Ana Sayfa HİKAYE VE FIKRALAR Ders verici Hikayeler Somali Kadın ingiliz Ateist Hikayesi

Somali Kadın ingiliz Ateist Hikayesi

Author

Date

Category

İngiltere’de yaşayan *Somali*’li fakir bir kadın, yardım almak için bir radyo istasyonunu arar. Bu radyo programını dinleyen ateist bir İngiliz, bu müslüman kadınla dalga geçmeye karar verir ve kadının isim ve adresini aldıktan sonra sekreterini çağırarak ona büyük miktar gıda ve yardım malzemeleri alıp kadına götürmesini ister.

Ve sekretere;
-“Eğer kadın gıdayı kimin gönderdiğini sorarsa, ona şeytandan olduğunu söyle”
diye emreder. Sekreter, kadının evine geldiğinde, kadın mutlulukla gelen malzemeleri kabul eder. Sekreter ona:
-“Bunları kimin gönderdiğini bilmek istemiyor musun”_ diye sorduğunda;
Fatima isimli okuma yazma bilmeyen bu kadın malzemeleri gönderen ateist İngiliz düşünürü dr. Timusi Vinter‘in müslüman olup adını abdülhakim Murad olarak değiştirmesine vesile olacak şu hârika cevâbı verir :
Hayır, ilgilenmiyorum. Çünkü *Allah* *bir şeyin olmasını istediğinde şeytanlar bile ona itaat eder” der.

Dikkat! Şeytan insanı bunlarla aldatıyor Şeytanın en büyük icraatı, günahları insanlara güzel ve cazip bir şey olarak sunmasıdır. Şeytan, aldatıcı cümleler kurmasını iyi bilir. Şeytan, insanları boş hayallerle avutur, boş kuruntularla onları oyalar. İşte detaylar: Şeytanın neler yaptığına, ne gibi hile ve tuzaklarla insanları aldatmaya çalıştığına biraz daha yakından bakmaya çalışacalım: Şeytan günahları güzel gösterir “Şeytan onlara amellerini güzel gösterdi…” (Neml Suresi, 24) Bu manayı ifade eden çok ayetler vardır. Mesela, En’am 43, Enfal 48, Nahl 63, Ankebut 48, Hicr 39… Şeytanın en büyük icraatı, günahları insanlara güzel ve cazip bir şey olarak sunmasıdır. Mesela, iki kişi tartıştıklarında işi kavgaya kadar götürebilirler, hatta bu küçük tartışma cinayetle bile sonuçlanabilir. Zira öfkede akıl yoktur. Öfke hâkim olduğunda, insan sağlıklı düşünemez. Sonuç olarak, taraflardan biri mezara, diğeri de hapse gider. Bunlar selim bir akılla düşünseler elbette böyle ağır bir fatura ödemeyeceklerdi. Ama şeytan onlara kötü amellerini güzel göstermiş ve böyle acı bir sonuca sevk etmiştir. Şeytanın günahları güzel göstermesi şuna benzer: Biri var, pislikleri çok güzel ambalajlara koyuyor, insanlara tatlı bir şeymiş gibi yediriyor… Bu konuda bir başka ayette şöyle buyrulur: “Rabbinden bir ‘beyyine’ üzerinde bulunan kimse, hiç o kötü ameli kendine süslü gösterilip de heva ve hevesleri ardına düşmüş kimseler gibi midir?” (Muhammed Suresi, 14) Mümin, Rabbinden bir beyyine üzeredir. Beyyine, delil-hüccet- ayet gibi anlamlar taşır. Kâfir ise, kötü işler yapar. Bu kötülükler şeytan tarafından kendisine süslendirilmiştir. Söz­gelimi, “içki içmekle ne olur sanki, insan şu dünyada keyfine bakmalı” gibi bir desiseyle şeytan onu kandırmıştır. Böyle kimseler artık heva ve heveslerinin peşinden giderler. Antik çağ felsefesindeki “hedonizm” görüşü, nefsin kötü arzularına, heva ve hevese uymaktan başka bir şey değildir. Bu görüşün taraftarları günümüzde de sayıca hayli kalabalıktır. Hedonizm (hazcılık/lezzetiye) ekolü denilen bu felsefî akım, hayata zevk ve lezzet noktasından bakar. Bunların gayeleri, duyuların tatminidir, zevktir. Günümüzde pek çok insan bu şeytanî akıma kapılmış, her türlü günahı mubah sayarak adeta insanlıktan çıkmışlardır. Şeytan boş kuruntularla oyalar “…Ve onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntularla oyalayacağım…” (Nisa Suresi, 119) Şeytan, insanları boş hayallerle avutur, boş kuruntularla onları oyalar. Çölde yol alanlar zaman zaman serap görürler, onu gerçek zannederler, ümitle ona doğru koşarlar. Hâlbuki bir hayalin peşinde koşmaktadırlar. Onun gibi şeytan da insanları boş fikirlerle, hoş hayallerle durmadan oyalar. Mesela, batıl bir fikrî akım çıkar, nice insan bunun peşine takılır. Hâlbuki bir işlerine yaramayacak, onları asla mutlu yapmayacaktır. Mesela, 19. yüzyılda pozitivizm rüzgârı esmiş, insanlık âlemini ciddi anlamda etkilemiştir. Bu akıma göre, ispat edilemeyen şeylere inanmamak gerekir. Dinlerin bahsettiği ruh, melek, ahiret gibi meseleler ispat edilemediğine göre, bunlara itibar edilmemelidir. Bu akım, “artık mabetlerin yerlerini laboratuarlar, din adamlarının yerlerini bilim adamları, iman esaslarının yerlerini ilmin ulaştığı sonuçlar almalıdır” görüşünü ileri sürer. Ne gariptir ki İslam dünyasında yaşayanlar da dâhil olmak üzere, dünyanın her tarafından nice kimseler bu akımdan etkilenmişlerdir. Hâlbuki her şey maddeden ibaret değildir. İnsanın bile maddesinden ziyade manası ön plandadır. Bu insanda maddeyle hiç de alakası olmayan binlerce hisler, duygular, latifeler vardır. Bir kitap nasıl sadece harflerden ibaret olmayıp mana ile dolu ise, âlem dahi baştan sona mana ile doludur. Yıllar önce bir felsefeciyle bu konuları tartışmıştık. Kendisine, “Felsefeden istifade ederiz ama felsefe her şey değildir. Mesela felsefe yaratılışın nasıl olduğunu izah edemez” dediğimde şunu söylemişti: “‘Yaratılış’ kelimesini ben kullanmam. Bunun yerine ‘oluşum’ demeyi tercih ederim.” Dedim: “Siz sınıftan çıktığınızda yazı tahtasını tertemiz bıraksanız, ama aynı sınıfa döndüğünüzde tahtada güzel resimler ve anlamlı cümleler bulduğunuzda bunu ‘oluşum’ olarak mı görürsünüz, yoksa ‘bunları kim yazdı ve çizdi’ mi dersiniz?” Muhatabım şöyle dedi: “Ben bilime inanırım Evet, bilimin şu anda bu konuya net bir açıklık getiremediğini kabul ediyorum. Ama inanıyorum ki yüzlerce yıl sonra da olsa bunların bilimsel açıklamaları yapılacaktır…” Muhatabım, imandan kaçarken yine de iman etmekten kurtulamamıştı. Gerçi Allah’a inanmıyordu ama “bilime” inanıyordu. Gerçi ezeli bir Allah’ı kabul etmiyordu ama maddeyi ezeli kabul etmekten kurtulamıyordu… İşte şeytan böyle boş fikirler, kuru hayallerle nice insanları avutur, oyalar, gerçekleri görmelerine engel olur. Şeytan demagoji yapar Şeytan abes işlerle meşgul eder “…Onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar…” (Nisa Suresi, 119) Şeytan fıtrata müdahale etmek ister “…Onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler…” (Nisa Suresi, 119) Şeytan, batıl mabutlara taptırır Hz. Süleyman’a muhteşem bir saltanat verilmişti. Öyle ki kuşlar bile emrinde idi. O devirde Yemen’de Belkıs isimli bir kraliçe vardı. İşte, hüdhüd isimli kuş Yemen’e gitmiş, oradaki insanların Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını görmüştü. Bunu Hz. Süleyman’a şöyle haber verir: “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.” (Neml Suresi, 24)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Bilgisayarda işinizi Hızlandıracak Klavye Kısa Yol Tuşları

Bilgisayar Klavyesinde işlerinizi Hızlandıracak, kolaylaştıracak bilinmeyen Kısa Yol Tuşları, Ofis programları kısa yol tuşları,yazıcı kısa yol tuşları, bilgisayarı hızlı kapatma kısa yol tuşları, ekran...

Tabletlerde Ekran Görüntüsü Alma Tuşları (windows 10)

Windows 10 bilgisayarlarda Tam ekran görüntüsü hangi tuslarla alınır, Tabletlerde Ekran Görüntüsü Alma tuşları,Program kullanmadan bilgisarlarda ekran görüntüsünü bu tuşları kullanarak alabilirsiniz. Windows 10 kullanıyorsanız...

Samsung Not 20 Ultra İşlemci Özellikleri ve Performansı

Samsung Note 20 ultra, Samsung Note 20 ultra telefon, Samsung Note 20 ultra telefon hataları, Samsung Note 20 ultra sorunları, Samsung Note 20 ultra...

Samsung Not 20 Ultra Kamera Özellikleri Nelerdir?

Samsung Note 20 ultra, Samsung Note 20 ultra telefon, Samsung Note 20 ultra telefon hataları, Samsung Note 20 ultra sorunları, kamera özellikleri, kamerası nasıl Değerli...

Samsung Not 20 Ultra Kamerası Nasıl

Samsung Note 20 ultra, Samsung Note 2 ultra telefon, Samsung Note 20 ultra telefon hataları, Samsung Note 20 ultra sorunları, Samsung Note 20 ultra...

Son Yorumlar