İSVİÇRE ÜLKESİ VE HAKKINDA HERŞEY

0
231

Ulusal Marş: İsviçre Ulusal Marşı

Başkent  Bern

46°57′K 7°27′D

Resmî dil(ler) Almanca (%73,2),

Fransızca (%23,1),

İtalyaca (%6,1),

Romanşça (%0,7)

Etnik gruplar Yerli (%71,1),

Yabancı (%28,9)

Milliyet İsviçreli

Yönetim biçimi Doğrudan demokrasinin unsurları ile

Federal cumhuriyet

– Federal Konsey Doris Leuthard

Eveline Widmer-Schlumpf

Ueli Maurer

Didier Burkhalter

Simonetta Sommaruga

Johann Schneider-Ammann

Alain Berset

– Konfederasyon Başkanı Simonetta Sommaruga

– Federal Şansölye Corina Casanova

Kuruluş

– Kuruluş tarihi 1300 civarı

– de facto 22 Eylül 1499

– de jure 24 Ekim 1648

– Yeniden yapılanma 7 Ağustos 1815

– Federal devlet 12 Eylül 1848

 

 

Yüzölçümü

– Toplam 41.285 km²

15,940 mil²

– Su (%) 4.2

 

 

Nüfus

– 2012 tahmini 8.000.000

– 2000 sayımı 7.452.075

– Yoğunluk 194/km²

477.4/mil²

GSYİH (SAGP) 2005

– Toplam 264,1 milyar $

– Kişi başına 32.300 $

GSYİH (düşük) 2005

– Toplam 367,5 milyon $

– Kişi başına 50.532 $

İGE ▬ 0.947 (yüksek)  (2004)

Para birimi İsviçre frangı (CHF)

Zaman dilimi CET (UTC+1)

– Yaz CET (UTC+2)

ISO 3166 kodu CH

Internet TLD .ch

Telefon kodu +41

 

 

federal otoritelerin merkezi Bern ile birlikte 26 kantondan oluşan federal cumhuriyet. Batı Avrupa’da bulunan ülkenin kuzey sınırında Almanya, batısında Fransa, güneyinde İtalya, ve doğusunda Avusturya ile Lihtenştayn yer alır.

İsviçre denize kıyısı olmayan, Alpler, İsviçre Platosu ve Jura Dağları arasında bölünen, 41.285 km2 yüzölçümüne sahip bir ülkedir. Alpler toprakların daha fazla bölümünü işgal ederken, yaklaşık 8 milyon insandan oluşan İsviçreli nüfus çoğunlukla en büyük şehirlerin bulunduğu platoda yoğunlaşmıştır. Bu şehirlerin arasında iki küresel kent ve ekonomik merkez olan Zürih ve Cenevre de vardır. İsviçre Konfederasyonunun uzun bir silahlı tarafsızlık tarihi vardır -1815 yılından bu yana uluslararası bir savaş durumu olmamıştır- ve 2002 yılına kadar Birleşmiş Milletler’e katılmamıştır. Yine de etkin bir dış politika sürdürmektedir ve sıklıkla dünya çapında barış kurma girişimlerine katılır.İsviçre aynı zamanda Kızılhaç’ın doğduğu ülkedir ve ikinci büyük BM merkezi de dahil olmak üzere çok sayıda uluslararası organizasyonun ev sahibidir. Avrupa seviyesinde, Avrupa Serbest Ticaret Birliğinin kurucu üyelerindendir ve Schengen Bölgesinin bir parçasıdır – yine de dikkate değer olarak Avrupa Birliğinin ve Avrupa Ekonomik Alanının bir üyesi değildir.

İsviçre kişi başına düşen net olmayan yerli ürün bakımından dünyadaki en zengin ülkelerden biridir ve her bir yetişkin için en yüksek malvarlığına (finansal ve finansal olmayan) sahiptir.Zürih ve Cenevre sırasıyla dünyadaki ikinci ve sekizinci yaşam kalitesine sahip şehirler olarak sıralanmaktadır.Nominal (GSYİH) bakımından dünyanın on dokuzuncu, satın alma gücü paritesine göre otuz altıncı büyük ekonomisine sahiptir. Malların ihracatında yirminci, ithalatında on sekizinci sıradadır.

İsviçre dil ve kültür açısından dört ana bölgeye ayrılabilir: Almanca, Fransızca, İtalyanca konuşulan bölgeler ile Romanşça konuşulan vadiler. Bu nedenle, çoğunluğunun Almanca konuşmasına karşın ortak etnik ya da ortak dile bağlı bir İsviçre ulusundan sözedilemez. Ülkeye duyulan güçlü bağlılık duygusunun kaynağı ortak tarihsel zemin, federalizm ve doğrudan demokrasi gibi paylaşılan değerlerve kendini Alplerde yaşayanlar olarak tanımlama üzerine kurulmuştur.İsviçre Konfederasyonu’nun kurulması geleneksel olarak 1 Ağustos 1291 olarak kabul edilir ve her yıl yıldönümünde İsviçre Ulusal Günü kutlanır.

Etimoloji

Türkçede başına “i” harfi eklenerek Latince kökenli dillerden aktarılan İsviçre sözcüğü, İngilizcedeki Swiss sözcüğü gibi 16. yüzyılda kullanılmakta olan Fransızcadaki Suisse sözcüğünden gelmektedir.Ülkenin İngilizcedeki adı olan Switzerland, 16. ve 19. yüzyıl arasında kullanılan; fakat günümüzde kullanılmayan ve Swiss ile aynı anlamdaki Switzer sözcüğünden üretildi.Switzer sözcüğü ise Alemancadaki Schwiizer sözcüğünden üredi. Schwiizer şu an Schwyz kantonu olan bölge ve bu bölgede yaşayanlar için kullanılan bir terimdi ve aynı zamanda Eski İsviçre Federasyonunu oluşturan orman kantonlarından biriydi. 14. yüzyıldan beri kullanılmakta olan Ant kardeşliği (Almanca: Eidgenossen) sözcüğünün yanında, 1499’daki Swabian Savaşı’ndan sonra Swiss/Schweiz/İsviçre sözcüğü de sahiplenilmeye başlandı.

Bir yer ismi olarak Schwyz ise ilk olarak 972’de Eski Yüksek Almancada Suittes biçiminde ve muhtemelen “yakmak” anlamındaki suedan sözcüğü ile ilişkili olarak ormanlık alanları yakarak yerleşime açmak anlamında kullanıldı.Sözcük 1499’daki Swabiyan Savaşı’na kadar sadece kantonu nitelemek için kullanılırken, giderek aşama aşama tüm konfederasyonu niteler hale geldi.Ülkenin İsviçre Almancasındaki adı olan Schwiiz çift anlamlı olarak hem kantonu hem ülkeyi ifade etmek için kullanılsa da, ülke adı kullanılırken başına die tanımlığı getirilmektedir. Yani İsviçre için d’Schwiizikanton ve kantondaki şehir için sadece Schwyz kullanılmaktadır.

Yeni Latince ifade Confederatio Helvetica (Helvetler Konfederasyonu) İsviçre’nin federal bir devlet olarak 1848’de kurulmasından sonra tedrici bir biçimde gündeme geldi. 1879’da paraların üzerinde görüldü, 1902’de İsviçre Federal Sarayı’nın üzerine yazılarak tescillendi ve 1948’den sonra da resmî devlet mühürlerinde kullanılmaya başlandı.Sözcük, Antik Romalılar döneminden önce İsviçre Platosu’nda yaşayan ve Galyalı bir topluluk olan Helvet kabilesinden (Latince: Helvetii) üretildi. Helvetia, Johann Caspar Weissenbach’ın 1672’de sergilenen bir oyununda alegorik bir kadın kahramandı ve 17. yüzyılda İsviçre konfederasyonunun ulusal alegorisi haline geldi.

Dört resmî dilden herhangi birine öncelik vermemek amacıyla Latince kullanılır. Ülke kısaltması olarak (CH) kullanılmasının nedeni de budur. Fransızca (Confédération suisse), İtalyanca (Confederazione Svizzera) ve Romanşça (Confederaziun svizra) resmî adları “İsviçre Konfederasyonu” olarak çevrilirken; Almanca resmî ad olan Schweizerische Eidgenossenschaft, “İsviçre Ant Kardeşliği” ya da “İsviçre Sözleşme Ülkesi” anlamına gelmektedir.

Tarihçe

İsviçre tarihi

İsviçre bir devlet olarak 1848 yılındaki İsviçre Federal Anayasası’nın kabulünden bu yana varlığını sürdürür. Bu devletin temelini oluşturan konfederasyonun kuruluşu ise 13. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir.

Erken dönem tarihi

Bölgede en eski insansı (hominidae) varlığı 150.000 yıl öncesine kadar uzanır. En eski tarım yerleşimiyle ilgili bulgulara ise Gächlingen’de (MÖ 5300’lü yıllardan kalma) rastlanır.

MÖ 44 yılında kurulan ve Ren Nehri üzerindeki ilk Roma yerleşimi olma niteliği taşıyan Augusta Raurica.

Hallstatt ve La Tène kültürü (adını Neuchâtel Gölü’nün kuzeyinde bulunan La Tène arkeolojik kazı alanından alır) bölgede bilinen en erken kültürel kabilelerdir. La Tène kültürü muhtemelen Antik Yunan ve Etrüsk medeniyetlerinden etkilenerek geç Demir Çağı döneminde gelişip yayılmıştı. İsviçre bölgesindeki en önemli kabilelerden birisi de Helvetlerdi. MÖ 58 yılında gerçekleşen Bibracte Muharebesi’nde Julius Caesar’ın orduları Helvetleri yenilgiye uğratmış,daha sonra da (MÖ 15) Tiberius (2. Roma İmparatoru) ve kardeşi Drusus Alpleri tümüyle fethedip Roma İmparatorluğu’nun parçası haline getirmişti. Helvetilerin yaşadığı bölge önce Roma’nın Gallia Belgica eyaletinin parçası olarak Confoederatio Helvetica adını aldı, daha sonraları ise Germania Superior eyaletinin parçası oldu. Günümüz İsviçre’sinin doğu kısımları ise Raetia eyaletine katılmıştı.

4. yüzyıldan itibaren İsviçre’nin batı bölgesi Burgonya Krallığı’na aitti. Alamanların 5. yüzyılda İsviçre Platosu’na, daha sonra 8. yüzyılda Alp vadilerine yerleşmesi sonucunda erken Orta çağ döneminde (Frank İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar) günümüz İsviçre toprakları Burgonya ve Alaman krallıkları arasında ikiye bölünmüş vaziyetteydi.6. yüzyılda bütün İsviçre bölgesi Frank İmparatorluğu egemenliği altına girdi. 6. 7. ve 8. yüzyıllar boyunca da bölge Frank hegemonyası altında kaldı. Şarlman dönemindeki genişleme döneminden sonra Frank İmparatorluğu, 843 tarihli Verdun Antlaşması ile ikiye ayrıldı. İsviçre toprakları da Orta Francia ve Doğu Francia krallıkları arasında paylaşıldı. Kutsal Roma Germen İmparatorluğu döneminde, 1000 yılı civarında bu bölge yeniden tek bir idare altında toplandı.

1200’lü yıllara gelindiğinde İsviçre platosu Savoie, Zähringer, Habsburg ve Kyburg hanedanları tarafından idare edilmekteydi. Uri kantonu, Schwyz kantonu, Unterwalden (Waldstätten) gibi bazı bölgeler de imparatorluğun doğrudan kontrolü altındaydı (Reichsfreiheit). 1264’te Kyburg Hanedanlığı çöktüğünde, Habsburg topraklarını İsviçre platosunun doğusuna kadar genişletti.

21. yüzyıl

İsviçre, 2002 yılında Birleşmiş Milletler’e tam üye oldu. EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Birliği)’nın kurucu üyesi olan ülke, EEA (Avrupa Ekonomik Alanı)’nın bir parçası değildir. Avrupa Birliği’ne üye olmak için Mayıs 1992 tarihinde başvuru yapılmış olsa da Aralık 1992’de EEA için yapılan referandum sonucunda (EEA konusunda referandum yapan tek ülke İsviçre’dir) halkın EEA’ya girişi kabul etmemesi üzerine bu konuda başka bir girişimde bulunulmadı.Bu tarihten sonra AB konusunda çeşitli referandumlar yapılmasına rağmen bu girişimler yeterli destek alamadılar. Yine de İsviçre yasaları AB yasalarıyla uyumlu hale gelmek üzere yavaş yavaş düzenlendi ve hükûmet, Avrupa Birliği ile bir dizi karşılıklı antlaşma imzaladı. Avusturya’nın 1995 yılında AB’ye girmesiyle birlikte İsviçre ve Lihtenştayn tamamen AB ülkeleri ile çevrelenmiş oldu. 5 Haziran 2005’te İsviçreliler %55’lik çoğunlukla Schengen antlaşmasına katılmayı kabul etti.AB yorumcuları bu sonucu geleneksel olarak izolasyonist bir ülke olarak nitelendirilen İsviçre’nin bir iyiniyet gösterisi olarak değerlendirdiler.

Coğrafya

İsviçre coğrafyası

Orta-batı Avrupa arasında yer alan İsviçre, Alpler’in kuzey ve güney yamaçlarında konumlanmıştır. 41.285 kilometrekarelik yüzölçümüyle İsviçre, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ülkeler arasında yüzölçümü bakımından en büyük 135. ülkedir. 2011 sayımına göre 7.954.700’lük nüfusa sahip olan ülkede, kilometrekareye ortalama 188 kişi düşmektedir.Engebeli bir araziye sahip olan ülkenin güney kısmında, kuzey kısmına oranla daha dağınık bir yerleşim görülür.

Güneydeki İsviçre Alpleri, ortadaki İsviçre Platosu ve kuzeydeki Jura Dağları olmak üzere ülke üç ana topografik alana ayrılabilir. Ülkeyi orta ve güneyinden kateden sıradağlar olan Alpler, ülke topraklarının yaklaşık olarak %60’ını oluşturur. Ülkede bulunan zirvelerin yaklaşık yüz tanesi 4.000 metre (13,000 ft)’ye yakın veya daha da üzerindedir.4.634 metre (15,203 ft) ile ülkenin en yüksek noktası Dufour Zirvesi’dir. İsviçre Alpleri’nin yüksek dorukları arasında, bazılarında buzul bulunan vadiler yer alır. Buralarda doğan Ren, Rhône, İnn, Aare ve Ticino gibi başlıca nehirler; Cenevre Gölü, Zürih Gölü, Neuchâtel Gölü ve Konstanz Gölü gibi göllere dökülür.1.500’den fazla göle sahip olan İsviçre, Avrupa’daki temiz su rezervinin yaklaşık %6’sına sahiptir. Göller ve buzullar, ülke topraklarının yaklaşık olarak %6’sını oluşturur.

Yüksek dağlarla ayrılan birçok vadinin varlığı nedeniyle İsviçre’nin ekosistemleri çok hassastır ve hemen hemen her vadide kendine özgü ekolojiler oluşmuştur. Dağlık bölgelerde de diğer yükseltilerde bulunmayan zengin bir bitki örtüsü bulunur.

İklim ve çevre

İsviçre’nin yer yer farklılıklar göstermekle birlikte genelinde ılıman iklim görülür. Yaz ayları belirli bir sıklıkla yağmurlu ve mera ve otlatma için uygun olan sıcaklıkta ve nemlilikte geçer. Yaz aylarına kıyasla nem oranının düşük olduğu kış aylarında yüksek noktalarda istikrarlı hava koşulları seyrederken, alçak bölgelerde sıcaklık terselmesi gözükmekte dolayısıyla güneşsiz dönemler yaşanabilir.

Alplerin güney tarafına yoğun yağmur yağdığı dönemlerde, kuzey Alplere sıcak fön rüzgarları gelir. Alp vadilerinin iç kısımlarında en kuru hava koşulları (bu bölgeye doğru hareket eden bulutların, dağların üzerinden geçerken içeriklerinin önemli bir bölümünü kaybetmelerinde dolayı) oluşur. Alplerde bulunan Graubünden gibi geniş bölgelerdeki yağış oranı Valais gibi bağcılığın yapıldığı güney batı bölgelere kıyasla az olur.En yağışlı hava koşulları Alplerin yükseklerinde ve Ticino kantonunda görülür.

Tüm yıl görülmekle birlikte en çok yağmur yaz aylarında düşer. Genel olarak sonbahar en kurak mevsim olmakla ve kışlar yazlara göre daha az yağmur almakla birlikte, yıldan yıla İsviçre ikliminde mevsimsel farklılıklar göze çarpar.

Yüksek dağlarla çevrili özgün ekosistemlerden oluşan vadilerden dolayı, İsviçrenin ekosistemi oldukça kırılgandır. İklimsel, coğrafi ve topografik özellikleri de Alpler bölgesini iklim değişikliğine hassas kılar.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Ülke topraklarının % 23’ünü ormanlar meydana getirir. Ormanların % 70’i kozalaklı ağaçlarla, geri kalan kısmı geniş yapraklı ağaçlarla kaplıdır. Ormanlarda meşe, kayın, ceviz, çam ve kestane ağaçları vardır. Ormanlar İsviçre’nin kereste ihtiyacının yarısını sağlar. Yüksek Alp yamaçlarında dağ keçisi, tavşan, dağ sıçanı ve av kuşları yaşar.

Doğal kaynaklar

Madenler: Yeraltı kaynakları bakımından İsviçre fakirdir. Ülkede önemsiz birkaç kömür yatağı vardır. Yalnız tuz yatakları önemlidir.

İsviçre’de bulunan uluslararası kuruluşlar

Özellikle İsviçre’nin tarafsızlığı nedeniyle hatırı sayılır bir miktarda uluslararası örgütün merkezi İsviçre’de bulunur. İsviçre’nin tarafsızlık politikası uluslararası arenada 1815 yılında Viyana Kongresi ile de tanındı. 1863 yılında İsviçre’de kurulan Kızıl Haç’ın merkezi hâlâ buradadır. İsviçre Avrupa Birliği’nin bir üyesi değildir ve 1990’ların başında yapılan referandum sonucunda İsviçre halkı AB’ye katılmayı reddetti.2002 yılında Birleşmiş Milletler’e katılan İsviçre , bu örgüte en son katılan ülkelerden biridir.

Renkleri ters çevrilmiş İsviçre bayrağı Kızılhaç Örgütü’nün sembolüdür.1863 yılında Henri Dunant tarafından bulunmuştur.

İsviçre’nin Cenevre kenti Kızılhaç ve Kızılay Hareketi ile Cenevre Sözleşmelerinin doğduğu yerdir. Ayrıca 2006 yılından bu yana Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne ev sahipliği yapar. Birleşmiş Milletlere katılan en son ülkelerden biri olmasına rağmen, New York’tan sonra Birleşmiş Milletlerin ikinci büyük merkezi olan Milletler Sarayı Cenevre’de bulunur. İsviçre Milletler Cemiyetinin kurucu üyesi ve ev sahibidir.

Birleşmiş Milletler genel merkezi burada bulunmamasına rağmen, İsviçre Konfederasyonu; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU), Mülteciler için Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği (UNHCR) gibi birçok BM ajansını barındırır ve Dünya Ticaret Örgütü de dahil olmak üzere 200 kadar uluslararası örgüte ev sahipliği yapar.Dünyanın karşı karşıya olduğu önemli konuları görüşmek üzere İsviçre’nin Davos kentine yabancı ülkelerden gelen siyasi liderler ve iş çevreleri, çevre ve sağlık konuları da dahil uluslararası konuların konuşulduğu Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantılarında bir araya gelirler.

Birçok uluslararası spor organizasyonu ve federasyonu da bu ülkede bulunur. Uluslararası Basketbol Federasyonu Cenevre’de, UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) Nyon’da, FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu Zürih’de, Uluslararası Bisiklet Birliği Aigle’de ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi Lozan’da bulunur.

Ordu

İsviçre Silahlı Kuvvetleri

İsviçre Silahlı Kuvvetleri, kara ve hava kuvvetlerinden oluşmaktadır. Askeri personelin %5’ini profesyonel askerler oluşturur, geri kalan askeri personel ise 20 ile 34 yaş arası (özel durumlarda 50’ye kadar çıkar) erkek vatandaşlardır.[kaynak belirtilmeli] Denize kıyısı olmayan bir ülkedir, bu yüzden deniz kuvvetleri bulunmamaktadır; fakat sınırlarda bulunan göllerde silahlı askeri devriye botları bulunur. İsviçre vatandaşlarının, Vatikan İsviçreli Muhafızlar ya da çifte vatandaş olanlar haricinde, başka bir ülkede askeri görev yapması yasaklanmıştır.

İsviçre milis sistemi askerlere ordu tarafından verilen ekipmanları, personelin kendine ait özel silahları da dahil, evlerinde tutmalarını şart koşar. Bazı kuruluşlar ve siyasi partiler bu uygulamayı tartışır ve uygunsuz görür fakat İsviçrelilerin büyük bölümü bu uygulamanın lehlerine olduğunu düşünmektedir. Zorunlu askerlik hizmeti tüm erkek İsviçre vatandaşlarını kapsar, kadınlar da gönüllü olarak askerlik yapabilirler. Erkekler genellikle 19 yaşında askerlik eğitimi için emir kağıdını alırlar. İsviçreli genç nüfusun yaklaşık üçte ikisi askerlik hizmeti için uygundur, uygun olmayanlar için ise alternatif hizmet şekilleri bulunur. Yıllık yaklaşık, 20,000 kişi 18 ila 21 hafta arasında askeri eğitim merkezlerinde eğitim görürler.

İsviçre Hava kuvvetleri, F/A-18 Hornet Alpler’de uçuşta

İsviçre’nin bütünlüğü ve tarafsızlığını sağlamak amacıyla bugüne kadar üç genel seferberlik ilan edildi. İlki 1870-1871 yıllarında Fransa-Prusya Savaşı dolayısıyla ilan edildi. İkincisi 1914 yılının Ağustos ayında, I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine ilan edildi. Ordunun üçüncü seferberliği ise 1939 Eylül’ünde, Almanya’nın Polonya üzerine saldırması üzerine Henri Guisan’ın general olarak seçilmesiyle ilan edildi.

Tarafsızlık politikası nedeniyle, İsviçre ordusu diğer ülkelerde silahlı çatıışmalara katılmaz, ancak dünyada bazı barış misyonlarına katılır. 2000 yılından beri silahlı kuvvetler departmanı uydu iletişimlerini izlemek amacıyla Onyx istihbarat toplama sistemini kullanır.

Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından anti-militarist gruplar tarafından askeri faaliyetlerin engellenmesi, hatta tamamen silahlı kuvvetlerin kaldırılması için girişimler oldu. Anti-militarist gruplar tarafından başlatılan dikkate değer bir referandum, 26 Kasım 1989 tarihinde yapıldı. Bu öneriye seçmenlerin yaklaşık üçte ikisi karşı çıktı.Benzer bir referandum, Amerika‘ya düzenlenen 11 Eylül Saldırıları nedeniyle %78’lik bir oranla anti-militarist grupların başarısız olması ile sonuçlandı.

Ekonomi

Güney İsviçre’den bir görünüş: sağda Saas-Grund ve solda Saas-Fee.

Zengin ve kararlı bir pazar ekonomisine sahip olan İsviçre, kişibaşı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve büyük Avrupa ekonomilerinin önünde yer alırken alım gücü paritesinde onuncu sırada gelir. 20. yüzyılın çok önemli bir döneminde açık ara ile Avrupa’nın en refah ülkesi olan İsviçre1990’lardan beri ağır bir büyüme dönemine girdi ve 2005’e gelindiğinde kişi başına GSYİH’da nüfusu bir milyondan büyük Avrupa ülkeleri arasında İrlanda, Danimarka ve Norveç’in ardından dördüncülüğe düştü ve satınalma paritesine göre de onunculuğa geriledi.Buna karşın İsviçre’de kişi başına düşen milli gelir 80.000 dolar düzeyinde olup ve 35.000 dolar civarındaki AB ortalamasının oldukça üstündedir.İşsizlik oranı 2012 Aralık rakamlarına göre % 3.2’dir.[77] İsviçre Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) üyesidir.

İsviçre ekonomisinin en büyük sektörü % 73’lük oranı ile hizmet sektörüdür.Bankacılık, sigortacılık, turizm ve ticaret ekonominin en önemli kalemleridir. Toplam ihracatın üçte biri de banka, sigorta, turizm ve uluslararası organizasyonlar gibi alanlara aittir.Ekonominin yüzde 23’ünü ise sanayi sektörleri oluşturur.Sanayi sektörü en çok kimya endüstrisi, sağlık ve ilaç sektörü, bilimsel ve hassas ölçüm araçları ve müzik aletleri gibi alanlarda gelişmiştir. En büyük ihraç ürünleri kimyasal ürünler (ihracatının % 34’ü), makine/elektronik aletler (ihracatını % 20.9’u) ve hassas ölçüm araçları ve saatlerdir (ihracatının % 16.9’u).Tarım sektörü ise ekonomide sadece % 4 gibi bir oranı oluşturur. Buna karşın kaliteli tarım ürünleri tercih edilir.

İsviçre birçok çokuluslu şirketlere de ev sahipliği yapar. Gelirleri bakımından İsviçre’nin en büyük şirketleri; Glencore, Gunvor, Nestlé, Novartis, Hoffmann-La Roche, ABB, Mercuria Enerji Grubu ve Adecco sayılabilir.Ayrıca UBS AG, Zürih Sigorta Grubu, Credit Suisse, Barry Callebaut, Swiss Re, Tetra Pak ve Swatch Grup da diğer önemli şirketlerdendir. İsviçre ekonomisi dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri sayılır.

Sağlık

İsviçre’de yaşayan herkesin özel sigorta şirketlerinden ve sağlık sigortası veren kuruluşlardan bir evrensel sağlık sigortası yaptırması zorunludur. Sistemin maliyeti yüksek oranlarda olmasına rağmen, sistem sağlık çıktıları açısından diğer Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında İsviçre en iyilerindendir. 2006 yılı araştırmalarına göre İsviçre yaşam beklentisi kadınlar için 84, erkekler için ise 79 yıldır. Dünya üzerindeki en yüksek yaşam kalitesi İsviçre’de bulunur.Ancak, GSYİH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) harcamalarının %11.5’i (2003) sağlık harcamalarına gider. 1990’dan beri sürekli bir artış sağlanan hizmetlerin yüksek fiyatlara ulaştığı görülmektedir. Yaşlanan nüfus ve yeni sağlık teknolojileri ile sağlık harcamaları muhtemelen artmaya devam edecektir.

Şehirleşme

İsviçre’deki şehirler listesi

Rhône Nehri kıyılarında kentleşme.

Nüfusun üçte ikisi ile dörtte üçü arasındaki (farklı kaynaklarda farklı oranlar verilmesinin nedeni şehir tanımından kaynaklı olabilir) büyük bir kısmı şehirlerde yaşar.İsviçre sadece 70 yıl içerisinde kırsal bir ülkeden kentsel bir ülkeye dönüştü. 1935 yılından itibaren gerçekleşen kentsel gelişim önceki 2000 yıl süresince gerçekleşen gelişimin toplamıyla aynı seviyededir. Bu kentleşme sadece İsviçre platolarında değil, aynı zamanda Jura ve Alp Dağları’nın eteğindeki tepelerde de  etkili oldu. Bunda hızla büyüyen şirketlerin toprak kullanımının rolü vardır. 21. yüzyılın başlangıcında, nüfus, kentsel alanlarda, kırsal alanlardan çok daha fazla artış gösterdi.Ancak son yıllarda şehirlerden uzaklaşma şeklinde yeni bir eğilimin ortaya çıkmakta olduğu da görülmektedir.

İsviçre büyük, orta ve küçük şehirlerden oluşan tamamlayıcı bir kentsel ağa sahiptir.Ovalar kilometrekare başına 450 insan düşecek şekilde oldukça yoğun bir nüfüsa sahiptir.En büyük kentsel alanları Zürih, Cenevre, Lozan, Basel ve Bern şehirleri oluşturmaktadır.İsviçre’nin en büyük şehri 389.992kişinin yaşadığı (30 Eylül 2011), çevre bölgeleri ile birlikte 1.132.237 kişinin yaşadığı Zürih’tir. Diğer büyük şehirler ise 194.245 merkez nüfusu ile Cenevre, 171.832 merkez nüfusu ile Basel ve 130.515 merkez nüfusu ile Lozan ve 125.681 merkez nüfusu ile Bern’dir. Uluslararası kıyaslamalara göre bu kentsel alanlar, üzerinde yaşayan insan sayısına kıyasla hesaplanabilecek olandan daha fazla önem taşırlar. Zürih ve Cenevre yaşanabilecek, yaşam kalitesinin en yüksek olduğu yerlerdendir.

Din

İsviçre’de Din

dinyüzde

Roma Katolikleri

38.8%

Protestan

30.9%

Dinsiz

20.1%

İslam

4.5%

Diğer

5.7%

Zürih kantonunda bir köy olan Fischenthal’da bir kilise.

İsviçre’de ülke çapında bir devlet dini olmasa da Cenevre ve Neuchâtel kantonlarının dışındaki tüm kantonlarda vergilendirme yoluyla Roma Katolik, Eski Katolik ya da İsviçre Reform Kiliseleri desteklenir.

2010 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre İsviçre’de en etkili dini gruplar %38.8 ile Roma Katolik Kilisesi ve %30,9 ile çeşitli protestan mezheplerdir. Göçmenlik ile birlikte %4,5’lik bir müslüman nüfus ile %2’lik bir ortodoks nüfus da yerleşmiştir.Hıristiyan olmayan dinler de küçük oranlarda bulunmaktadır. (%0.38 Hinduizm, %0.29 Budizm, %0.25 Yahudilik ve %4.3 bilgi vermeyen) 2010’da yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre halkın %44’ü teist iken, %39’u “ruh veya bir yaşam gücüne” inanmakta, %11’i ise ateist olduğunu belirtmektedir.Greeley ise tanrıya inanmayanların nüfusa oranını % 27 olarak tespit etmiştir. Farklı dinlere sahip bir nüfusa sahip olan İsviçre’nin istikrarlı ve müreffeh bir ülke olması, bu ülkenin bir konsensus ya da eştoplumsallaştırmacı devlet olarak tanımlanmasına yol açmıştır.

Spor

İsviçre’nin en ünlü kayak merkezlerinden Saas-Fee.

Kayak, snowboarding ve dağcılık İsviçre’deki en ünlü sporlardandır, ülkenin doğası bu tür aktivitelere oldukça elverişlidir.St. Moritz’de bobsledin bulunmasıyla, kış sporları 19. yüzyılın ikinci yarısından beri yaygınlaşmaya başladı. İlk Dünya Kayak Şampiyonası 1931 yılında Mürren’de ve 1934 yılında Saint-Moritz da yapıldı. Saint-Moritz aynı zamanda 1928’deki ikinci Kış Olimpiyat Oyunları ile 1948’deki 5. Kış Olimpiyatlarına da ev sahipliği yaptı.

Davos’taki Spengler Kupası

Futbol İsviçre’de sevilen bir spordur, birçok İsviçreli Nati adını verdiklerini milli takımlarının sadık destekçisidir. İsviçre, Avusturya ile ortak olarak 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’na da ev sahipliği yaptı. Futboldan sonra en sevilen spor buz hokeyidir ve birçok İsviçreli League A’da yarışan buz hokeyi takımlarından birinin destekçisidir.İsviçre, 2009 yılında Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası’na 10. defa ev sahipliği yaptı. League A Avrupa’da en çok ilgiyle izlenen buz hokeyi ligidir.Avrupa Buz Hokeyi Şampiyonası da ilk kez 1910’da Birleşik Krallık, Almanya ve Belçika‘nın da katılımıyla İsviçre’de yapıldı

İsviçre’de bulunan çok sayıda göl yelken sporunu cazip kılar.Ülkenin ikinci büyük gölü olan Cenevre Gölü’nden ilk olarak Amerika Kupası’nı 2003’te kazanıp 2007’de de elinde tutmayı başaran Alinghi yelken takımı çıktı. Tenis sporu da son yıllarda giderek popülerleşen bir spordur ve Martina Hingis ve Roger Federer gibi İsviçreli sporcular çok defa Grand Slam elde ettiler.

17 Grand Slam şampiyonluğu bulunan İsviçreli Roger Federer tenis tarihinde erkeklerde bu seviyeye ulaşan ilk tenis oyuncusudur.[163]

Motor sporları ve aktiviteleri, 1955 Le Mans faciasından sonra İsviçre’de yasaklandı. Sadece Tırmanma Yarışı bir istisna olarak kaldı. Ancak 2007’de bu yasak kaldırıldı. Bu dönemde dahi, Clay Regazzoni, Sébastien Buemi, Jo Siffert gibi başarılı pilotlar ile Dünya Turing Otomobil Şampiyonası’nda başarılar elde eden Alain Menu gibi pilotlar çıktı. 2007-08 döneminde Neel Jani’nin pilotluğunu yaptığı İsviçre A1 Grand Prix ekibi, A1 Grand Prix Kupası’nı elde etmeyi başardı. Yine İsviçreli motosiklet yarışçısı Thomas Lüthi 2005’de 125cc kategorisinde MotoGP dünya şampiyonluğunu kazandı.

Geleneksel İsviçre sporlarının en çok tanınanı bir tür güreş olan schwingendir.[kaynak belirtilmeli] Bu güreş, orta İsviçre kantonlarının kırsal kesimlerinde oldukça eski bir geleneksel spordur ve bazıları tarafından bir ulusal spor olarak kabul edilir. Hornussen bir diğer yerel spordur ve beyzbol ile golf karışımı bir spora benzer. Taş fırlatma da ağır bir taşı fırlatmaya dayanan bir diğer yerel spordur. Bu sporun tarihöncesi dönemlerden beri Alpler’de yaşayan insanlar arasında yapıldığı ileri sürülse de, bu spora ilişkin ilk yazılı kayıtlar 13. yüzyılda Basel’de bulunmuştur. İsviçre, aynı zamanda 83.5 kiloluk Unspunnen taşı denilen bir taşın atıldığı Unspunnen Festivali’nin de merkezidir.

İsviçre mutfağı

İsviçre fondüsü oldukça ünlüdür. Peynirden yapılır.

Ünlü bir İsviçre peyniri Raclette. Valais’de üretilir.İnek sütü kullanılır.

İsviçre mutfağı çok yönlüdür. Fondü, raklet veya rösti gibi bazı yemekler ülke genelinde kullanılsa da, her bölgenin, yörenin iklimine ve kültürel farklılıklarına göre değişik türleri gelişmiştir.Geleneksel İsviçre mutfağı diğer Avrupa ülkelerinin mutfaklarına da benzer, Gruyeres ve Emmental vadilerinde tamamen yöresel olan süt ürünleri peynirler bulunur. Bu tür mutfak ürünleri İsviçre’nin batısında oldukça fazla türde bulunur.

Çikolata, 18. yüzyıldan beri İsviçre’de üretilir. 19. yüzyılın sonlarında temperleme gibi birçok teknolojik tekniğin gelişmesi ile İsviçre çikolatasının kalitesi arttı ve dünya çapında oldukça büyük bir ün kazandı. Ayrıca Daniel Peter tarafından 1875 yılında çok büyük bir atılım yapılarak sütlü çikolata icat edildi. Dünya çapında İsviçre en çok çikolata tüketen ülkedir.

Mimarlık

İsviçre, her iki dünya savaşına da girmeyerek tarafsız kalabildiği için, çok sayıda tarihi anıt hala ayakta durur.

12. yüzyılın Romanesk sanatının güzel örnekleri Basel Manastırı ile Sion, Chur, Cenevre ve Lozan katedrallerinde görülebilir. Bu zengin sanat tarzı iyi korunmuş birçok şato ve kalede de görülebilir.Schaffhausen, Zug ve Zürih’deki kiliseler Gotik, Einsiedeln Manastırı ile St. Gallen ve Solothurn’daki katedraller ise Barok mimari ürünleridir. Rönesans döneminde ise birçok mimar, özellikle Ticino’da eserler inşa etmiştir.

İsviçre mimarlığının 20. yüzyıldan önceki en önemli mimarı Francesco Borromini (1599-1667), aynı zamanda Barok mimarinin de önemli bir temsilcisidir. 20. yüzyılın en tanınan İsviçreli mimarı ise Le Corbusier adıyla tanınan Charles Edouard Jeanneret (1887-1965) olmuştur. Ünlü mimar Avrupa’dan Hindistan ve Rusya’ya kadar dünyanın pek çok yerinde önemli eserler inşa etti. Günümüz mimarlarından Mario Botta İsviçre ve yurtdışında çok sayıda müze ile kilise, banka ve Lugano terminali gibi eserler inşa etti.Jacques Herzog und Pierre de Meuron’un kurdukları Herzog & de Meuron mimarlık firması da Londra’daki Tate Modern binası ve Çin Halk Cumhuriyeti‘ndeki Pekin Ulusal Stadyumu gibi eserleri inşa etmiş ve 2001 yılında Pritzker Mimarlık Ödülünü almayı başarmıştır. En önemli eseri Therme Vals sayılan Peter Zumthor ise aynı ödülü 2009 yılında alan bir başka İsviçreli mimar oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here