Yıldız Sarayı Hakkında Bilinmeyenler

0

Yıldız Sarayı

İstanbul’un Beşiktaş Semtinde Tepelik Bir Alana Konumlandırılan Yıldız Sarayı, 17. Yüzyılda Başlayan Yerleşim Olma Sürecini 19. Yüzyılda Tamamlayarak Mevcut Şekline Ulaştı. Farklı Dönemlerde İnşa Edilmiş Köşk Ve Kasırları Iı. Abdülhamid’in Daimi İkametgâh Alanı Yapmasıyla Birlikte Alan Saray Kompleksine Dönüştürülmüştür. Buradaki İlk Yapılanma Örnekleri Iv. Murat’ın Kızı Kaya Sultan İle Eşinin Yaptırdığı Yalı, Iıı. Selim Tarafından İnşa Edilen Bir Kasır, Ardından Babası Iıı. Mustafa İçin Yapılan Bir Çeşme Ve Günümüze Ulaşmayan Iı. Mahmut’un İnşa Ettirdiği Köşk Sayılabilir. Sultan Abdülmecid’in Var Olan Yapıları Yıktırarak Annesi Adına Yaptırdığı Kasr-I Dilküşa, Bugün Valide Sultan Köşkü Adıyla Anılmakta, Sultan Abdülaziz Zamanında İse İnşa Edilen Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Malta Ve Çadır Köşkleri Bir Saray Yapılanmasının İlk Güzel Örneklerini Oluşturmaktadır. Iı. Abdülhamid’in Dolmabahçe Sarayı’ndan Ayrılarak Buraya Yerleşme Kararı, Burada Yaşayan İnsan Sayısını Arttırmış Ve Yaklaşık Olarak On İki Bin Kişiye Çıkartmış; Küçük Mabeyn Köşkü, Harem Binaları, Cariyeler Dairesi, Kızlarağası Köşkü, Şale Köşkü, Yıldız Camii, Tiyatro, Marangozhane, Eczane, Tamirhane, Kilithane, Çini Atölyesi, Kütüphane, Şehzade Köşkleri Ve Zamanla Halka Açılan Parkı Yani Hasbahçesiyle Geç Osmanlı Tarihi’nin Gözde Yapılarından Biri Olmuştur.

Yıldız Sarayı Bahçesi

İstanbul’un En Düzenli Hasbahçesi Olan Yıldız Sarayı’nın Bahçesi, Iı. Abdülhamid’in Güçlendirdiği Duvarları Ve O Duvarları Koruyan Ağaçları İle Yaklaşık Olarak Beş Yüz Dönümlük Bir Alana Yayılmıştır. Bahçe İçine Dağılmış Köşk Ve Kasırlardan Oluşan Saray, Arazi Durumunun Bir Getirisi Olarak Düzensiz, Küçük Ve Dağınık Yapılardan Oluşmuş, Mevcut Haliyle Topkapı Sarayı’ndaki Yerleşim Geleneğinin Bir Uzantısı Olarak Görülmüştür. Ancak Bu Sarayın Osmanlı Sarayları Arasındaki Ayırt Edici Özelliği Bahçe İçerisindeki Büyük Havuzları Ve Köprüleridir. Sarayın Bahçesinde Yer Alan Bu Su Öğeleri Avrupa’nın O Romantik Bahçe Tasarımlarının İstanbul’a Özgü Yorumlanışıdır. Havuz İçerisinde Yer Alan Birbirinden Farklı Türde Ve Renkte Balıkların Oluşu; Havuzun Oluşturduğu Ada Üzerinde Yetiştirilen Çeşitli Türde Ve Renkte Kuşların Varlığı, Saray Bahçesine Farklılık Katmaktadır.

Sarayı Çevreleyen Birinci Ve İkinci Avlunun Uzantısı Olan Hasbahçe Bir Duvarla Dış Bahçeden Ayrılır Ve Bu Dış Bahçe Bugün De Bilinen Yıldız Parkı’dır. Dış Bahçe Boğaziçine Has Üslupla Geliştirilmiş Olup; Zengin Ağaç Türlerine Sahiptir. Koru Arazisi İçinde Birbirinden Bağımsız Olarak Görülen Önemli Yapılar Vardır; Örneğin Malta Ve Çadır Köşkleri Sultan Abdülaziz Tarafından, Yıldız Çini Atölyesi Iı. Abdülhamid Tarafından Yaptırılan Tarihi Yapılardır. Saraya Son Eklenen Yapı İse Şale Köşküdür.

Büyük Mabeyn Köşkü

Saraya Girişi Sağlayan Dört Ana Kapı Vardır. Bunlardan Saltanat Kapısı Ve Valide Sultan Kapısı Birbirine Dik Bir Konumda Çevresinde Yer Alan Köşk, Kasır Ve Hizmet Binaları Görülür. Buradaki En Önemli Yapı Şüphesiz Saltanat Kapısı’ndan Girince Sol Tarafta Yer Alan Büyük Mabeyn Köşküdür. Sultan Abdülaziz Tarafından Bir Dinlenme Köşkü Olarak Düşünülüp İnşa Ettirilen, Agos Ve Sarkis Balyan Tarafından Tasarlanan Bu Yapı Sarayın En Görkemli Resmi Binasıdır. 1866 Yılında İki Katlı Olarak İnşa Edilen Köşkte Iı. Abdülhamid’in Bazı Toplantılarını Ve Davetlerini Burada Gerçekleştirdiği Bilinmektedir. Kendi Resmi Odasının Burada Olmasının Dışında Mabeyinciler Tarafından Da Kullanılan Odaların Varlığı, Cuma Selamlığı Törenlerini İzlemek İsteyenler İçin Tek Katlı İnşa Edilen Seyir Köşkü Ve Hemen Yanındaki Yıldız Camii İle Sarayın En Haraketli Bölgesini Oluşturmaktadır.

Çit Kasrı

Büyük Mabeyn Köşkü Yanında Yer Alan Çit Kasrı, Sultan Abdülaziz Döneminde İnşa Edilen Yapılardan Bir Diğeridir. Sultan Abdülaziz’in Toplantılarını Düzenlediği Bu Kasır, Tek Katlı Basit Ve Gösterişsiz Bir Bina Olarak Tasarlanmış Olup İçerisi Daha Karmaşık Bir Plana Sahiptir. Birbiri İçinden Geçilen Zincirleme Salonlardan Oluşan Yapının Doğu Ucunda Büyük Bir Toplantı Salonu, Kabul Salonu Ve Bu Salonları Harem Dairesi’ne Bağlayan Geçiş Alanları Vardır. Kasrın Büyük Boyuttaki Kapı Ve Pencereler İle Dışarı Açılması, Fransız Saray Komplekslerindeki Küçük Köşkleri Anımsatır. 1877/78 Tarihli Türk-Rus Savaşı Ve 1897 Yılında Gerçekleşen Türk-Yunan Savaşı, Kasrın Büyük Toplantı Salonunda Kurulan Karargahtan İdare Edilmiştir.

Yaveran Daireleri

Valide Sultan Kapısının Tam Karşısında Yer Alan Sıra Sıra Odalardan Oluşan Bu İki Katlı Yapı Iı. Abdülhamid Döneminde İnşa Edildi. Birinci Avluda Iı. Abdülaziz’in İnşa Ettirdiği Büyük Mabeyn Köşkü’ne Komşu Olup, O Yapıda İzlenen Gösterişten Uzak Daha Sade Bir Anlayışla Mimar Raimondo D’aronco Önderliğinde İnşa Edildi. Oldukça Sade, Art Nouveau Stilinde Bezemeleri Görülen Yapı, Yaverler Ve Saraydaki Üst Rütbeli Çalışanlar İçin Tahsis Edilmiştir. Ancak Iı. Abdülaziz Döneminde Görülen Anıtsallığın Iı. Abdülhamid Döneminde Terk Edildiği Açıktır. Osmanlı Saray Anlayışının Temelinde Yatan Geleneksel Tutuma Yakın Bir Mesafededir.

Yaveran Daireleri Tek Bir Bina Gibi Gözükse De Yan Yana Farklı Gruplara Hizmet Eden Odaları İçerir. Örneğin, Sol Başta Padişahın Ve Haremin Güvenliğinden Sorumlu Tüfekçibaşının Nöbet Odası, Güneye Doğru Gittikçe Hünkâr Mutfağı, Silah Müzesi, Silahhane, Arabacılar Koğuşu Gibi Farklı Birimlere Hizmet Eden Odalar Yer Almaktadır.

 

 

Güvercinlik Binası

Mevcut Fotoğraf Binanın 1978 Yılındaki Hali Olup, Geçirdiği Yenilemeler İle Bugün Daha Farklı Bir Görünüme Kavuşmuştur. Şüphesiz Yıldız Sarayı İçerisinde İşlevselliği En Dikkat Çeken Yapılardan Biridir; Zira Burası Kimyahane Ve Eczane Olarak Kullanılmıştır. Iı. Abdülhamid Döneminde İki Katlı, Bağdadi Teknikle İnşa Edilen Bu Yapıda Saraya Ait Özel İlaçlar Yapılmakta Olup, İsmini Binanın Önünde Yer Alan Kaskatlardan Güvercinlerin Su İçmesi Nedeniyle Almaktadır.

Harem

Birinci Avluda Yer Alan Büyük Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Yaveran Dairesi’ni Bir Duvar Ayırır Ve Bu Duvardan Harem Bölümüne Geçilir. Iı. Abdülhamid Döneminde İnşa Edilen Bu Harem Daireleri’nin İnşası Uzun Yıllar Devam Etmiş Olup Birbirine Bağlı 5 Yapıdan Oluşmaktadır. İki Katlı, Bağdadi Teknikle İnşa Edilmiş Olan Harem Daireleri’nde Kalem İşleri Ve Madalyonlar İçerisine İşlenmiş Resimler Göze Çarpmaktadır. Ne Yazık Ki Günümüzde Harem Bölümü Maddi İmkânsızlıklardan Dolayı Yıllarca Harap Bir Halde Bırakılmış; Geçtiğimiz Son Birkaç Yıl İçerisinde Restore Çalışmalarına Başlanmış; Bugün Topkapı Sarayının Harem Daireleri Gibi Turizme Kazandırılmıştır.

Hünkar Dairesi Ve Tiyatro

Bu Bölümün Egemen Yapısı İse Abdülmecid Döneminde İnşa Edilen Hünkar Dairesi Diğer Adıyla Valide Sultan Köşkü Karakteristik Özellikler Göstermektedir. Iı. Abdülhamid Hünkar Dairesi Yanına Bir Tiyatro Yaptırmış; Burada Dönemin Sarah Bernhardt, Chaliapin Gibi Önemli Tiyatro Sanatçıları Ve Virtüözleri Oyunlar Sergilemiştir. Batı Tiyatrosunun Ve Operasının Güncel Örneklerinin Sergilenmesinin Yanında Türk Tiyatrosunun Örnekleri De Halkla Buluşturulmuştur. İnşa Edildiği Dönemde Oldukça İlgi Uyandıran Ve Osmanlı Sarayları İçinde Dolmabahçe Tiyatrosu’ndan Sonra İkinci Tiyatro Olması Özelliğiyle Öne Çıkan Bu Birim Günümüze Ulaşamamıştır.

Tiyatroya Düşkün Olan Iı. Abdülhamid, 1889 Yılında Tamamlanan Bu Tiyatronun Süslemelerine De Özen Gösterilmesini İstemiş Ve Tavanlarına Mavi Zemin Üzerine Yaldızlarla Yıldız Motifleri İşlenmiştir. Ahşap Direkler Üzerinde Galerisi Bulunan Tiyatronun Padişah Locası İse Girişin Hemen Üzerindedir.

Küçük Mabeyn Köşkü

İkinci Avluda Yer Alan Yapılardan Diğeri Iı. Abdülhamid’in Kendisi İçin 1900 Yılında İnşa Ettirdiği Küçük Mabeyn Köşküdür. Mimarı Raimondo D’aronco, Art Nouveau Üslubunu Özellikle Seraların Demir Bezemeleri, Merdivenler Ve Vitraylarda Uygulayarak Farklı Bir Kimlik Kazandırmıştır. İki Katlı, Kagir Bir Yapı Olarak Tasarlanan Bina, Iı. Abdülhamid’in İhtiyaçlarını Görmesi Açısından Özel İkametgah Yeri Olarak Düşünülmüştür. Iı. Abdülhamid’in Ahşaba, Mobilyaya Olan Özel İlgisi Burada Da Kendini Göstermiş Olup Fransa’dan Stil Mobilyalar Sipariş Ederek Kendi Zevkine Göre Düzenlemiştir

Iı. Abdülhamid Tahttan İndirildikten Sonra İdare Merkezinin Tekrardan Dolmabahçe Sarayı’na Taşınmasına Rağmen Son Devir Padişahlarından Vı. Mehmet’in Burayı Zaman Zaman Kullandığı; 1919 Yılında Samsun’a Hareketinden Önce Dönemin 3. Kolordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa İle Bu Binada Görüştüğü Bilinmektedir.

Marangozhane

Hasbahçe İçerisinde Yer Alan Yapılardan Bir Diğeri Sultan Iı. Abdülhamid’in Özel İlgi Alanını Oluşturan Marangozhane Binasıdır. Tek Katlı, Bağdadi Teknikle İnşa Edilmiş Olan Yapı Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne Bağlı Olarak Müzeye Dönüştürülmüştür. Sultanın Kişisel Atölyesinde Ahşap Eserler İle Uğraştığı Bilinse De Bugün Bakıldığında Hangi Eserin Sultanın Elinden Çıktığı Kesin Olarak Bilinmemektedir. Zira Abdülhamid’in Marangozluğa Olan İlgisi Herkesçe Bilinse De Kaynaklarda Yeterince Yer Almamış, Yalnızca Yazar Halid Ziya Bu Konuya Ustalarla Birlikte ‘’Pek Güzel, Dolaplar, Çekmeceler’’ İmal Ettiğine Değinmiştir.

Iı. Abdülhamid’in Saray Haline Dönüştürdüğü Son Osmanlı Sarayı Olan Yıldız Sarayı, Iı. Abdülhamid’in Tahttan İndirilmesiyle Eski Önemini Yitirmiş, İdari Merkez Dolmabahçe Sarayı’na Taşınmıştır. Ancak Sonraki Dönemlerde Gelen Padişahların Sarayın Bazı Birimlerini Zaman Zaman Kullandığı Bilinmektedir. Cumhuriyetin İlanından Sonra İse Atatürk’ün Emriyle Çok Kıymetli Kitaplar İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ne, Taşınabilir Bazı Eşyalar İse Başka Saraylara Dağıtılmıştır. Restore Çalışmalarının Ardından Bir Bütünlük Oluşturmayan Sarayın Bazı Bölümlerinin Halkın Ziyaretine Açıldığı Bazı Bölümlerinin İse Çeşitli Kurumlar Tarafından Kullanıldığı Görülmektedir.

Paylaş:

Leave A Reply

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.