Ana Sayfa Blog Sayfa 1442

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?

cuma, cuma namazı, cuma namazı hakkında bilgiler, cuma namazı nasıl kılınır, cuma namazı kılınışı, cuma namazı kılınışı tarifi, cuma namazı hakkında bilgiler

Sevgili okurlar, sizlere cuma namazı kılınışı hakkında bilgiler vereceğiz. Hepimiz bir defa da olsa cuma namazına gitmişizdir. Fakat henüz gitmeyenler için cuma namazı nasıl kılınır, cuma namazı kılınışı nasıldır sorularına yanıt arıyorsanız yazımızı okuyun.

Cuma Namazı Nasıl Kılınır?

Sevgili okurlar, sizlere namaz kılamak için gerekli surelerden bahsetmek istiyoruz. Peki nedir namaz kılmak için gerekli olan dualar, namaz duaları nedir, namaz sureleri hakkında bilgiler nelerdir ve daha fazlası için yazımızı okuyun.

Cuma, müslümanlarca bir bayram günüdür. Bu mübarek günde müslümanlar mabetlerde toplanırlar. Okunacak hutbeleri dinleyerek faydalanırlar. Hep birlikte cuma namazını kılarlar. Sonra ya başka ibadetlerle uğraşır veya ziyaretlerde bulunur yahut günlük işleri ile uğraşmaya koyulurlar.

Bir hadis-i şerifde buyuruluyor:
“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün, cuma günüdür. Adem aleyhisselam O gün Cennet’e konulmuş, O gün Cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de o gün kopacaktır.”

Bütün bu olaylar, nice hayırları ve; hikmetleri toplamaktadır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hicretleri zamanında Medine’ye yakın bulunan “Salim İbni Avf” yurdunda “Ranuna” denilen vadi içerisinde “Beni Salim Mescidinde” ilk cuma hutbesini okumuş ve ilk cuma namazını kıldırmıştır.

Cuma Namazı Hakkında Bilgiler

Cuma namazının vakti tam öğle namazının vaktidir. Cuma namazı için minarelerde ezan okunur. Camilere gidince önce aynen öğle namazının sünneti gibi, dört rekat cumanın ilk sünneti kılınır. Ondan sonra cami içinde bir ezan daha okunur. Minberde cemaata karşı bir hutbe okunur. Bu hutbeden sonra ikamet alınarak cumanın iki rekat farzı cemaatle aşikare okuyuşla kılınır. Bir farzdan sonra yine öğlenin ilk dört rekat sünneti gibi, cumanın son dört rekat sünneti kılınır. Bundan sonra da “Zuhrü ahir” diye dört rekat namaz kılınır. Bu son öğle namazı, öğlenin dört rek’at farzı gibi kılınmakla beraber sünnetlerde olduğu gibi dört rek’atın hepsinde fatihadan sonra sûre okunması daha iyidir. Arkasından da “Vaktin sünneti” niyeti ile aynen sabah namazının sünneti gibi iki rekat namaz daha kılınır.

Cuma şartlarını kendilerinde toplayan kimseler için iki rekat cuma namazı “Farz-ı ayın”dır. Cuma namazının diğer namazlardan başka olarak kendisine özgü on iki şartı daha vardır. Bunların altısı vücubunun (farz olmasının), diğer altısı da edasının şartlarıdır.

Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen

NAMAZ SURELERİ

namaz, namaz süreleri, namaz süreleri nedir, namaz süreleri hakkında bilgiler, namaz duaları, namaz duaları nedir, namaz duaları hakkında bilgiler

Sevgili okurlar, sizlere namaz kılamak için gerekli surelerden bahsetmek istiyoruz. Peki nedir namaz kılmak için gerekli olan dualar, namaz duaları nedir, namaz sureleri hakkında bilgiler nelerdir ve daha fazlası için yazımızı okuyun.

Ayet-el Kursi

اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاو ;َاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Okunuşu: Allahulailahe illa huvel hayyul kayyum, late’huzuhu sinetun vela nevmun, lehu mafissemavati ve mafil ardı, men zelleziy yeşfe-u ındehu illa biiznih yağlemu mabeyne eydiyhim vema halfehum vela yuhıtune bişey’in min ılmihı illa bimaşae, vesia kursiyyuhussemavati vel’arda vela yeuduhu hıfzuhuma vehuvel aliyyul azim.

 

Anlamı: O’ndan başka ilah olmayan Allah, hay ve kayyumdur (ezel ve ebedidir). O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerlerde olan şeyler O’nundur. İzni olmaksızın O’nun yanında şefaat eden yoktur. Halkın önünde ve arkasında olanı (istikbal ve maziyi) bilir. İnsanlar O’nun ilminden, O’nun isteğinden başkasını ihata edemezler. Kürsisi semaları ve yeri içine alır. Onların hıfzı O’nu (Cenab-ı Ecelli Ala’yı) yormaz. O, pek yüksek ve büyüktür.

Fatiha Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

Okunuşu: Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.

Anlamı: Hamd, âlemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur. (Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir.

Fil Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً أَبَابِيلَ تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ

Okunuşu: Elem tera keyfe fe’ale rabbuke biashâbilfîl. Elem yec’al keydehum fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece’alehum ke’asfin me’kûl.

Anlamı: (Ey Muhammed! Kâbe’yi yıkmaya gelen) Fil sahiblerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi? Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi. Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.

Kurayş Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاء وَالصَّيْفِ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ

Okunuşu: Li’î lâfi Kurayş’in. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’budû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehum min cû’in ve âmenehum min havf.

Anlamı: Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Kâbe’nin Rabbine kulluk etsinler.

Mâun Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ فَذَلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ

Okunuşu: Era’eytellezî yukezzibu biddîn. Fezâlikellezî, yedu’ulyetîm. Ve lâ yehuddu alâ ta’âmilmiskîn. Feveylun lilmusallîn. Ellezîne hum an salâtihim sâhûn. Ellezîne hum yurâûne. Ve yemne’ûnelmâ’ûn.

Anlamı: (Ey Muhammed!) Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Onlar basit şeyleri (ödünç) dahi vermezler.

Kevser Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ

Okunuşu: İnnâ a’taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke huvel’ebter.

Anlamı: (Ey Muhammed!) Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı, sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.

Kâfirûn Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ

Okunuşu: Kul yâ eyyuhel kâfirûn. Lâ a’budu mâ ta’budûn. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Ve lâ ene âbidun mâ abedtum. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Lekum dînukum veliye dîn.

Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Nasr Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً

Okunuşu: İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ.

Anlamı: (Ey Muhammed!) Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O’ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.

Tebbet Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ

Okunuşu: Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ eğnâ anhu mâluhû ve mâ keseb. Seyeslâ nâren zâte leheb. Vemraetuhû hammâletelhatab. Fî cî dihâ hablun min mesed.

Anlamı: Ebû Leheb’in elleri kurusun; kurudu da! Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi. Alevli ateşe yaslanacaktır. Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.

İhlas Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ

Okunuşu: Kul hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.

Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O’na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O’na denk değildir.

Felak Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

Okunuşu: Kul e’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nâs Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ

Okunuşu: Kul e’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.

Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların ilahı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah’a sığınırım.

NAMAZ NASIL KILINIR ?

namaz, namaz nasıl kılınır, namaz kılma hakkında bilgiler, nasıl namaz kılarım, namaz kılmak nasıl, namaz kılma nasıl olur, namaz kılmanın özellikleri

Sevgili okurlar, sizlere İslam dinine özgü olan ve müslümanların büyük bir çoğunluğunun yerine getirdiği bir vazife olan namaz’dan bahsetmek istiyoruz. Peki namaz kılmak isteyenler nasıl namaz kılacak, namaz nasıl kılınır? Hepsi ve daha fazlası yazımızda

namaz-kilan-cocuk-

 

 

 

 

Türkiye Cumhuriyetinin beşinci Diyanet İşleri Başkanı olan, zamanının değerli din alimlerinden Ömer Nasuhi BİLMEN Hoca Efendinin Beş vakit namazı tarifi:

Bilindiği gibi namazlar farz, vacib, sünnet ve müstahab kısımlarına ayrılmakta ve ikişer, üçer, dörder rekatlı bulunmaktadır. Bu namazlar daha önce yazdığımız üzere farzlarına, vaciblerine, sünnetlerine ve adabına riayet edilerek şöyle kılınır:

1) Sabah Namazı

Sabah namazının iki rekat sünnetini kılmak için: “Niyet ettim bugünkü sabah namazının sünnetini kılmaya“, diye niyet edilir. Hemen eller yukarıya kaldırılıp “Allahu Ekber” diye tekbir alınır. Ondan sonra eller bağlanır ve “Sübhaneke allahümme ve bihamdike ve tebarekesmüke ve tealâ ceddüke ve la ilahe gayrük” okunur. Arkasından”Eûzübillahimineşşeytani’r-racim Bismillahirrahmanirrahim” diyerek eûzü besmele çekilip Fatiha suresi okunur sonra “Amîn” denir ve bir mikdar daha Kur’an okunur (1). Arkasından “Allahu Ekber” deyip rükûya varılır. Bu halde en az üç defa “Sübhane Rabbiye’l-Azîm” denir. Sonra”Semiallahülimen hamideh” denilerek ayağa kalkılır. Ayakta “Allahumme rabbena ve lekelhamd” denilir (2). Ondan sonra “Allahu Ekber” diyerek secdeye varılır. Secde halinde de üç defa “Sübhane Rabbiyel’alâ” denir. Sonra “Allahu Ekber” denilerek kalkılır ve dizler üzerine oturulur ve bir tesbih miktarı durulur. Yine “Allahu Ekber” denilerek ikinci secdeye varılır. Bunda da üç defa “Sübhane Rabbiyel’alâ” denilir. Bununla bir rekat bitmiş olur.

Bu ikinci secde arkasından “Allahu Ekber” denilerek ikinci rekata kalkılır. Tam ayakta iken yalnız besmele çekilir. Fatiha suresi ve bir mikdar daha Kur’an okunur. Birinci rekatta olduğu gibi, rükû ve secde yapılır. İkinci secdeden sonra oturulur ki, buna “Ka’de = oturuş” denir. Burada”Ettehiyyatü lillâhî ve Allahumme Salli ve Barik, Rabbena atina”diyerek dualar sonuna kadar okunur. Sonra “Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah” diyerek sağ tarafa ve yine “Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah” diyerek sol tarafa selam verilir. Böylece iki rekatlı namaz bitmiş olur (3).

Bütün bu tekbirler, tesbihler ve kıraatlar, yalnız namaz kılanın işitebileceği bir sesle gizlice yapılır.

Namazda erkeklerle kadınların ellerini nasıl kaldıracakları, nasıl bağlayacakları, rükû ile secdede ve ka’delerde nasıl vaziyet alacakları “Namazın sünnetleri ve edebleri” bölümünde bildirilmiştir.

Sabah Namazının iki rekât Farzına gelince: Önce yalnız erkeklere mahsus olmak üzere ikamet getirilir. Sonra Bugünkü sabah namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir. Eller kaldırılarak “Allahu Ekber” diye namaza başlanıp eller bağlanır. Sabah namazının sünnetinde bildirildiği gibi iki rekat kılınır ve tamamlanmış olur. Yalnız sabah namazlarının farzlarında Fatiha’dan sonra biraz fazla Kur’an okunması sünnettir. Bu sünnetin en az derecesi kırk ayettir. Bununla beraber üç kısa ayet de okunması caizdir. Vaktin çıkmasından korkulduğu zaman az ayet okunur. Öyle ki, yalnız Fatiha ile veya birkaç ayet ile yetinilir.

Yalnız başına bu sabah namazının farzını kılan kimse, tekbirleri ve”Semiallahu limen hamideh” cümlesini, Fatiha’yı ve ekleyeceği ayetleri aşikare olarak okuyabilir.

2) Öğle Namazı

Öğle namazının ilk dört rekat sünnetinin evvelki iki rekatı, tam sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Yalnız bunda niyet “Bugünkü öğle namazının ilk sünnetine diye yapılır. Bir de bunda ikinci rekattan sonraki oturuş, son oturuş değil, birinci oturuş (ka’de) olduğundan bu oturuşta yalnız “Tahiyyat” okunur. Sonra “Allahu Ekber” deyip ayağa kalkılır. Yalnız besmele, Fatiha ve bir mikdar da Kur’an okunarak yukarda bildirildiği şekilde, rükû ve secde yapılır. Ondan sonra dördüncü rekat için “Allahu Ekber” denilerek ayağa kalkılır. Bunda da yalnız besmele ile Fatiha ve bir mikdar da Kur’an okunarak yine bildirildiği gibi, rükû ve secdelere varılır. Sonra oturulur; bu oturuş son ka’dedir. Bunda da Tahiyyat okunduktan sonra, Salli ve Barik, Rabbena atina duaları tamamen okunup, yazdığımız şekilde, iki tarafa selam verilir. Böylece bu dört rekat sünnet kılınmış olur.

Öğle Namazının Dört Rekat Farzına GelinceSünnetten sonra namaza aykırı bir iş yapmadan ayağa kalkılır. İkamet getirilir. O günkü öğle namazının farzını kılmaya niyet edilir. Eller yukarıya kaldırılarak “Allahu Ekber” diye tekbir alınır. İlk iki rekatı sabah namazının iki rekat farzı gibi kılınır. Ancak bu iki rekattan sonraki oturuş, birinci ka’de olduğundan bunda yalnız “Tahiyyat” okunur. Ondan sonra “Allahu Ekber” denilerek üçüncü rekata kalkılır. Yalnız Besmele ile Fatiha okunur. Anlatıldığı gibi rükû ve secdelere varılır. Sonra “Allahu Ekber” diyerek dördüncü rekata kalkılır. Besmele ile yalnız Fatiha suresi okunarak rükû ve secdelere gidilir. Sonra oturulur. Bu oturuş son ka’dedir. Bunda “Tahiyyat” okunduktan sonra “Salli ve Barik, Rabbenâ âtinâ” duaları okunur ve iki tarafa selam verilir. Böylece öğlenin farzı bitmiş olur.

Öğlenin farzında okunacak ayetler, sabah namazında okunacak mikdardan daha az olur.

Öğlenin Son İki Rekat Sünnetine GelinceBu da, “Bugünkü öğle namazının son sünnetini kılmaya” diye niyet edilip tamamen sabah namazının sünneti gibi kılınır. Bu son sünneti dört rekat kılmak müstahabdır. O zaman ya her iki rekatta bir selam verilir veya dört rekatın sonunda selam verilir. Dört rekat sorumda selam verilince, ilk oturuşta yalnız “Rabbena atina” duası okunmaz. Üçüncü rekat için tekbir alınarak ayağa kalkınca yine “Sübhaneke” okunur. Sonra bu son iki rekat evvelki iki rekat gibi kılınır.

Yalnız başına namaz kılan kimse, öğle namazlarının hem sünnetlerinde, hem de farzında kıraati, tekbirleri, tesbih ve tahmidleri gizlice yapar.

3) İkindi Namazı

İkindi namazının dört rekat sünnetinin her iki rekatı, müstakil (iki rekatlı) namaz gibidir. Onun için bu dört rekatın her iki rekatı (şef’î) tamamen sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır.

Şöyle ki: Önce o günkü ikindi namazının sünnetini kılmaya niyet edilir. Bu namazın ilk iki rekatı bildirildiği gibi kılınınca oturulur. Bu oturuş, son oturuş demektir. Bunda “Tahiyyat ve salavatlar” okunur. Yalnız “Rabbena atina” duası okunmaz. Sonra “Allahu Ekber” diyerek üçüncü rekata kalkılır. Sübhaneke ve Eûzü Besmele’den sonra Fatiha ile bir mikdar ayet okunarak rükûya ve secdelere varılır. Ondan sonra tekbir ile dördüncü rekata kalkılarak yalnız Besmele ile Fatiha ve bir mikdar da Kur’an okunur. Sonra yine rükû ve secdelere varılır. Ondan sonra oturulur. Bu son oturuş olduğu için bunda “Tahiyyat ile Salavatlar” ve “Rabbenâ âtinâ” okunur ve iki tarafa selam verilir.

İkindi Namazının Farzına GelinceBu da tamamen öğle namazının farzı gibi kılınır. Yalnız niyet değişir. O günkü ikindinin farz namazını kılmaya niyet edilir.

Tek başına namaz kılan kimse, ikinci namazının sünnetini de, farzını da öğle namazı gibi gizli okuyarak kılar.

4) Akşam Namazı

Akşam namazının üç rekat farzı, öğle ile ikindi namazlarının ilk üç rekat farzları gibi kılınır. Şöyle ki: O günün akşam namazının farzını kılmaya niyet edilip namaza tekbir ile başlanır. Yukarda açıklandığı üzere ilk iki rekatı kılınarak oturulur. Bu, birinci oturuştur. Bunda yalnız “Tahiyyat” okunur. Ondan sonra üçüncü rekata kalkılarak yalnız besmele ile Fatiha suresi okunur. Sonra “Allahu Ekber” denilerek rükû ve secdelere varılır. Ondan sonra oturulur ki, bu da son oturuştur. Bunda “Tahiyyat ile Salavatlar” ve “Rabbenâ âtinâ” okunur, iki tarafa selam verilir.

Akşam namazının farzında vaktin darlığından dolayı kısa sureler okunur.
Akşam Namazının Sünnetine Gelince: Bu da “Bu akşam namazının sünnetini kılmaya” diye niyet edilip tam sabah namazının sünneti gibi kılınır. Bu sünneti altı rekat olarak kılmak ise müstahabdır. Bu halde her iki rekatta bir selam vermeli ve aynı şekilde her iki rekatı kılmalıdır. Bununla beraber dört rekatında bir selam verilip ikindi namazının sünneti gibi de kılınabilir. Bu ziyade olan dört rekat namaza “Salât-ı Evvabîn” denir. Bunun çok sevabı vardır.

Tek başına akşam namazının farzını kılan kimse, onu sabah namazının farzı gibi aşikare de kılabilir.

5) Yatsı Namazı

Yatsı namazının ilk dört rekat sünneti, tamamen ikindi namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Dört rekat farzı da, tamamen öğle ve ikindi namazlarının farzları gibi kılınır. İki rekat son sünnetine gelince, bu da tamamen sabah ve akşam namazlarının iki rekat sünnetleri gibi kılınır. Yalnız niyetler değişir, yatsı namazının farzına ve sünnetine niyet edilir. Yatsı namazının son sünneti de, dört rekat olarak kılınabilir. Bu halde tamamen ilk dört rekat gibi kılınır. Bununla beraber iki rekatta bir selam vermek sureti ile de kılınabilir. Bu takdirde her iki rekatın ka’desinde “Tahiyyat ile Salavatlar” ve “Rabbena atina” duası okunur. Geceleyin kılınan nafile namazlarda daha faziletli olan, böyle iki rekatta bir selam vermektir.

Tek başına namaz kılan kimse, yatsı namazının farzını sabah namazının farzı gibi namaz surelerini sesli okuyarak da kılabilir.

6) Vitir Namazı

Üç rekattan ibaret olan vitir namazı da şöyle kılınır: Önce o günün vitir namazını kılmaya niyet edilir“Allahu Ekber” denilerek namaza başlanır. Sübhaneke okunduktan sonra “Eûzü Besmele” çekilerek Fatiha okunur. Arkasından bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okunur. Açıklandığı şekilde rükû ve secdelere gidilir. Sonra ikinci rekata kalkılır ve yalnız besmele ile Fatiha suresi ve bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okunarak yine rükû ve secdelere varılır. Ondan sonra oturulur. Bu oturuş birinci ka’dedir. Bunda yalnız “Tahiyyat” okunur. Ondan sonra “Allahu Ekber” denilerek üçüncü rekata kalkılır. Bunda da yalnız Besmele ile Fatiha ve bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okunarak daha ayakta iken eller kaldırılıp “Allahu Ekber” diye tekbir alınır. Tekrar eller bağlanıp ayakta “Kunut” duası okunur. Sonra “Allahu Ekber” diye rükû ve secdelere gidilir. Ondan sonra oturulur. Bu da son oturuşdur. Bunda da bildiğimiz gibi “Tahiyyat ile Salavatlar” ve “Rabbenâ âtinâ” duası okunarak iki tarafa selam verilir.

İmam Şafiî’ye göre, vitirde Kunut duasını okumak, ramazanın son yarısına mahsustur ve rükûdan kalkınca, okunur. Şafiî’lere göre vitir namazının en azı bir rekat, en çoğu da on bir rekâttır.

Hangi namazın kaç rekat olduğunu ve hangilerinin birbirine benzediğini daha kolay anlamak için aşağıdaki “Benzerlik Tablosu”ndan yararlanın.

Görsel Namaz Hocası -»

Namaz Videoları -»

(1) Bir mikdardan maksad, en az bir sure veya en az üç kısa ayet veya kısa ayete denk bir ayettir.
(2) Rükû ile secde arasındaki doğruluşa (kıyama) kavme denir ki, bu halde eller yanlara salıverilir.

Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen

NAMAZ SURELERİ vE ANLAMLARI

Namaz Duaları
namaz2

 

Subhaneke

سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ * وَتَبَارَكَ اسْمُكَ * وَتَعَالَى جَدُّكَ * وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ

Okunuşu: Subhânekellâhumme ve bi hamdik ve tebârakesmuk ve teâlâ cedduk (ve celle senâuk*) ve lâ ilâhe ğayruk
* Ve celle senâük yalnızca cenaze namazlarında kullanılır.

Anlamı: Allah’ım! Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka ilah yoktur.

Ettehiyyâtu

التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

Okunuşu: Ettehiyyâtu lillâhi vessalevâtu vettayibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakâtuhu. Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasuluh.

Anlamı: Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır. Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O’nun kulu ve Peygamberidir.

Allâhumme Salli

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ * كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم * إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Okunuşu: Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidun mecîd.

Anlamı: Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.

Allâhumme Barik

اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم * إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Okunuşu: Allâhumme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ barekte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidun mecîd

Anlamı: Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.

Rabbenâ âtina

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Okunuşu: Rabbenâ âtina fid’dunyâ haseneten ve fil’âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr.

Anlamı: Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.

Rabbenâğfirlî

رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

Okunuşu: Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu’minine yevme yekûmu’l hisâb.

Anlamı: Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla

Kunut Duaları

اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَ نَسْتَغْفِرُكَ وَ نَسْتَهْدِيكَ * وَ نُؤْمِنُ بِكَ وَ نَتُوبُ اِلَيْكَ * وَ نَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ وَنُثْنِى عَلَيْك اْلخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَ لاَ نَكْفُرُكَ * وَ نَخْلَعُ وَ نَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ

Okunuşu: Allâhumme innâ nesteînuke ve nestağfiruke ve nestehdik. Ve nu’minu bike ve netûbu ileyk. Ve netevekkelu aleyke ve nusni aleykel-hayra kullehu neşkuruke ve lâ nekfuruke ve nahleu ve netruku men yefcuruk

Anlamı: Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile överiz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkar etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkar eden ve sana karşı geleni bırakırız.

اَللَّهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ لَكَ نُصَلِّى وَ نَسْجُدُ * وَ اِلَيْكَ نَسعْىَ وَ نَحْفِدُ * نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَ نَخْشَى عَذَابَك * اِنَّ عَذَابَكَ بِاْلكُفَّارِ مُلْحِقٌ

Okunuşu: Allâhumme iyyâke na’budu ve leke nusalli ve nescudu ve ileyke nes’a ve nahfidu nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilkuffâri mulhık

Anlamı: Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kafirlere ve inançsızlara ulaşır.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HAYATI (1520 – 1566) Osmanlı Devleti

kanuni, kanuni sultan süleyman, kanuni sultan süleyman kimdir, kanuni sultan süleyman hayatı, kanuni sultan süleyman önemli olaylar, kanuni sultan süleyman hakkında bilgiler

Sevgili okurlar, sizlere Osmanlı dönemi padişahlarından olan Kanuni Sultan Süleyman hakkında bilgiler vereceğiz. Peki Kanuni Sultan Süleyman’ın icraatları nedir, Kanuni Sultan Süleyman hakkında bilgiler nelerdir ve daha fazlası için yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

kanuniframe2

Kanuni Sultan Süleyman Kimdir?

Babası: Yavuz Sultan Selim
Annesi: Hafsa Hatun
Doğumu: 27 Nisan Pazartesi 1495
Vefatı: 7 Eylül 1566
Saltanatı: 1520 – 1566 (46) sene
HaritaGörüntülemek için tıklayınız.

Kanuni Sultan Süleyman, Trabzon’da dünyaya geldi, ve adını Hz. Süleyman’dan aldı. O sırada babası orada vali idi. Babası onu küçük yaştan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye başladı ve emsali görülmeyen bir terbiye ve tahsil ile yetiştirildi. Süleyman 26 yaşında padişah oldu.

Babası Yavuz Sultan Selim’in aniden öfkelenebilen ve acımasızca davranabilen bir mizacı vardı, savaşa girmeden Doğu’da ve Batı’da düşmanlarına karşı daha sınır ötesinden tehditler savururdu.

Babasının ölümü ve kendisinin Padişah olması, “Arslan öldü, yerine kuzu geçti” diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok geçmeden hayal kırıklığına uğradılar. Hanedanlığın başına geçer geçmez bir bildiri yayınladı ve Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan bütün uyrukların, hanedana itaati kabul etmelerini, bildiriye geç cevap verilenlerin en ağır şekilde cezalandırılıp düşman ilan edileceğini açıkladı. Avrupalılar çok geçmeden Osmanlı tahtındakinin bir kuzu olmadığını anlayacaktı.
Sultan Süleyman çevresine alimleri ve sanatkarları topladı.Büyük bir devlet adamı olan Kanûnî Sultan Süleyman aynı zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur:

Kanuni Sultan Süleyman Hakkında Bilgiler

Avrupa tarihçilerinin Muhteşem Süleyman (Süleyman the Magnificent) dedikleri büyük hükümdar, büyük dedesi Fatih gibi sayısız seferlere bizzat kendisi iştirak etmiştir.

O’nun kanunları, daha sonraları birçok farklı uluslar ve devletler için anayasalarının temelleri oldu. Süleyman, çağının en üstün tek mutlak hükümdarıydı. Osmanlı mimarisinde, klasik dönemi başlattı, dünyanın, o güne kadar görmüş olduğu en muhteşem yapıtları yaptırdı. Süleyman, zenginliğin ve bu birleşmenin temelindeki tek isimdi ve dikkatini muazzam olacak bir mimarinin daha da gelişmesine odakladı ayrıca bu, bu hem kendisinin hem de hanedanının anısına olacaktı.. Büyük bir dini mimari gerçekten de insanlara, inancın kalbinde ne olduğunu hissettirebilirdi. İnsanlar, Allah hakkında düşünürken, akıllarına görkem ve ihtişam gelir. Görkemli ve ihtişamlı bir yapı ise direkt olarak insanlara Allah’ın büyüklüğünü hatırlatır. Süleyman’ın baş mimarı, Sinan harika bir şekilde imparatorluğun mimarisini inşa etti. Sinan, kusursuz bir tarzla İslam mimarisine imza attı. Kubbeli Cami’. Kariyeri boyunca 50 yıllık bir sürede, 300’den fazla yapı inşa etti… Bunların içersinde, İslam’ın olağanüstü güzellikteki yapısının restorasyonu da dahildir. Kudüs’deki Kubbetu’s Sahra. Sultan için, şüphesiz İstanbul’daki başyapıtı Süleymaniye Cami’sini yaptırmıştır. Ayrıca büyük bir mimari yetenek, yüksek bir mühendislik bilgisi ve mühendislik tecrübesi gerektirir. Süleymaniye gibi bir camiyi bitirmekle, şunu söylemiş olabilirler, “Evet, güç de bende para da.” “Ben Sultan’ım, Ben, Kralların Kralıyım. Fakat bu binalarda ayrıca muazzam manevi ve dini değerler de vardı. Sadece imparatorluğun değil, inancın da simgeleri idi bunlar. Hz. Muhammed’in öğretilerinde, Büyük Camiler,içinde hastanenin, okulun ve kütüphanenin mevcut olduğu; sosyal hizmetlerin merkeziydi.

Kanuni12 (1)

 

 

 

 

 

 

Osmanlılar şüphesiz, Avrupalıların hayal gücü üzerinde birçok etki bırakmışlardır. gerek hanedana, gerek politikaya dair Osmanlıların merasimleri ve görkemlerine karşın mütevazilikleri onları tanıyan, herhangi bir dünya vatandaşını bile etkilemiştir. Dünya’nın en büyük imparatorluklarından birini kurmuş olmaları, Avrupalı gözlemcilerin, kayıtsız kalamayıp Osmanlılara, derin bir saygı duymalarını sağlamıştır.Süleyman, halk içindeyken etrafındaki herkes, tümüyle sessizdir. Bir isteği olursa, başını veya elini hafifçe hareket ettirerek işaret ederdi. Bu durum muazzam derecede etkileyici bir görüntü olsa gerek. Sarayın avlusunda, 6000 ya da 7000 yeniçeriyi ya da diğer birlikleri, tek bir ses bile çıkarmadan görmek. Burada olan şey, bir hakimiyetin heybetli bir görünümüydü. Bu kadar gizemli, bu kadar ulaşılabilir ve neredeyse bu kadar tanrısal bir görüntü…(Kendim ya da herangi bir türkçe kaynaktan değil tamamen yabancı yapımı olan İslam Empire of Faith belgeseli çevirisinden alınmıştır, Avrupalılar’ın bile soyumuzu bizden çok övmekte olduğunu bu cümlelerde net bir şekilde görebilirsiniz.

Kanuni Sultan Süleyman Önemli Olaylar

Zamanında cereyan eden mühim hadiselerden bazıları şunlardır:1522 senesinde Rodos’u aldı. Fransa KraIının yardım isteğini kabul ederek Alman İmparatoruna bir mektup yazdı ve Alman İmparatoru, Birinci François’i serbest bıraktı.1526’da Mohaç Muharebesi ile Macaristanı ortadan kaldırdı. Budapeşte’yi fethetti.1529’da Viyana’yı kuşattı. 1532’de Avusturya seferine çıktı. 1533’te Almanya ile anlaşma imzalandı. 1537’de Otranto fethedildi. Ancak, Venedik Savaşı sebebiyle daha sonra ordu Otranto’dan çekildi. 1543’de Estergon, İstoini ve Belgrad’ı fethetti. Barbaros kardeşler Akdeniz’de yenmedik donanma bırakmadılar ve Kuzey Afrika’yı alarak Osmanlı topraklarına bağladılar. Kırım Hanları, Moskova’ya kadar ilerlediler. Hint Okyanusu’na donanma gönderilerek oradaki Müslümanlara yardımlarda bulunuldu. Sudan ve Habeşistan’da fetihler yapıldı.1548’de Tebriz dördüncü defa alındı. Osmanlıların en büyüklerinden birisi olan Muhteşem Padişah 7 Eylül 1566 günü savaş meydanında iken ahiret âlemine irtihal etti. O anda Zigetvar kuşatmasını idare ediyordu.

Bütün osmanlı padisahlarının tahda çıkış sırasına göre isimleri şöyle ;

01-Osman Gazi
02-Orhan Gazi
03-Murat Hüdevandigar
04-Yıldırım Bayezit
05-Sultan 1.Mehmet çelebi
06-Sultan İkinci Murat
07-Fatih Sultan Mehmet
08-Sultan İkinci Bayezit
09-Yavuz Sultan Selim
10-Kanuni Sultan Süleyman
11-Sultan İkinci Selim
12-Sultan Üçüncü Murat
13-Sultan Üçüncü Mehmet
14-Sultan Birinci Ahmet
15-Sultan Birinci Mustafa
16-İkinci Sultan Osman
17-Sultan Dördüncü Murat
18-Sultan İbrahim
19-Sultan Dördüncü Mehmet
20-Sultan İkinci Süleyman
21-Sultan İkinci Ahmet
22-Sultan İkinci Mustafa
23-Sultan Üçüncü Ahmet
24-Sultan Birinci Mahmut
25-Sultan Üçüncü Osman
26-Sultan Üçüncü Mustafa
27-Sultan Birinci Abdülhamit
28-Sultan Üçüncü Selim
29-Sultan Dördüncü Mustafa
30-Sultan İkinci Mahmut
31-Sultan Birinci Abdülmecit
32-Sultan Abdülaziz
33-Beşinci Sultan Murat
34-Sultan İkinci Abdülhamit
35-Sultan Mehmet Reşat
36-Sultan Mehmet Vahdettin

YAVUZ SULTAN SELİM HAYATI (1512 – 1520) Osmanlı Devleti

yavuz sultan selim, yavuz sultan selim kimdir, yavuz sultan selim önemli olaylar, yavuz sultan selim hakkında bilgiler, yavuz sultan selim ne zaman öldü

Sevgili okurlar, sizlere Osmanlı padişahlarından biri olan Yavuz Sultan Selim hakkında bilgiler vereceğiz. Peki Osmanlı Devleti Padişahı Yavuz Sultan Selim kimdir, Yavuz Sultan Selim hakkında bilgiler nelerdir? Hepsi ve daha fazlası hakkında yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Yavuz Sultan Selim Kimdir? 

Yavuz Sultan Selim ilk Türk İslam halifesidir. Osmanlı imparatorluğunun 9. padişahıdır. 1470 yılında Amasya’da dünyaya gelmiştir. Babası II. Bayezid annesi ise Gülbahar Hatun’dur. Ayşe Hafta Sultan ve Ayşe Hatun adında iki eşi vardır. Bu evliliklerden 10 tane çocuğu dünyaya gelmiştir. Yavuz Sultan Selim Anadolu’da birliği sağlamayı başarmış olan ilk padişah olarak bilinmektedir. Padişahlık döneminde pek çok toprağı Osmanlı devletine katmıştır. Bu dönemde Osmanlı devletinin yüz ölçümü oldukça genişlemiştir.

Yavuz Sultan Selim Osmanlı imparatorluğunun ticaret ağını da genişletmiş bir padişahtır. Bundan dolayı döneminde Osmanlı imparatorluğu iyice büyümüş ve gelişmiş bir devlet olmuştur. Yavuz Sultan Selim babası olan II. Bayezid’e darbe yaparak tahta çıkmış bir padişahtır.

Yavuz Sultan Selim Önemli Olaylar?

I. Selim padişah olmadan önce 13 yıl boyunca Trabzon Sancak Beyliğini başına getirildi. Henüz 17 yaşındayken üstlendiği bu görevi 1510 yılına kadar başarıyla yerine getirdi. Sultân Bayezid-î Velî, 1512 yılında beyin kanaması geçirince tahta çıktı.

16. yüzyılın başından ilk yıllarından itibaren Osmanlı İmparatorluğunun Anadolu topraklarındaki egemenliği tehlikedeydi. Bu bölgede hak iddia eden Safevi Devleti’ni yıkmak isteyen Yavuz Sultan Selim, 1514 yılında İran Seferine çıktı. Sefer sırasında uzun bir bekleme süresi yaşandığı için Osmanlı askerleri geri dönmek istedi. Buna rağmen 23 Ağustos 1514 tarihinde Şah İsmail’in başında olduğu Safevi ordusu ile savaşa girildi. Yalnızca bir gün süren savaş Osmanlı Devletinin kesin zaferiyle sonuçlandı.

Çaldıran Savaşının en önemli sonuçlarından biri Alevi – Sunni çatışmasını alevlendirmiş olmasıdır. Bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğu bu savaştan sonra tüfek başta olmak üzere birçok yeni icadı savaşlarda kullanmaya başladı.

Yavuz Sultan Selim, bir sonraki yıl Bitlis, Hasankeyf ve Cizre’yi de ülke topraklarına kattı. 24 Ağustos 1516 yılında Memlük Devleti ile Osmanlı Ordusu, Suriye’de karşı karşıya geldi. Tarihi kayıtlara Mercidabık Muharebesi olarak geçen savaşın nedeni, Mısır Seferine çıkan Osmanlı Ordusunun Suriye’den geçmesine izin verilmemesidir. Önce Mercidabık sonra Gazze Muahrabelerini kazanan Yavuz Sultan Selim, hiç ara vermeden Mısır Seferine devam etti.

16. yüzyılda başlayan Celali İsyanları, I. Selim döneminde de devam etmiştir. Padişah, isyanı bastırması için Şehsüvaroğlu Ali Bey’i gönderdi. Sert önlemler alan Osmanlı ordusu, ayaklanmanın daha fazla büyümesine engel oldu.

Yavuz Sultan Selim sadece 8 yıl tahtta kalmış olmasına rağmen, Osmanlı İmparatorluğu, en parlak dönemlerinden birini onun hükümdarlığında yaşamıştır. Onun döneminde halifelik ilk kez Abbasilerden Türklere geçmiştir. Osmanlı Devletinin sınırları ise 5.200.000 kilometrekareye çıkmıştır.

1520 yılında padişahın sırtında Aslan Pençesi adıyla bilinen bir çıban çıktı. Çorlu karargahında iken rahatsızlan I. Selim, 22 Eylül 1520 tarihinde vefat etti.

Yavuz Sultan Selim Ne Zaman Öldü?

Selim, bilinen adıyla Yavuz Sultan Selim (Osmanlı Türkçesi: سلطان سليم اول‎ Sultan Selīm-i Evvel; 10 Ekim 1470 – 22 Eylül 1520), 9. Osmanlı padişahı ve 88. İslam halifesidir. Aynı zamanda ilk Türk İslam halifesi ve Hâdim’ul-Harameyn’uş-Şerifeyn (Mekke ve Medine’nin Hizmetkârı) unvanına sahiptir.

Kıtaların İsimlari Neden A ile Başlıyor?

kıta, kıtalar, kıtaların isimleri, kıtalar hakkında bilgiler, kıtaların isimleri neden a ile başlıyor, kıtaların özellikleri

Sevgili okurlar, sizlere kıtaların isimlerinin neden hep a ile başladığı konusunda bilgiler vereceğiz.

Kıtaların İsimleri Neden A ile Başlıyor?

Hiç dikkat ettiniz mi Türkçe’de bütün kıta isimleri a ile başlayıp a ile bitiyor. Peki neden kıtaların son ve baş harfleri aynıdır ? Kıta isimleri neden a ile başlar a ile biter ? İşte bu soruların yanıtlarını bulacağınız bu yazımıza önce kısaca kıtalar hakkında bilgi vererek başlayalım.

Bildiğiniz gibi Kıta veya diğer adı ile Anakara yeryüzünü oluşturan büyük kara parçalarına verilen isimdir. Ancak Kıta’yı tanımlayan birden fazla standart vardır ve bu yüzden farklı kültür ve bilim dalları neyin kıta olarak yorumlanacağına ilişkin farklı görüş ve kurallara sahiptirler.

Genellikle, kıta olarak adlandırılan kara parçalarının önemli jeolojik sınırlarının olması, sualtında olmayan geniş alanlı topraklardan meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Günümüzde bazı Jeologlar ve bilim insanları tarafından Dünyada en fazla dört ya da beş kıta olduğunu düşünülürken, yaygın olarak Dünyada altı veya yedi kıta olduğu kabul edilir. Bazı bilimciler tarafından Afrika, Avrupa ve Asya’nın birleştiği yer Avrasya kıtası olarak görürken, bazıları tarafından bu bölge ayrı bir kıta olarak değil sadece o bölgenin takma adı olarak kabul edilir.

 

Dünya’da  herkes tarafından kabul edilen altı kıtası şunlardır:

  • Avrupa kıtası
  • Afrika kıtası
  • Antarktika kıtası
  • Asya kıtası
  • Amerika kıtası
  • Avustralya (Okyanusya) kıtası
  • Ayrı olduğu savunulan (ara) kıtalar ise şunlardır :
  • Kuzey Amerika kıtası
  • Güney Amerika kıtası
  • Avustralya kıtası
  • Okyanusya kıtası
  • Takım kıtalar ise şunlardır :
  • Avrasya kıtası
  • Afrika-Avrasya kıtası

Kıtaların İsimlerinin A İle Başlamasının Nedenleri

Bu bilgilerden sonra gelelim kıta isimleri neden a ile başlar a ile biter ? sorumuzun yanıtınaAslında bütün kıtaların baş harfilerinin a ile başlayıp a ile bitmesi Türkçe’ de ki ses uyumu ile ilgili bir durumdur. Ancak Amerika kıtasının a ile başlaması malum, Türkçe açısından tamamen bir tesadüftür. Amerika adı, Americo Vespucci (Ameriko Vespuçi) isimli bir İtalyan denizci ve gezginin isminden gelmektedir.

Kıtaların isimleri zamanla değişikliklere uğrayarak bugünkü şeklini almıştır. Asya ve Avrupa kelimeleri büyük bir olasılıkla Fenike kökenlidir. İlk Çağın ünlü gemici ve tüccarları, Ege denizinin doğu kıyısındaki bölgeye yani Ege Bölgesine Açu (Asu), batı kıyısındaki bölgeye de Ereb adını vermişlerdi. Bunlardan Açu, Güneşin doğduğu, Ereb ise battığı yön anlamına gelir. Açu kelimesinin, Ege Bölgesinin kuzey kesimindeki bir yörenin tarih öncesi çağlardaki, adı olan Assuvadan türemiş olması da olasıdır. Bu adlardan Açuya da Assuva zamanla Asya, Ereb ise Avrupaya dönüşmüştür. Roma İmparatorluğu döneminde Asya, Ege Bölgesindeki geniş bir idarî birimin adı idi. Zamanla bu adın kapsadığı alan genişledi; bütün Asya Kıtasının adı oldu.

Erebin kapsamı da zamanla batıya doğru genişledi ve o da bir kıtanın adı oldu. Biliyorsunuz, batı dillerinde bu kıtanın adı E harfi ile başlar. Ama Türkçe’de biz bunu Evrupa değil Avrupa olarak kullanıyoruz.

Afrika kıtasının adına gelince, bu ad sonradan bütün kıtaya verilmiş bir isimdir. İlk Çağda Afrika adı sadece bugün Tunusun bulunduğu bölgeyi kapsıyordu. Kıtanın o zamanlar bilinen bütün kuzey yarısına ise Libya deniyordu. Ancak zaman içinde Afrika bütün kıtanın, Libya ise bir ülkenin adı haline geldi. Afrika adı, Kartaca’ya ilk defa ayak basan Romalılarca “Afri” veya “Africani” denilen oymakların adından esinlenerek verilmiştir. Afrika adı bu ülkeye Pön savaşları sırasında verilmiştir. O zamana kadar Yunanlı yazarlar bu kıtaya “Libya” yani “Lebular Diyarı” derlerdi. Fakat MS I yy sonlarında bu isim bütün kıta için kullanılmaya başlandı. Afrika terimi daha sonra Arapça’ya “İfrikiya” şeklinde geçmiştir.

Kıtalar Hakkında Bilgiler

Antartika kıtasının anlamıda “ayıların karşıtı” anlamını taşımaktadır. Antartika kıtasına ismini veren Platon “bu kıta ayıların yaşadığı kıtanın tam zıt tarafında” diye düşünerek kıtanın adını Antartika koymuştur.

Günümüzde Okyanusya adı verilen Avustralya’ya gelince, eski denizciler ve coğrafyacılar, Güney Yarım Kürede büyük bir karanın bulunduğunu sanıyorlardı. Bu karaya da Lâtince La Terra Australis yani “Güney Karası” adını vermişlerdi. Avustralya adı, işte bu ismin sonundaki güney anlamına gelen “australis” sıfatından türemiştir.

DÜNYA KUPASININ ŞAMPİYONLARI

Dünya Kupası’nı kazanan ülkeler:

 

Oynandığı Yıl:1930 Yer: Uruguay Kazanan: Uruguay

Oynandığı Yıl:1934 Yer: İtalya Kazanan: İtalya

Oynandığı Yıl:1938 Yer: Fransa Kazanan: İtalya

Oynandığı Yıl:1950 Yer: Brezilya Kazanan: Uruguay

Oynandığı Yıl:1954 Yer: İsviçre Kazanan: Federal Almanya

Oynandığı Yıl:1958 Yer: İsveç Kazanan: Brezilya

Oynandığı Yıl:1962 Yer: Şili Kazanan: Brezilya

Oynandığı Yıl:1966 Yer: İngiltere Kazanan: İngiltere

Oynandığı Yıl:1970 Yer: Meksika Kazanan: Brezilya

Oynandığı Yıl:1974 Yer: Almanya Kazanan: Federal Almanya

Oynandığı Yıl:1978 Yer: Arjantin Kazanan : Arjantin

Oynandığı Yıl:1982 Yer: İspanya Kazanan: İtalya

Oynandığı Yıl:1986 Yer: Meksika Kazanan: Arjantin

Oynandığı Yıl:1990 Yer: İtalya Kazanan: Federal Almanya

Oynandığı Yıl:1994 Yer: Birleşik Devletler Kazanan: Brezilya

Oynandığı Yıl:1998 Yer: Fransa Kazanan: Fransa

Oynandığı Yıl:2002 Yer: Japonya – Güney Kore Kazanan : Brezilya

Oynandığı Yıl:2006 Yer: Almanya Kazanan: İtalya

Oynandığı Yıl;2010 Yer:Güney Afrika Kazanan:İspanya

DOLANDIRICILAR KRALI SÜLÜN OSMAN

Sülün Osman – Efsane emlak dolandırıcısı

Dolandırıcılar kralı “Sülün Osman” olarak Türk tarihine geçen bu kişinin asıl adı, Osman Ziya Sülün’dür.

Osman Ziya Sülün, 1923’te İstanbul’da doğdu. Adını duyurduğu ilk “işini” 1948 yılında

Fatih’te yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yaptı.

1950 ve 60’lı yıllardaki “işleriyle” ün kazanan “Sülün Osman”, tramvay, Galata Kulesi, kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara ‘satarak’ ya da ‘kiraya vererek’ efsane haline geldi.

Galata Köprüsü’nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandı. Ölümüyle ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte, polisin tahminlerine göre 1984’te Beyoğlu’nda sürekli kaldığı otelde kalp krizinden öldü ve kimlik taşımadığı için kimsesizler mezarlığına gömüldü.

Sülün, Taksim Meydanı’nın girişine paspas koyup, gelenden geçenden para toplamayı akıl etmiş, tarihin gelmiş geçmiş en şirin ve komik dolandırıcısıdır.

Söylentiye göre mesleğin inceliklerini Kumkapılı bir Rum’dan öğrenmiş. Kendisi sıradan bir üç kâğıtçı değil. Bu işin kitabını yazıp, felsefesini yapmış bir düşünür neredeyse: 20 Nisan 1962’de hapisteyken ‘Alınteri ile Yaşamak’ konulu konferans vermiş:

“Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız. Ve dükkân kapalı. Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan. Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın… Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, be de kayboluyorum ortalıktan. Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. Ben aranıyorum. Demiyorlar ki ona, be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı, diye. Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı. Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.”

Anlatıldığına göre, Sülün Osman adamlarıyla birlikte Dolmabahçe sarayındaki saatin önüne gider, gözüne saf ama cebinde para olan bir vatandaşı kestirir, onun göreceği bir yerde dururmuş. Kendi adamları planlanmış bir şekilde gelirler ve Dolmabahçe Saatine bakarak saatlerini ayarlarlar, sonra da Osman’a da yönelir ve saat ayarlama parasını ödeyip, giderlermiş. Bu kârlı iş, kendini uyanık zanneden ve kısa yoldan zengin olmanın sihrini bulduğunu sanan vatandaşın dikkatini çeker, kısa bir hoş-beşten sonra Sülün Osman Dolmabahçe Meydanı’ndaki  saati bu vatandaşa, satarmış.

Bir başka söylentiye göre, bir zamanlar Fransızlar, sahtekârlığın bilimini yapmaya karar verip, Sülün Osman’ı Paris’te bir konferans vermeye davet etmişler. Ne var ki Sülün Fransızca bilmiyor. Söylenti bu ya! Fransız büyükelçiliği, buna bir de tercüman tahsis etmiş… Rahmetli bunu her anlattığında, “e neden gitmedin birader” diyenlere, “Tercümana güvenemedim, sahtekâr birine benziyordu!” demekteymiş

İlk Kahvehane Nerde Açılmıştır ?

İLK KAHVEHANE NERDE AÇILMIŞTIR

Türk kültürünün vazgeçilmezlerindendir kahvehaneler.Kimileri oyun oynamaya, kimileri eş, dost görmeye, kimileri de bir sıcak çay içmeye gider.Amaçlar farklı olsada lezzeti aynıdır kahvehanelerin.

ilk kahvehane nerde açılmıştır, kim açmıştır

Böyle bir mekanı düşünen ve düşünmekle kalmayıp açan ilk kişiler Cem ve Hakim adında iki tüccar arkadaştır.1554 yılında Şam’dan gelen bu iki arkadaş ilk kahvehanelerini İstanbul’da açtılar.Kısa sürede halk tarafından büyük rağbet gördü.Sütlü kahve servisi yapılan ilk kahvehane ise Polonyalı bir seyyah olan Franz Georg Kulchitsky tarafından Viyana’da açıldı.Ayrıca bu seyyah Viyana usülü kahveyi bulan ilk kişidir.