Ana Sayfa Blog Sayfa 1446

Terleme Nasıl Oluşur Aşırı Terleme Sebebleri Nelerdir

0

AŞIRI TERLEME NASIL OLUŞUR

AŞIRI TERLİYORUM
AŞIRI TERLİYORUM

Terleme, vücudun ter bezlerinden dışarı tuzlu bir sıvının salınmasıdır. Özellikle yaz mevsimiyle birlikte sık sık şikayet ettiğimiz terlemenin aslında vücut için olmazsa olmaz bir işlevi vardır: terleme, vücudumuzun soğutma sistemidir. Dışarıdaki sıcağa rağmen ter yoluyla vücut ısısının artmaması ve belli bir aralıkta kalması sağlanmış olur. Üstelik vücuttan çeşitli toksinlerin atılmasını da sağlar. Ter daha çok koltuk altlarında, ayaklarda ve avuç içlerinde görülür. Ne kadar terlediğimiz, vücudumuzda ne kadar ter bezimiz olduğuyla yakından ilgilidir. Bir insan 2 ila 4 milyon arasında değişen sayıda ter beziyle doğar. Ergenlik döneminde ter bezleri tümüyle aktifleşir. Kadınlarda daha çok sayıda ter bezi bulunmasına karşın, erkeklerdeki ter bezleri daha aktiftir.
Terleme sinir sisteminin otonom bir bölümü tarafından kontrol edilir ve bu sistem üzerinde bizim herhangi bir bilinçli kontrolümüz yoktur. Terleme vücudun doğal bir ısı ayarlama yöntemi olduğundan hava sıcak olduğunda daha çok terleriz. Ayrıca spor yaptığımızda, efor sarf ettiğimizde ya da heyecanlandığımızda, korktuğumuzda veya sinirlendiğimizde de terleriz. Aşırı terlemeye neden olan bir başka durum da menopozdur.
Ancak bu yukarıda saydıklarımızın hiçbiri ortada yokken, durduk yere sürekli olarak ter döküyor, ter nedeniyle diğer insanlarla temas etmekten kaçınıyor ve ter kokusuyla baş edemiyorsanız, tıp dilinde ‘hiperhidroz‘ denilen aşırı terleme bozukluğundan muzdarip olabilirsiniz.
Aşırı Terleme Nedenleri
Aşırı terlemeye ‘hiperhidroz’ neden olabilir dedik ama aşırı terleme bozukluğunun da farklı türleri vardır:
Birincil tip hiperhidrozun genetik olduğu düşünülür ve büyük olasılıkla sadece ter bezlerinin fazla aktif olmasından kaynaklanır. Bu tip hiperhidrozda ter bezleri normalden 4-5 kat daha fazla çalışıyor olabilir.
İkincil hiperhidrozda ise aşırı terleme altta yatan bir hastalığa işaret ediyor demektir. (Bu hastalıklar neler olabilir aşağıdaki listede görebilirsiniz.) İkincil tip hiperhidroz genellikle koltuk altlarını veya tüm vücudu etkiler.
Hiperhidroz ve hastalıklar da dahil aşırı terlemenin altında yatabilecek başlıca nedenleri sıralamaya çalışırsak şöyle bir liste karşımıza çıkar:

Alkol
Alkol ya da uyuşturucu madde yoksunluğu
Akciğer rahatsızlıkları
Ateş ve enfeksiyonlar, tüberküloz
Baharatlı yiyecekler
Çocuklarda C ve D vitamini eksiklikleri
Diyabet
Duygusal ya da stresli durumlar (kaygı)
Düşük kan şekeri (hipoglisemi)
Birincil hiperhidroz (Bu tip hiperhidroz kalıtsal olabilir, altta yatan bir hastalık olmadan ter bezleri aşırı çalışmaktadır. Bütün vücudu değil de daha çok el ve ayakları etkiler. )
Egzersiz
Hipertiroidi (Tiroid bezinin normalden fazla çalışması.)
Kafein
Kalp hastalığı
Kanser (Bazı kanser türleri.)
Kompleks bölgesel ağrı sendromu (KBAS)
Menopoz
Obezite veya fazla kilolar
Tiroid hormonu, morfin, ağrı kesici, ateş düşürücü ya da antidepresan gibi bazı ilaç türleri
Yüksek hava sıcaklığı
Aşırı Terleme Nedeniyle Ne Zaman Doktora Görünmeli?
Eğer terlemeyle birlikte aşağıdaki belirtiler de ortaya çıkıyorsa hemen bir doktora başvurun:
Göğüs ağrısı
Ateş
Hızlı nabız
Nefes darlığı
Kilo kaybı
Yukarıdaki bu belirtiler bir enfeksiyon ya da hipertiroidi sorununa işaret ediyor olabilir. Doktora görünmenizi gerektiren diğer durumlar ise:
Çok terliyorsanız veya uzun süre boyunca teriniz durmuyorsa veya terlemenize bir açıklama getiremiyorsanız.
Terlemeyle birlikte veya terleme devamında göğsünüzde ağrı ya da basınç hissediyorsanız.
Terleme şikayetinin yanı sıra kilo kaybediyorsanız veya genellikle uykunuzda terliyorsanız.

58 SİVAS

       Sivas İli toprakları Anadolu’nun orta kesiminde, dağlık ve engebeli bir alanda yer alır. Büyük bölümü İç Anadolu Bölgesinde yer alan ilin daha küçük bölümleri Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgelerinin sınırları içinde kalır.
       Tarihinin çok eskilere dayandığı bilinen Sivas İli eskiden beri çok önemli bir ulaşım ve konaklama merkezidir. Anadolu’nun çeşitli yörelerini birbirine baplayan yollar burada kesişir.                                                                                                                                   GENEL BİLGİLER
                                                                                                                                  Sivas İlinin telefon kodu 346, Sivas ilinin plakası ise 58’dir.
Sivasın Yüzölçümü 28.488 km², sivas’ın nüfusu ise 1985 yılı verilerine göre 772.209 dur.                                                                                                                                                                          Sivas’ın İlçeleri
Sivas Merkez, Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Gemerek, Gölova, gürün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışla, Ulaş, Yıldızeli, Zara.

SİVAS KANGAL KÖPEĞİ
SİVAS KANGAL KÖPEĞİ

Sivas’ın Tarihî ve Turistik Yerleri
Fidanlık ve Eğriçimen orman içi dinlenme yerleri; Sıcakçermik, Soğukçermik ve Balıklıçermik; Divriği Kalesi; Sivas UlucamisiDivriği Ulucamisi ve Darüşşifası; Gökmedrese, Buruciye Medresesi ve Çifte Minareli Medrese; Metdan, Kale, Aliağa, Alibaba ve Kale (Divriği ) Camileri; Ahi Emir Ahmed, KAdı Burhaneddin ve Abdülvahab Gazi Türbeleri, Güdük Minare Türbesi; Sitte Melik ve Kameriddin Kümbetleri; Boğazköprü, Eğriköprü ve Şahruh Köprüsü; Behram Paşa Hanı; Meydan Hamamı; Sivas Müzesi, Sivas 4 Eylül Atatürk Müzesi.                                                                   Sivas İli’nin Coğrafî Yapısı
Sivas ili Anadolu’nun en dağlık ve engebeli kesimlerinden birinde yer alır. Yalnızca bazı akarsu vadilerinde 1.000 metreden alçak alanlara rastlanır. Sivas İli topraklarının yaklaşık yarısı dağlık alanlardan, öteki yarısı da yüksek yaylalardan oluşur. Yükseltisi fazla olmayan, ova denebilecek düzlüklerin kapladığı alan ise çok azdır.
Sivas ilinin kuzey kesimini Kuzey Anadolu Dağları, Doğu kesimini Doğu Toroslar, güney kesimini de Orta Toroslar engebelendirir. Karadeniz Bölgesinin sınırları içinde kalan kuzey kesimdeki başlıca yükselti doruğu 2.812 metreye ulaşan Köse Dağı’dır. Sivas ilinin güney ve güneydoğusunda yer alan bazı toprakları Doğu Anadolu Bölgesinin sınırları içinde kalır.
Sivas İli topraklarından kaynaklanan sular büyük akarsulara katılarak Karadeniz, Basra Körfezi ve Akdeniz’e ulaşır.Kuzey kesiminden doğan suları Karadeniz’e taşıyan başlıca akarsu Yeşilırmak ve bu kesimden doğu-batı, kuzey-güney doğrultusunda geçen Kelkit Irmağı’dır. Karadeniz’e dökülen Melet Çayı’nın başlangıç kolları da bu yöreden çıkar.
Kızılırmak’a il sınırları içinde katılan başlıca akarsular Tavra ve Tecer sularıdır. Fırat Irmağı’nın önemli kollarından biri olan Karasu Irmağı’na katılan Çaltı ve Tohma suları ile Kuruçay Sivas İli topraklarından kaynaklanır. Akdeniz’e dökülen Ceyhan ve Seyhan Irmakları’nın bazı başlangıç kolları da Sivas İli topraklarından çıkar.
Sivas İli’nde yer alan başlıca göller Kızılırmak vadisinin kuzeyinde Zara ile Hafik arasında yer alır. Genellikle Hafik Gölleri adıyla anılan ve alçıtaşından oluşan arazide yer alan çukurlukların içinde suların birikmesi sonucu ortaya çıkan bu göllerin suları tuzludur.                                                                                                                                                       Sivas’ın İklimi ve Bitki Örtüsü
Kuzey ve Güney kesimdeki bazı kuytu alanlarda Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinin yumuşak ikliminin etkileri görülsede Sivas İli genel olarak sert bir kara ikliminin etkisi altındadır. En çok ilkbaharda yağış alan Sivas’ta İl merkezine düşen yağışın yıllık ortalama miktarı 500 mm’yi bulmaz. Sivas İli en az yağışı yazın alır.
Sivas Ormanları açısından ülkemizin en yoksul illeri arasında yer alır. Ormanları büyük ölçüde yok edilmiş olan Sivas ilinde doğal bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Kuzey ve batı kesimindeki dağlık alanlarda yer yer sarıçam ve ardıç topluluklarına, akarsu boylarında da kavaklara rastlanır.                                                                                        Sivas’ın Ekonomisi
Kışları kar yağışlı sert ve uzun geçmesi, bunun yanısıra topraklarının engebeli olması ve şiddetli aşınıma uğraması nedeniyle ekime elverişli alanları kısıtlı olan Sivas ilinde halkın önemli bir bölümü geçiminini hayvancılıktan sağlar. Çok miktarda koyun yetiştirilen Sivas’ta sığırcılıkta yapılır. Elde edilen başlıca hayvansal ürünler et, süt, yün ve deridir. Yaygın olarak arıcılık da yapılan Sivas ilinde önemli miktarda bal elde edilir.
Yetiştirilen başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, arpa, patates, çavdar, yulaf, kavun ve karpuzdur. yüzölçümü açısından Konya ve Ankara’dan sonra üçüncü sırayı alan Sivas ilinde toplam ekili alanlar, il topraklarının % 16’sı kadardır. Oysa bu oran Konya’da %40, Ankara’da ise %38’dir.
Bunlardan başka Sivas’ta, et ve süt ürünleri, un ve unlu ürünler, dokumacılık ürüleri, yem, yedek parça, metal eşya, çimento, tuğla ve kiremit üreten kuruluşlar da vardır.                                                                                                                                                                   Sivas’ın Yöresel Yemekleri
Madımak, Çereli Pilav, Püstüken Çorbası, Slatalık kurutması, Sivas Kömbesi, Sivas Köftesi, Sivas Kebabı, Ekmek Aşı, Pastırmalı Sivas Böreği, Tonus Köftesi, Sivas Katmeri, Etli Akmek, Köfte Dolması, İncir Dolması, Sarığı Burma, Kelle Tatlısı, Cılbır, Yarımca Börek vs.sivas-yemek-2[1]

Sinop ilimiz Hakkında Bilgiler

Sinop ili Hakkında Bilgiler,sinop’un dağları,sinop ilçeleri,sinop yemekleri,sinop haritası,sinop yöresi,paflagonya sinop,sinop kışın soğuk mu,sinop coğrafyasi,

Sinop nüfusu kaç
Sinop hakkında bilgiler

GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 5.862 km²
Sinop/Nüfus 207.427 (2018 yılı )
İl Trafik No: 57

Sinop Karadeniz Bölgesinin ortasında Anadolu’nun en kuzeyinde, Boztepe Yarımadasının en dar kesiminde kurulmuştur. Karadeniz’in en güzel tabii limanlarından biridir. Bölgenin en eski şehirlerinden olan il, 3 üncü yüzyıl filozoflarından Diyojen’in doğum yeridir. Ormanlarla iç içe girmiş plajları şehri ziyaret edenlere inanılmaz güzellikler sunar.

İLÇELER:
Sinop ilinin ilçeleri; Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gezde, Saraydüzü ve Türkeli’dir.

Ayancık : İl merkezine 62 km. uzaklıkta, ilin batısında yer alır. Gezip görülecek yerler arasında, İstefan Kaya Mezarları, Ayancık Kilisesi, İstefan Sulu Kilise, Demir Yolu, Çamurca Plajı, Akgöl, Ayancık Çamlığı, Ayancık Çarşı Camii, Yalı Hamamı bulunmaktadır.

Boyabat : İl merkezine 94 km. uzaklıktadır. Gezip görülecek yerler arasında Boyabat Kalesi, Salar Köyü Kaya Mezarı, Göynühören Köyündeki Ambarkaya Mezarı, Dodurga Köyündeki Resimli Kaya, Arımkaya Tüneli ve Kaya Mezarı bulunmaktadır. Kalebağı, Topalçam, Bürnük piknik yerleridir.

Durağan : İl merkezine 121 km. uzaklıktadır. Tarihi itibariyle çok eskilere dayanır. Gezip görülecek yerler arasında, Durakhan (Kervansaray), İsmail Bey Cami, Yağbasan Türbesi, Ambarkaya Mezarı, Terelek Kaya Mezarı, Buzluk Mağarası bulunmaktadır.

Saraydüzü : İl merkezine 115 km. uzaklıktadır. Önceki adı Kızıloğlan ilçenin adı daha sonra Saraydüzü olarak değiştirilmiştir.

NASIL GİDİLİR?
Karayolu: Otobüs Terminali kent merkezindedir.

Otogar Tel : (+90-368) 260 03 04

Denizyolu: Sinop Limanının kent merkezindedir .

Liman Tel : (+90-368) 261 71 55

Deniz Şubesi Tel : (+90-368) 261 59 05

Havayolu: Sinop Havaalanının kent merkezine uzaklığı 8 km.dir. Ulaşım, dolmuş veya taksilerle yapılmaktadır.

Havaalanı Tel : (+90-368) 271 44 55

Türk Hava Yolları Sinop Şubesi Tel :(+90-368) 260 24 70

GEZİLECEK YERLER
Müzeler

Sinop Müzesi

Adres: Okullar Cad. – Sinop

Tel: (368) 261 19 75

Tarihi Sinop Cezaevi

Sinop Kalesi

M.Ö.7.yy.da Şehri korumak amacıyla yarımadanın üzerinde kurulmuştur. Roma, Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde bir bölümü hâlâ ihtişamını korumaktadır. 2050 m. uzunluğu, 25 m. yüksekliği, 3m. genişliği ve iki ana giriş kapısı bulunmaktadır.

Eski Sinop Cezaevi

Ceza Evinin bulunduğu alan Osmanlıların Karadeniz’deki en büyük tersanesiydi. Ceza Evi iç kalenin içinde eski tersane alanında yapılmıştır. 1887 yılından beri ceza evi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrilidir. Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Şu anda Kültür Bakanlığına devri yapılmış olup, turizme kazandırılması yolunda çalışmalar devam etmektedir.

Cami, Türbe ve Kiliseler

Alaaddin Cami : Sinop’un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Selçuklu dönemi eseridir. Büyük bir avlunun güneyinde yer alır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyaroğulları’nın türbeleri bulunmaktadır.

Sinop’un diğer önemli camileri Kefevi Camisi, Saray Camisi, Mehmet Ağa Camisi, Cezayirli Ali Paşa Camisi, Meydankapı Camisi ve İskele Camisidir.

Seyyit Bilal Hazretleri Türbesi : Seçuklu çağında yapılmıştır. Türbe Hz. Hüseyin soyundan ve Arap orduları komutanlarından Seyyit Bilal’in şehit olduğu yerde yapılmıştır. Sinop’un diğer önemli türbeleri Gazi Çelebi, Sultan Hatun (Aynalı Kadın Türbesi), Hatunlar, Yeşil Türbe, İsfendiyar Oğulları Ve Çeçe Sultan Türbeleridir.

Balatlar Kilisesi : Roma çağında tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülen bu yapı, 7.yy.da Bizanslılar tarafından kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. İç kısımdaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Mülkiyeti özel şahsa ait arazide bulunmaktadır.

Milli Parklar ve Korunan Alanlar

Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı

Sinop Tabiat Anıtları

Yaylalar

Guzfındık – Bozarmut Yaylaları

Ulaşım: Yaylalar Gerze – Çalboğazı Beldesi’nin 35 km. güneybatısında bulunan yaylalara ham toprak yolla ulaşılmaktadır. Ulaşım, Gerze plajlarından araçlarla 45 dakikada sürmektedir.

Özellikler: 1. 350 m. rakımlı yaylalarda altyapı tesisleri yoktur.

Konaklama-Yeme-İçme: Yaylada yapı bulunmamaktadır. Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

Türkeli Kurugöl Yaylası

Ulaşım: Türkeli ilçesinin 12 Km. kuzeybatısındadır. Yolun ilk 10 kilometresi toprak yol, 2 kilometresi patikadır.

Özellikler: 800 m. rakımlı yayla Karadeniz’in doğal bir manzara seyir terası konumundadır. Su ve elektrikten başka altyapı bulunmamaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

Ayancık – Akgöl Yaylası

Ulaşım: Ayancık-Boyabat yolunun 44. kilometresinden sağa ayrılan ham toprak yolu takiben 4 km. sonra Akgöl’e ulaşılır.

Özellikler: Akgöl yaylası bozulmamış doğasında bulunan on bin bitki çeşidiyle çangal ormanları, botanik araştırmalar için tercih sebebidir. Yemişli deresinin ağzının kapatılmasıyla oluşturulan yapay gölde kırmızı benekli alabalık üretilmektedir.

Konaklama-Yeme-İçme: Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

SİNOP AYANCIK ŞELALESİ
SİNOP AYANCIK ŞELALESİ

Mağaralar

İnaltı Mağarası

Yeri: Sinop, Ayancık İlçesi

Mağara Sinop İli, Ayancık İlçesine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki İnaltı Köyü yanında yer almaktadır. Ulaşım toprak ancak güzel manzaralı bir yolla sağlanmaktadır. İnaltı Köyü ile mağara arasındaki uzaklık yaklaşık 400-450 m. civarında olup eğim oldukça fazladır.

Özellikleri: İnaltı Mağarası geniş ve yüksek bir girişle başlamakta ve gidebildiğimiz 350-400 m. lik kısma kadar bu özelliğini korumaktadır. Mağara 3-6 m. genişliğe, 5-25 m.ye varan yüksekliğe sahip olup büyük bir tünel şeklinde devam etmektedir. İlk 350-400 m.lik bölümde, mağara oluşumları açısından duvarlarda traverten oluşumları ile yer yer küçüklü büyüklü sarkıtlar bulunmaktadır. Mağaranın toplam uzunluğu 700 m. olup, 400 m.den sonrası sulu ve çamurludur.

Kuş Gözlem Alanı

Sarıkum Gölü

Plajlar ve Mesire Yerleri
Hamsilos Koyu: Yemyeşil ormanı, rengarenk çiçekleri ile denizin bir nehir gibi kara içine girdiği Hamsilos Koyunun şehir merkezine uzaklığı 11 km. dir.

Sarıkum: Deniz, Orman ve gölün bir arada bulunduğu eşsiz bir piknik alanıdır. Şehir merkezine 21 km. dir. Çeşitli av hayvanları bulunmaktadır. Tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir.

Akliman Mevkii: Şehrin batısındadır. Deniz kenarında kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 metre genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsallığı ile meşhurdur. Orman İşletme Müdürlüğünce düzenlenen Akliman piknik yeri her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Ayrıca kumsal boyunca motel kamp ve mesire yerleri mevcuttur.

Orman Kampı: Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda çam ağaçlarıyla kaplı bir alanda bulunmaktadır. Orman İşletme Müdürlüğünün sosyal tesisleri ile kabinler bulunmaktadır. Bütün yaz boyunca hem piknik yapılabilen hem de denize girilen güzel plajlarımızdandır.

Yuvam Kampı: Orman kampının bitişiğindedir. Plaj ve tesisler Sinop Belediyesine aittir, Güzel bir piknik yeridir. Çadır ve kamp yerleri mevcuttur.

Karakum Yöresi: İç limanda, şehre 1.5 km. uzaklıktaki Özel İdare’ ye ait tesislerde otel, pansiyon, bungalov tipi evler, çadır, kamp yeri bulunmaktadır.

Soğuksu: Sinop-Boyabat karayolunun 47. Kilometresindedir. Çevresi köknar ağaçlarıyla kaplıdır. Orman içinde yer alan içme suyu, şifalı olarak bilinmektedir.

Bektaşağa Köyü ve Göleti: Sinop- Erfelek yolu üzerinde Sinop’a 20 km. uzaklıktadır. Geleneksel şenlikleri, orman ve balık avcılığı yapılan göleti meşhurdur.

Sportif Aktiviteler
Kamp Karavan: İl merkezinde, çadır ve karavan turizmine yönelik altyapısı tamamlanmış olan Gazi Kampı, Karakum Kampı, Yuvam Kampı, Akliman mevkiinde Martı Kamping ile Demirkollar Kampı her türlü ihtiyacı karşılayacak niteliktedir.

Gazi Orman Kampı
Avcılık: Sinop İli ve İlçelerinde çok sayıda yaban domuz bulunmaktadır. Yöre avcıları tarafından avlanmaktadırlar. İlde domuz avcılığı içi altyapı tamamlandığında, avcılık yöre dışına taşacaktır.

Yelkencilik: Sinop İl merkezinde ulusal ve uluslararası düzeyde yelken yarışmaları yapılmaktadır.

COĞRAFYA
Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe Yarımadası üzerinde kurulmuştur. Batı ve Kuzey Karadeniz Bölgeleri arasında bir geçiş noktası konumundadır. Sinop, kuzeyde Karadeniz, batıda Kastamonu, doğuda Samsun güneyde Çorum illeri ile sınırlıdır. İl toprakları orta yükseklikteki dağlık alanlardan oluşmaktadır.

Yağışlı bir bölge olduğundan çay ve dereleri çoktur. Sulamada ve orman ürünlerinin taşınmasında yararlanılan çay ve derelerin hepsi Karadeniz’e dökülür. Mesire ve dinlenme alanlarının bulunduğu önemli yaylaları vardır.

Sinop’ta iklim, yazlar serin, kışlar ılık geçer, Güney ve iç kesimlere inildikçe Karadeniz ikliminin etkisi azalır, yağışlar azalır, sıcaklık düşer. İl, Karadeniz ikliminin özelliği olarak, sık yağış aldığından zengin orman ve bitki örtüsüne sahiptir. Ormanlar hem zengin hem de çeşitlidir.

TARİHÇE
Sinop yöresi, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Büyük İskender, Selevkes, Roma, Bizans, Selçuklu, Candaroğlu ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

NE YENİR?
Yöreye özgü yemekler; Nohul (üzümlü-cevizli-kıymalı-yoğurtlu), Katlama Pilaki (Hıdırellez yemeği), Mısır Pastası, Kaşık Çıkartması (mamalika), Keşkek Yemeği, Hamsi Dolması, Ayva ve Kestane Yemeği, Kulak Hamuru (içi etli mantı), Islama, Mısır Çorbası, Mısır Tarhanası, Sirkeli Patlıcan ve Sirkeli Pırasa.

NE ALINIR?
Yöre el sanatları yönünden oldukça zengindir. Ayancık İlçesinde keten dokumacılığı yapılmaktadır. Çember de yörede dokunmakta, hem başörtüsü olarak ham de dekoratif amaçlı kullanılmaktadır. Mahrama ve Durağan Bezi, Durağan İlçesinde dokunmaktadır.

İl merkezinde görülen el sanatlarından birisi, halk arasında kotracılık da denilen, gemi modelciliğidir. Ayrıca ilde Özekes ailesinin dört kuşaktır devam ettirdiği el yapımı bıçak üretimi de önemli bir yer tutar.

YAPMADAN DÖNME
Akliman Yöresi, Hamsilos Koyu, Sarıkum Gölü (tabiatı koruma alanı), Ayancık Akgöl, Erfelek Tatlıca Şelalesini ziyaret etmeden,

Sinop Müzesi görmeden,

Mantı, Nokul (kıymalı ve üzümlü), Islama (tavuklu) yemeden,

Dünyaca ünlü hediyelik kotra ve taka maketleri, turistik çelik bıçaklar, keten işlemelerinden almadan,

….Dönmeyin.

Ş Harfi İle Başalayan Açıklamalı Atasözleri

ATASÖZLERİ  VE AÇIKLAMALARI

ata sözleri oku
ş harfi açıklamalı atasözleri


Şahin, sinek avlamaz.
Yüce amaçlar peşinde koşan ve kendini ona lâyık gören kimseler küçük, önemsiz, değersiz şeylerin ardına düşüp de vakit geçirmezler.

Şakanın sonu kakadır.
El veya dil ile yapılan şakadan, eninde sonunda hoş olmayan bir durum veya kavga çıkar.

Şap ile şeker bir değil.
Dış görünüşleri bakımından kimi nesne ve varlıklar birbirlerinin aynı görünürler. Oysa özde ve nitelikte birbirlerinden çok farklıdırlar.

Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şeriat, Kur`an`daki ayetlerden, Hz. Peygamber`in sözlerinden çıkarılan dinî temellere dayanan Müslümanlık kanunları, yani İslâm hukukudur. Bu kanunların karşısında herkes eşittir, ayrımcılık yapılmaz. Buradan yola çıkılarak ata sözü şu anlamda gelişmiştir: Kanunların uygun gördüğü cezaya katlanılır; bu durumu, zarar gören kişi de saygıyla karşılar.

Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
Kimi insanlar vardır ki, tıpkı şeytan gibidirler. Kurnaz, düzenbaz, alçak ve kötü niyetlidirler. Bunlar kimilerini çıkarları için türlü yollara iterler, kandırıp yoldan çıkarırlar, tehlikeli işlere bulaştırırlar. Bütün bunları yaparken kendisi ile beraber olduklarını söylerler ama belâ ve felâketlerle karşılaştıklarında, ölümle burun buruna geldiklerinde onu hemen terk ederler.

Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
Kötü, alçak, düzenbaz, kurnaz biri ile ortak bir işe girenin başına türlü felâketler gelir; oynadıkları oyundan en çok zarar eden o olur.

Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Kimi önemli olaylar meydana gelmeden, bir gürültü kopmadan önce bazı belirtileri görülür.

Şöhret afettir.
Herkesçe bilinme, tanınma ve bir üne kavuşma insanın lehineymiş gibi görünüyorsa da aslında daha çok aleyhinedir. Şöyle ki: Kişi belki şöhreti sayesinde kimi maddî imkânlara kavuşabilir ama kaybettikleri daha fazladır. Çok ünlenmek insanı kibirli yapar, insana ne olduğunu unutturur, yavaş yavaş gerçek dostlarını kaybeder. Herkesin dikkati üzerinde olduğu için doğal ve özgür bir şekilde yaşayamaz, aşırı ilgiler onu sürekli rahatsız eder, dolaylı olarak kimi istekler ve baskılarla karşılaşır, bütün bunlar onu sıkıntıya ve bunalıma sürükler, huzuru kalmaz, sunî bir hayatın esiri olur.

S Harfi İle Başalayan Açıklamalı Atasözleri

ATASÖZLERİ AÇIKLAMALI

ata sözleri oku
S harfi açıklamalı atasözleri

Sabah ola, hayır ola (gele).
Sabah olsun, o vakte kadar işi belki düzelir. Çünkü gündüz geceden daha hayırlıdır. Bk. “Akşamın hayrından sabahın şerri…”

Sabır acı ise de (acıdır) meyvesi tatlıdır.
Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi gösteren ve direnen kişi, sonunda kârlı çıkar. Çünkü Yüce Allah, sabredenlerle beraberdir; onları sabırları karşılığında mutlaka mükâfatlandıracaktır.

Sabreden derviş, muradına ermiş.
Hiç kimse amacına öyle birdenbire ve kolayca ulaşamaz. İnsanın karşısına pek çok engel çıkabilir, uzun zaman beklemesi gerekebilir, başına türlü hâller gelebilir; işte bütün bunlara sabreden, direnişini yılmadan sürdüren kişi istediğine kovuşup ulaşabilir.

Sabreyle işine, hayır gelsin başına.
Bir iş yapmaya giriştiğinde karşına çıkan zorluklar sebebiyle kızıp öfkeye kapılmaz, acele edip gevşemez, azmini yitirmezsen başarı da, hayırlı sonuç da senin olur.

Sabrın sonu selâmettir.
Olan veya olacak tüm zorluklara göğüs geren, telâş ve öfkeye kapılmadan başına gelen felâketlerin geçmesini bekleyen, ses çıkarmadan bunları aşma erdemi gösteren kimse, sonunda esenliğe erecektir.

Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün.
Acele etme, herhangi bir yargıya varma; sonucun ne olduğunu biraz sonra, iş bitince, kendi gözlerinle görüp anlarsın.

Sadık dost akrabadan yeğdir.
Dostluğu, bağlılığı gerçek ve içten olan dost, akrabadan daha iyi ve hayırlıdır.

Sefa ile yenen cefa ile kazanılır.
Kaygısız, sakin, zevk ve gönül rahatlığı içinde yenen para, sıkıntı çekilerek ve alın teri dökülerek kazanılmıştır.

Sağ baş yastık istemez.
Sağlığı yerinde olan bir insanın durup dururken yattığı pek görülmez. Eğer yatmak istiyorsa, bilin ki o hastadır.

Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin.
Birine yaptığın iyiliği gizli tut. Herkesin gözü önünde yaparsan, yardım yaptığın kişiyi incitebilirsin. Onun da bir onuru vardır, bil. Dinimiz olan İslâm da zekât ve sadakaların verilmesinde bu gizliliğe uymayı emretmiştir. Aslolan kişinin kendini gösterip övdürmesi değil, kendini göstermeden yardım yapıp yoksulu sevindirmesidir.

Sağır işitmez, uydurur (yakıştırır).
1. İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen kimse, yakınında konuşulanları duymaz. Ama konuşulanlara bakarak değerlendirmeler yapar, anladığını sanarak bir şeyler yakıştırıp karşılık verir. 2. Bir olayın içyüzünü bilmeyen kimse, görünüşe göre bir sonuca varır; vardığı sonucu da doğru sanır.

Sağlık, varlıktan yeğdir.
Vücudun hasta olmaması, vücut esenliği her şeyden önemlidir. Çünkü bir şeyin tadını alabilmek, bir şeyden gerektiği gibi yararlanabilmek için sağlıklı olmak şarttır. Her şeyiniz var, ama ondan istifade edecek durumunuz yok. Neye yarar?

Sahipsiz eve it buyruk.
Bk. “Issız eve it buyruk.”

Sakınılan göze çöp batar.
Üzerine çok düşülen şeyler daha çok kazaya ve zarara uğrar. Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem almak gereklidir, ancak orta bir yol izlemeli, aşırılığa düşülmemelidir.

Sakla samanı, gelir zamanı.
Gereksiz görülen, işe yaramaz kabul edilen şey günün birinde, ileride lâzım olabilir. Bu sebeple önemsiz gördüğümüz şeyleri bir kenara atıp elden çıkarmamalı, onları saklamalıyız.

Sanat altın bileziktir.
Bir kenarda saklanan altın, günü gelince bozdurulup kullanılır. Sanat da altın bilezik gibidir. Günü gelir gerekli olur. Bir sanata sahip kimse, sanatını uygulama alanına sokarak ondan geçimi için kazanç sağlar, yararlanır. Dolayısıyla sanat, altın gibi değerini hiçbir zaman kaybetmez.

Sana taşla vurana, sen aşla vur (dokun).
Sana sert, kaba, acımasız davranana, sen yumuşak davran; o incitiyorsa, sen incitme; kötülük ediyorsa, sen iyilik et.

Sanatını ustadan öğrenmeyen (görmeyen) öğrenemez.
Her işin, her sanatın kendine göre birtakım incelikleri vardır. Çok çalışmak, kendi kendine çalışmakla bu incelikler öğrenilemez. Bu incelikler, pek çok deneme yapmış ve tecrübe kazanmış ustadan öğrenilir ancak. Çünkü usta denen kişi, kendinden öncekilerin tecrübelerinden yararlanan, sanatını gereği gibi öğrenip işinin sırlarını bilen kişidir.

Sana vereyim bir öğüt: Kendin ununu kendin öğüt.
Kişi, kendi işini kendisi yapmalıdır. İşini başkasına bırakmazsa içi rahat eder, sıkıntıya düşmez. Hem işi kolay yürür, hem de istediği gibi olur.

Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
İnsanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler. Bunun için haklarında yargıda bulunmakta acele etmemek gerekir.

Sayılı gün tez geçer.
Sayısı belli olan, bir işin yapılması için önemli ve az görülen belirli zaman süresi çok çabuk geçer. Kişi işine öyle dalar ki, bugünlerin nasıl geçtiğinin farkına bile varmaz.

Sayılı koyunu kurt kapmaz.
Birine teslim edeceğiniz bir şeyi eğer sayarak, ölçerek ya da tartarak verirseniz, emanet alan kişi onu daha iyi korur; içinde bir kötülük varsa bile, sayılı olduğunu bildiğinden ötürü bundan vaz geçer; dikkatli olur.

Sebepsiz kuş bile uçmaz.
1. Dünyada her şeyin olmasına veya bir hâlde bulunmasına yol açan bir sebep vardır. Bu sebepleri de yaratan Yüce Allah`tır. Sebeplerin sırrını da gerçek anlamda yalnız O bilir. 2. Bir yardımcı, bir yol gösterici olmadan işler başarıya ulaşmaz.

Sel gider kum kalır (kişi ettiğini bulur).
Geçici olanlara değil, kalıcı olanlara önem vermek gereklidir. Hayatın akışı içinde yaşadığımız olayların, bulunduğumuz yerlerin, ilişki kurduğumuz insanların bir aslî olanları, bir de gelip geçici olanları vardır. İşte bizim için bu aslî olanlar, kalıcı olanlardan daha önemlidir.

Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?
Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar.

Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.
Mal-mülk edinmenin, para kazanmanın yolu çalışmaktır. İnsan ne kadar çok çalışırsa, o kadar da çok kazanır; gittikçe de zenginleşir, rahat bir hayata kavuşur.

Sen işten korkma, iş senden korksun.
Bir işi başarmada azim ve cesaret çok önemlidir. Eğer girişeceğin işi gözünde büyütür, bunun altından kalkamam diye korkar, azmini yitirirsen başarılı olamazsın. Korkma, cesaretle işin üstüne üstüne git, bak nasıl iyi bir sonuç alacaksın.

Serçeden korkan darı ekmez.
Tehlikeleri gözünde büyüterek işe girişmekte çekingen davranan kimse, amacına ulaşamaz. Unutulmamalıdır ki, her işin kendine göre zor bir yanı vardır. Amacına kavuşmak isteyen de bunları göze almalıdır.

Sermayen bir yumurta ise taşa çal.
Sermaye, bir işin kurulup yürütülmesi için gerekli olan, önemi büyük bir güven kaynağıdır. Eğer bu kaynak işe yaramayacak, seni yarı yolda bırakacak kadar küçük ve önemsizse, o işten hemen vazgeçmelisin; ona bel bağlayıp yola çıkarsan sonunda zarar görür, pişman olursun.

Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.
Tutku hâlini almış aşırı sevgi, başlangıçta sevenleri birbirine bağlayan güçlü bir bağdır. Karşılıklı sevgi bittiği anda bu bağ kopar; tutkuya dönüşmüş olan sevgi de kısa zaman sonra yerini karşıtı olan nefrete bırakır, taraflara büyük zarar verici odak hâline gelir.

Seyrek git sen (sıkça varma) dostuna, kalksın ayak üstüne.
Dostumuz da olsa, sık sık yanına giderek kişiyi rahatsız etmek doğru değildir. Onu bezdirmemek, kendimizden soğutmamak, gittiğimizde de yakın ilgi görmek ve lâyıkıyla ağırlanmak istiyorsak, ziyaretlerimizi uzun zaman aralıklarıyla ve arada sırada yapalım.

Sıçan çıktığı deliği bilir.
Yasalara aykırı, yolsuz, gizli bir iş yapan kimse, kalkıştığı bu eylemin doğuracağı sonuçları önceden enine boyuna hesaplar; yakayı ele vermemek, yakalanmamak için gerekli önlemleri alır; nereye, ne zaman ve nasıl kaçacağını bilir.

Sıçan geçer yol olur.
Küçük ve basit de olsa, olumsuz ya da kötü bir işin yapılmasına izin verilmemelidir. Eğer bir kez izin verilirse, sürekli yapılmaya başlar ve alışkanlık hâline gelir. Bu giderek gelenekleşir ve pek çok kimse o zararlı yolu takip eder.

Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
Önemsiz, küçük gibi görünse de, kötü ve olumsuz bir şey insan üzerinde iyi bir etki bırakmaz.

Sinek pekmezciyi tanır.
Çıkarını kollayan, kendini düşünen, işinin ehli olan kimse, kimden yararlanacağını iyi bilir.

Soğanın acısını yiyen bilmez doğrayan bilir.
Bir işteki güçlüğü, çekilen sıkıntıyı, o işin içinde olanlar, o işi başarmaya çalışanlar bilir; işin sadece sonucundan yararlananlar ise bundan habersizdirler.

Sona kalan dona kalır.
Bir işin yapılmasında geç kalan, zamanını kullanamayan kimse istediği şeyi elde edemez.

Son pişmanlık fayda vermez.
İş işten geçtikten sonra pişman olmanın bir yararı yoktur. Önemli olan bir zarara uğramadan önce, yapılacak işe iyi düşünerek, tedbir alarak girmek ve kötü bir sonla karşılaşmamaya çalışmaktır.

Sonradan gelen devlet, devlet değildir.
Kişi yaşlandıktan sonra gelen zenginlik işe yaramaz. Çünkü zengin, varlıklı olmanın tadı ancak gençlikte çıkarılır.

Soran yanılmamış.
İnsanoğlu her şeyi bilemez. Pek çok bilgiye sahip olan kimsenin bile bilmediği pek çok şey vardır. Bu sebeple bir işe girişmeden önce, yanılgıya düşmemek ve yanlışa sapmamak için o iş konusunda birilerine soru sormak, onlardan bilgi almak son derece gereklidir.

Sora sora Bağdat bulunur.
İnsan sora sora bilmediği işleri ve çok uzak yerleri bile öğrenip bulabilir.

Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir.
Bir kişinin kim olduğunu, soyunu sopunu öğrenmenin bir gereği yoktur. Onu tanımak, karakteri hakkında bilgi edinmek istiyorsan konuşmasına, fikirlerine, inançlarına, hâl ve hareketlerine bak; bu sana yeterli ipuçlarını verir.

Söyleyenden dinleyen arif gerek.
1. Çok söz söylemek yerine çok dinlemek daha iyidir. Çünkü öğrenmenin en önemli yollarından biri de dinlemektir. Ayrıca çok konuşanın çok hata yaptığı da ortadadır. 2.Kimi konuşmacılar üstü kapalı, sanatlı ve derin anlamlı konuşurlar. Bu durumda söylenenlerin anlaşılması, dinleyenin bilgi ve anlayış yeteneğine bağlı kalır. Dinleyen, ne denmek istendiğini çaba göstererek anlamalıdır.

söz ağızdan çıkar.
Faziletli, dürüst, ahlâklı ve mert kişi ağzından çıkan sözü bilir; ona bağlı kalır, verdiği sözden dönmez ve onun gereğini yerine getirir

söz gümüşse, sükût altındır.
Konuşmak her ne kadar iyiyse de, susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir. Öyle ki, hiç ummadığı zamanda bile kişinin sarf ettiği sözler başına iş açabilir; onu zor duruma sokabilir.

sözünü bil, pişir; ağzında der, devşir.
Söyleyeceği sözün ne anlam taşıdığını, ne gibi sonuçlara yol açacağını düşünmeli; derleyip toparlamalı, ondan sonra söylemelidir insan. Eğer söz ağza geldiği gibi, bir tartıdan geçirilmeden söylenirse insanın başına umulmadık dertler açabilir.

söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.
sözün insan üzerindeki etkisi tartışılmaz. İyi, güzel, akıllıca ve yerinde söylenmiş sözler çoklukla insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakır; inandırıcı, kabullendirici, yumuşatıcı bir rol oynayarak rayından çıkmak üzere olan işleri bir düzene sokar. Bunun yanında, kimi kırıcı, kaba, sert, düşünülmeden söylenmiş, ölçüsüz sözler de kimi tepkilere yol açar; anlaşmazlıklara, kavgalara sebep olur; işler çıkmaza girer, giderek büyür ve kimilerinin ölümüne bile sebep olur.

Su akarken testiyi doldurmalı.
İnsan eline geçen fırsatları değerlendirmeli, karşısına çıkan imkânlardan yararlanmasını bilmeli, mümkün olduğunca mal-mülk edinmeli, geleceğini güvence altına almalıdır. Çünkü her zaman uygun bir fırsat yakalaması mümkün olmayacaktır.

Su bulanmayınca durulmaz.
Kimi iş, konu, olay ya da durumlar pek çok tartışma, çekişme ve mücadeleden sonra aydınlığa kavuşur. Hemen herkes niyetini açığa vurur, fikrini söyler, söylenmedik bir şey kalmaz, sonunda mesele çözülür ve iş yoluna girer.

Su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur.
Bir zorunluk dolayısıyla yapılmakta olan bir işin, bu zorunluk ortadan kalkınca gereği gibi yapılmak için yeni baştan ele alınması gerekir. Bir başka deyişle, işimizde kullanacağımız asıl şey elimize geçince, daha önce onun yerine koyduğumuz benzerinin bir hükmü ya da değeri kalmaz.

Su küçüğün, söz (sofra) büyüğün.
Öncelikle büyükler sayılmalı, küçükler de korunmalıdır. Geleneklerimiz ve dinimiz, korunmada önceliği çocuğa vermiştir; çünkü çocuk daha güçsüz ve dayanıksızdır. Saygıda ise önceliği büyüklere vermiştir, çünkü çocuğun bütün ihtiyaçlarını karşılayan odur.

Su testisi su yolunda kırılır.
Bir kişi amaç edindiği işte veya ülküde, tuttuğu yolda çeşitli engellerle karşılaşır; kazaya uğrar, zarar görür, hatta ölür de.

Su uyur, düşman uyumaz.
Kimi akar sular vardır ki sanki akmıyormuş, durgunmuş gibi görünür. Buna asla kanmamak gerekir. Çünkü durgun akan sular daha ziyade tehlikeli olanlardır, asıl akış ve hareket diptedir. Düşman ise bundan daha tehlikelidir. Ona karşı her zaman çok dikkatli ve uyanık davranmak gerekir. Çünkü ne zaman harekete geçeceği, ne yapacağı belli olmaz. Unutulmamalıdır ki, düşman fırsat düşkünüdür, fırsatı kollar.

Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork.
Bk. “Adamın yere bakanından…”

Sükût ikrardan gelir.
Susmak kabul etmek demektir. Bir kişi, kendisine yapılan suçlamalara karşı itiraz etmiyor, kendisine yapılan tekliflere ses çıkarmıyorsa, bu “evet, kabul ettim” demek anlamına gelir.

Sürüden ayrılanı (ayrılan kuzuyu, koyunu) kurt kapar (yer).
Herkesin tuttuğu yolu bırakıp ayrı bir yol tutturanlar, herkesin yaptığını yapmayanlar, ya da arkadaşlarının yardımıyla yapılan bir işten ayrılanlar büyük zarara uğrarlar.

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
Bir olaydan gerekli dersi alan, zarar gören kimse, ona benzer bir işle karşılaştığında uyanık davranır; tedbirli olur.

DOSYA MASRAFINIZ HANGİ DURUMLARDA İADE EDİLMEZ?

0

Kredi Başvurularının Reddedilme Nedenleri

Kredi geçmişiniz, ödemelerdeki düzensizlikler, geliriniz ya da önceden herhangi bir banka işleminizin olmamış olması kredi başvurunuzun reddine neden olabilir.

İhtiyaç kredisi adı altında bilinen bireysel kredi ya da tüketici kredisi birçok sebepten dolayı bankalarca onaylanmayabilir.

Kredi geçmişiniz, ödemelerdeki düzensizlikleriniz, geliriniz ya da önceden herhangi bir banka işleminizin olmamış olması bu sebeplerin arasında sayılabilir.

Detaylı cevaplandırılması gereken soru ise şudur: Bankalar neden ve hangi durumlarda kredi başvurunuzu onaylamaz?

Hesapkurdu analistlerinden Perihan Gözübüyük sizin için açıkladı.

KREDİ GEÇMİŞİNİZ SİZİ ELE VEREBİLİR

Kredi başvurularında bankanın öncelikle geçmiş kredi geçmişini kontrol ettiğini belirten Gözübüyük, “Geçmişteki banka hareketlerinizin sonucu kredi notu olarak banka görevlisine yansıtılır ve sizi ilk önce bu not ile değerlendirmeye alırlar. Bu not sizin kredi, kredi kartı, fatura ödemeleriniz gibi birçok ödemenin düzenli yapılıp yapılmadığıyla ilgilidir. Banka kredi başvurunuzu kredi notunuzun düşüklüğünden dolayı kabul etmemişse ilk yapmanız gereken notunuzu arttıracak işlemlerden geçmek olacaktır.

GELİRLERİNİZ SİZİ YARI YOLDA BIRAKABİLİR

Kredi geçmişiniz başvurunuzu onaylanması için yeterli göründü ve siz başvurunuzun tamamlandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bankanın kontrol edeceği bir sonraki aşama ise geliriniz. Başvuru sırasında bankaya iletmiş olduğunuz gelir belgeniz eğer başvurduğunuz kredi miktarının ödemesi için yeterli değil ise reddedilebilirsiniz.” dedi.

BANKAYLA HERHANGİ BİR İŞİNİZ OLMADI MI?

Gözübüyük’e göre, başvurunuz reddedilmesinin bir nedeni de daha önce herhangi bir kredi işlemi gerçekleştirmemeniz ya da kredi kartına sahip olmamanız olabilir. Bankanın sizi değerlendirecek bir kriteri yoksa kredi kullandırmak konusunda çekimser davranabileceğini ifade eden Gözübüyük, bu durumu göz önünde bulundurarak düzenli ödeme yapabileceğiniz bir kredi kartına sahip olmanızı öneriyor..

Acı Soslu Kadınbudu Köfte Yapımı Ve Malzemeleri

0

Acı-Soslu Kadınbudu Köfte           Kaç Kişilik: 4-6Hazırlama: 20dkPişirme: 20dk

KADIN BUDU KÖFTE RESİMLERİ
KADIN BUDU KÖFTE RESİMLERİ


MALZEMELERİ

Köfte harcı için:

  • 600gr kıyma (az yağılı)
  • 1 tane kuru soğan, rendelenmiş
  • 1 su bardağı haşlanmış pirinç (artan pilavdan da kullanabilirsiniz)
  • Tuz, karabiber

Dışını bulamak için:

  • 3 tane yumurta, çırpılmış
  • 1 kase un

Kızartmak için

  • sıvı yağ

Sosu için:

  • 3-4 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 küçük kuru soğan
  • 1 diş sarımsak
  • Yarim yemek kaşığı biber salçası
  • 4 tane domates, çok küçük doğranmış
  • Tuz
  • Karabiber
  • Pul biber (varsa acı yeşil biber)
  • Birkaç dal maydanoz veya bir çay kaşığı kuru maydanoz

    HAZIRLANIŞI

    Önce köfte harcını hazırlamak için kıymanın yarısı soğanla kavrulur biraz soğutulur ve kıymanın diğer yarısına karıştırılır. Haşlanmış pirinç (veya pilav), tuz, karabiber konur ve yoğrulur. Geniş bir tavada sıvı yağ ısıtılır. Üç yumurta bir kaseye kırılır ve çırpılır, ayrı bir kaseye de un alınır. Kıymadan küçük parçalar alıp elinizle şekillendirin önce una sonra çırpılmış yumurtaya bandırın ve ısınmış sıvı yağda kızartın. (Not: Eğer buzluk için hazırlayacaksanız köfteleri hazırlayın una veya yumurtaya bulamadan düz bir kaba dizin aralarına streç geçirin yapışmasın, öylece dondurun. Sonra buzluktan çıkartıp köfteleri buzluk poşetlerine aktarın tekrar buzluğa atın. Pişireceğiniz zaman, buzunu tamamen çözdürün sonra una ve yumurtaya bulayıp aynı şekilde kızartın)
    Acılı domates sosunu hazırlamak için: soğanı ve sarımsağı sıvı yağda biraz kavurun, salçasını ilave edin, ardından diğer malzemeleri de ekleyip domates suyunu çekene kadar kavurun. Acının miktarını kendinize göre ayarlarsınız.
    Pilav veya patates kızartması eşliğinde acı soslu kadınbudu köfte servise hazır. Afiyet olsun.

    KADIN BUDU KÖFTE NASIL YAPILIR
    KADIN BUDU KÖFTE NASIL YAPILIR


 

İçli Köfte Yapımı Ve Malzemeleri

0

İÇLİ KÖFE YAPIMI                         Kaç Kişilik: 2-4   Hazırlama: 20dk    Pişirme: 15dk

içli köfte nasıl yapılır
içli köfte nasıl yapılır

MALZEMELERİ
Hamuru İçin;

  • 3 su bardağı köftelik ince bulgur
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı un
  • Ilık su
  • Tuz

İç harcı;

  • 300 gr kıyma
  • 1 adet kuru soğan
  • Pul biber, karabiber, tuz
  • Sıvı yağ

HAZIRLANIŞI

Yoğurma kabına aldığımız bulgurlarımızı üzeri geçecek kadar ılık suyla ıslatalım. Üzerini kapakla kapatıp 30 dk şişmesi için bekleyelim. Bu sırada iç harcımız için tavamıza kıymamızı alıp yağ koymadan suyunu salıp çekene kadar kavuralım. Suyunu çektikten sonra biraz sıvı yağ ekleyip ve kuru soğanlarmızı da ilave edip soğanın rengi dönene kadar kavuralım. Daha sonra baharatlar ve tuzu ekleyip bir kaç dakika daha kavurup ocağın altını kapatalım.

Hamurumuzu yoğurmaya başlayalım. İçerisine yumurtamızı, tuzumuzu ve unumuzu ekleyip kıvam alana kadar yoğuralım. Hamurumuz kıvama gelince ceviz büyüklüğünde parçalar alıp ortasını parmağımızla oyup kendi ekseni etrafında döndürüp oyup iç harcımızı koyup ağzını kapatıp yuvarlayalım. Hepsini bu şekilde yaptıktan sonra içerisine limon suyu ve tuz döktüğümüz kaynar suda köftelerimizi 5 dakika haşlayalım ve çıkaralım. Dilersek yumurtaya bulayıp kızgın yağda kızartabiliriz de.

içli köfte malzemeleri
içli köfte malzemeleri
içli köfte yapımı ve malzemeleri
içli köfte yapımı ve malzemeleri

[wpsr_facebook]içli köfte yapımı ve malzemeleri

içli köfte içindeki malzemelere
içli köfte içindeki malzemeleri

içli köfte yapımı anlatımı

SULTAN ÜÇÜNCÜ SELİM HAYATI (1789 – 1807) Osmanlı Devleti

3.SELİMİN HAYATI OSMANLI DEVLETİ

OSMANLI DEVLETİ 3.SELİMİN HAYATI
OSMANLI DEVLETİ 3.SELİMİN HAYATI

Babası: Üçüncü Mustafa
Annesi: Mihrişah Sultan
Doğumu: 24 Aralık 1761
Vefatı: 28 Temmuz 1808
Saltanatı: 1789 – 1807 (18) sene

Üçüncü Selim İstanbul’da doğdu. Sarayda çok güzel bir Şekilde yetiştirildi. Edebiyata ve güzel yazı yazmaya çok meraklı idi. Yazmış olduğu hat ve levhalardan bazıları cami ve türbelerde asılmıştır. Arapça ve Farsça lisanlarına fevkalade vakıftı. Çok merhametli ve nazik tabiatlı idi.
Devrinde olan mühim hadiseler: 1791’de Avusturya ile Ziştovi, 1792’de de Rusya ile Yaş anlaşması yapıldı. 1793’de Nizam-ı Cedid askeri teşkilâtı kuruldu. 1798’de Napolyon’un Mısır’a saldırmasıyla, Fransa ile savaş başladı. 1799’da Rusya ve İngiltere ile ittifak yapıldı. Napolyon’a karşı meşhur Akka müdafaası yapıldı. Cezzar Ahmed Paşa Mısır’da Fransızlara boyun eğdirdi. Bazı iddialara göre Napolyon bu devirde Müslüman oldu. 1801’de Fransızlar Mısır’ı mecburen boşalttılar. 1802’de Fransa ile Paris Anlaşması yapıldı. Aynı senelerde Arabistan’da (Vehhabilik) isimli batıl mezhebin faaliyetleri görüldü. Vehhabiler üç ay müddetle Mekke’yi ve Medine’yi işgal ettiler. Bütün mübarek şahsiyetlerin kabirlerine hakarette bulundular, yakıp yıktılar.1806’da Sırp ihtilâli oldu ve Ruslarla savaş başladı. 1807’de Kabakçı ihtilâli oldu. Bu ihtilâlle Üçüncü Selim tahttan indirildi. Bir sene sonra da 46 yasında iken şehid edildi. (Allah rahmet eylesin.)

Dini, vatanı ve milletine çok düşkün olan Üçüncü Selim, aynı zamanda şairdi. Kırım’ın Rusların eline geçtiğinde şu içli mısraları söylemiştir:

Kalalım mı kılıç altında öyle
Oturmak dinimizde var mı böyle
Esir etmiş nice tatarı bir bir
Kırım Rusya’da kalsın mı söyle
OI Moskof’tan varıp öcüm alayım
Ya düşman içre helâk olam şöyle.

TBMM HAKKINDA BİLGİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi   (TBMM)                                                                                                                           Türkiye Cumhuriyeti‘nin 23 Nisan 1920′de kurulmuş olan yasama organıdır.

Anayasanın 108′nci Maddesine göre, yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Milletvekili genel seçimleri, dört yılda bir, serbest, eşit, tek dereceli, genel oy esaslarına göre, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.

Milletvekili seçilebilmek için, en az ilköğretim mezunu olmak ve ayrıca, Anayasada yazılı diğer seçilme yeterliliklerine sahip olmak gerekir. TBMM üyeleri, yasama dokunulmazlığına sahiptir.

2008 yılı bütçesi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne öngörülen ödeneğin 370 milyon 168 bin YTL olduğu açıklandı.

Kuruluş çalışmalarıimgres

İstanbul‘un işgalinden birkaç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride, “Olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara‘da toplanacağı, Meclis’e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin engeç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu.

Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan’ın üyeleri de Ankara’daki Meclis’e katılabileceklerdi.

Türkiye Cumhuriyeti‘nin kuruluş temelleri Ankara’daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı‘nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesiolarak, ilk yılların anılarını sergiliyor.

İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan’ın bir kısım üyeleri Ankara’ya geldiler.

Ankara’nın o günkü şartları içinde Meclis’in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı.

Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan’da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis’in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.

23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara’da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii’nde kılınan cuma namazından sonra, Meclis binası girişinde tören yapıldı. Saat 13:45′de, Ankara’ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.

Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis’in ilk toplantısını açtı.

Açılışta bulunan şahsiyetler

İstanbul’un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak TBMM’yi meydana getirmiştir.

Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.

Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da “Büyük Millet Meclisi” olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk’ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa‘yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM’nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.

TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukuki ve siyasi yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM’nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

2 Mayıs 1920′de Bakanlar Kurulu’nun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı. 11 bakandan oluşan “Meclis Hükümeti”, 5 Mayıs’da TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı.

TBMM’nin açılışı ile birlikte, milli egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM’nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından başlayan işgallere karşı etkili bir direniş gösterebilmek için bölgesel kuvvetlerin birleşmesi amaçlanmıştı.

Milletin kendi kararlarını almaları için bir meclise ihtiyaç vardı.Bunun için M.Kemal 19 mart 1920’de bir genelge yayınlayarak her sancaktan beşer tane olmak üzere milletvekilleri seçilip Ankaraya gelmeleri istendi .Bunun üzerine büyük bir katılım olarak 23 nisan 1920’de meclis kuruldu.İlk 120 milletvekili olmak üzere daha sonra bu sayı 390’a çıkmıştır.

Meclis başkanı Mustafa Kemal Paşa seçildi ve Mustafa Kemal meclis çalışmasıyla ilgili bir önerge sundu ve kabul gördü.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri

TBMM’nin temel işlevi, tartışma ve değerlendirme ortamı içinde, kanun koymak kaldırmak yapmak ve yürütmeyi denetlemektir. Meclisin tüm çalışmaları, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütülür.

Anayasaya göre, TBMM’nin görev ve yetkileri genel olarak şöyledir :

· Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek;

· Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek;

· Bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek;

· Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek;

· Milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak;

· Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilanına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek;

· Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yapısı

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.

Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler :

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Her 5 yılda bir yapılması öngörülen Milletvekilliği Genel Seçimleri ile her ilden yasalarda belirtilen miktarda üye Yüksek Seçim Kurulu kararı ile mazbata alarak Meclis üyeliğine hak kazanırlar.

Siyasi partiler mecliste elde ettikleri koltuk sayısına göre Hükümet, ana muhalefet ve muhalefet olarak görev alırlar.