakmak Çakalım Hem Ortalığı Aydınlatalım , Hemde Kaybolan Adaleti Arayalım. . !

Ceza Evine Düşmemek İçin Dua Etmedim.
Ancak Her Gece ;
Mutlaka İnsanoğlunun Eline, Düşmemek İçin Dua Ederim.

Bizde Dost Dediğin Mermi Gibi Olur ,
İhtiyacın Olduğunda Namlunun Ucunda Hazır Durur.

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…

Her gecenin Sabahında Ölür sanki mahkumklar
çünkü hergece bir hayale uyurlar sabahları başka kabuslarla uyanır
Ve hergün aynı günün tekrarı gibi gecer ne zordur mahkum kalmak
İçin Acır beli edemezsin özlersin beli edemezsin İsyan edersen ne çare kimse feryatlarını duymaz Allah bütün kader mahkumların yardımcısı Olsun Allah Kurtarsın . !

O KADAR YAKINDASIN ELLİMİ UZATSAM DEĞCEK KADAR DEMİR PARMAKLIKLAR TEL ÖRGÜLER KALIN DUVARLAR VAR BUDA GEÇEÇEK SABIR…….?

Derdin olsa dermanin yok feryadin olsa seni düyan yok hakli olsan hakkin yok umudun olsa yarinin yok kardeşin olsa güvenin yok isyanin olsa gücün yok ranzalar pas tütmüş düvarlar yosün tütmüş sayim saati geldiğinde kurbaklik gibi sayilirsin daha özgür güzel günler göreceğim diye gün kendini avütürsün. Her Demir kapi üstüne kapandiğinda için ürperır her görüş günü sabahtan erken kalkarsin en güzel elbiseni giyersin sanki mütlülün çoçüklar gibi süvarin içine siğmz akşam oldüğünda hayellrinle çayinla tesbihinle Voltana çikarsin bügünde ölmedim anne ALLAH kader mahkümlarinin yar ve yardimcisi olsün.

Çözüldü elimden kelepçe.
Memurun suratımdaki gülümseye ‘ Allah bir daha düşürmesin ‘ cevabını verdiği zaman, anladım ki özgürüm.
Bisbütün kaldığım yerden devam etmekte olan hayatımdan, bu son reklamdı onlara..
Yeniden tutunmaya çalışıyorum hayat senaryosunda, her tarafım çakallarla çevrili olmasına rağmen, semte ilk adım atışımda gözlerini gördüğüm o güne gelelim şimdi..
Ayaklarımın bağı çözülüp, gözlerim bir harmanlıkla baktı gözbebeklerine, bak tutuksuz yargılandım yine..
Bu sondur belkide.
Gardiyan’ın o görüş saatleri dışında başka bir sike yaramadığı o mapushanenin paslı demirlerinden uzanan ellerime yetişmeni istedim sadece.
Yetişmedin, ölemedim..
O yüzdendir bu hayatla mücadele nedenim.
Bir kez bile işimi rast getirmedi kaderim, o yüzden gülemedim.
Ve ya seni bana yazmadı Yaradan, o yüzdendir bu iç çekişlerim.
Benim hayatımı sikti, O yüz’ündeki gülüşün..
O yüz’dendir bu yüzsüzlüğüm.
Gelmelisin, elimde kaldı yüzüğün..

Adaletin Şerefi , Şerefsizlerin Eline Geçmiş .
Kiminin Namusu Yok, Kiminin Şerefi Yok, Kiminin Adamlığı Yok !
Açık ve Net Söylüyorum ;
– BENİM DE BU KAHPE DÜZENE EYVALLAHIM YOK . . !

Ayır Bizi Hakim Bey.
Zaten Görücü UsuLü Evlendik.
Ne Ona Sordular Bunu Alırmısın Diye.
Ne Bana Sordular Dünyaya Gelirmisin Diye !.

ßir Güzele İsmini Sordum AçılmamiŞ Dedi
Güller Solmaz Dedim
Gülelek manyak Dedi
ßir Öpücük İstedim Mahkuma Yasak Dedi
Mahkum Aldatmaz Dedim
Yaklaş Dedi
Tam Öpecektim
(KAHPE GARDİYAN)
Geldi Kalk Kalk sayım War Dedi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here