Ana Sayfa Blog Sayfa 1531

Çanakkale Zaferi’ni Herkesin bilmesi gerekir !!!!

2

18 mart, çanakkale, çanakkale savaşı, çanakkale zaferi, çanakkale savaşı hakkında bilgiler

Sevgili okurlar, sizlere Türkiye tarihi’nin en önemli olaylarından biri olan Çanakkale Zaferi’nden bahsedeceğiz.

18 mart Çanakkale Savaşı Zaferi 

Çanakkale zaferi, Türklüğü anlatmanın bir ön sözü, gurur hadisesi ve aynı zamanda sadece tarihimizin değil tüm dünya tarihinin de en önemli zaferlerindendir.

Özellikle biz Türklerin türk olma şerefini en çok tattığı bu zafer, imkansız denecek şartlar altında binlerce askerimizin şehit olması sonucu kazanılmış, bu günlere gelebilmemizi sağlamıştır.

Çanakkale savaşı, 1915 yılında başta İngiltere olmak üzere itilaf devletlerinin Gelibolu’yu geçerek İstanbul’u feth etme ve Rusya ile ilişkilerini güçlendirme düşünceleri üzerine ülke sularımıza girmeleriyle başlamıştır. Türk tarihinin en şanlı savaşlarından olan Çanakkale şavasışında 250 binden fazla askerimiz şehit olmuş, bir o kadar da düşman birlikleri yok edilmiştir. Yalaşık 9 ay süren savaş sonucunda, son teknoloji ürünü silahlara sahip düşman birliklerine karşı Mustafa Kemal Atatük önderliğinde yetersiz asker sayısı ve eksik cephane ile savaşan şanlı ordumuz düşman birliklerini geldikleri gibi göndermiştir. Bu yüzden her yıl 18 martta şehitlerimizi bize bu cennet vatanı bıraktıkları için saygıyla anıyoruz.

Çanakkale savaşında yaşanmış inanılması güç hadiseler, kurulan dostluklar ve hatta yaralı düşman birliklerini tedavi eden hemşirelerimiz belki de bu zaferi eşsiz kılan en önemli unsurlardır. Çanakkale zaferinin kazanılması yalnızca gücümüzün büyüklüğünü değil, aynı zamanda ne kadar fedakar, azimli ve yüce bir millet olduğumuzun kanıtıdır. Türk olmak bir şereftir, bu şeref herkese nasip olmaz.

Bu vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetler anıyor, bize bu cennet vatanı bıraktıkları için şükranlarımızı sunuyoruz.

İLGİLİ YAZILAR

Bu yazıyı okuyanlar, aynı zamanda aşağıdaki konuları da okudu.

çanakkale Savaşı Öğrenci Çizimleri

》Çanakkale savaşı Karakalem çizimleri

18 Mart Çanakkale Savaşı Etkinlikleri

Çanakkale Savaşı’nı Anlatan Hiç Görülmemiş Resimler

Çanakkalede En Çok Şehit Veren İller

ÇANAKKALE SAVAŞININ NEDENİ?

Çanakkale Zaferi ni HErkesin bilmesi gerekir !!!!

Tuz Ruhu ve Çamaşır Suyu Neden Birbirine Karıştırılmamalıdır? Önemli!

0

Çamaşır Suyu Ve Tuz Ruhu Karışımının Tehlikesi

Günümüzde pek çok evde temizlik maddeleri bilinçsizce birbirine karıştırılmaktadır. Özellikle ev kadınları, bazı temizlik maddelerini birbirine karıştırarak daha güçlü bir karşım elde edeceğini ve bununla lekeleri daha kolay ve etkili bir biçimde temizleyeceğini düşünür. Bu düşünce doğru olsa da, yapılan iş yanlış ve son derece tehlikelidir.

Çamaşır suyu ve tuz ruhu, birbirine en çok karıştırılan temizlik maddelerinin başında yer alır. Tek kullanıldıklarında bile sağlık açısından son derece tehlikelidirler. Karıştırıldıklarında ise çok daha korkutucu olurlar ve kimyasal yapıları gereği tepkimeye girerek bir insanın soluyamayacağı, neredeyse oksijenden 2,5 kat daha ağır olan klor gazını açığa çıkarırlar. Bu gaz, temizlik maddelerinin karıştırılmasından hemen sonra ortaya çıkar ve sarı-yeşil bir renktedir. Kişi bu gazı soluduğunda solunum yollarında çok ciddi hasarlar meydana gelebilir. Hatta bu hasarlar kalıcı da olabilir. Bu yüzden uzmanlar bu iki temizlik maddesinin asla karıştırılmamasını, tek kullanıldıklarında ise gaz maskesi takılmasını ve temizlikten sonra ortamın havalandırılmasını önermektedirler.

Çamaşır suyu, tuz ruhu gibi zararlı temizlik maddeleri her ihtimale karşı güvenli yerde saklanmalı, gerekmedikçe kullanılmamalıdır. Kullanılacaksa da ambalajlarının üstünde yer alan talimatlara dikkat edilmelidir. Aksi halde bilinçsizce yapılan karışımlar ölümle sonuçlanabilir.

Tuz Ruhu ve Çamaşır Suyu Neden Birbirine Karıştırılmamalıdır?

Mermer, fayans ve marley gibi yüzeyleri beyazlatmak için tuzruhu ve çamaşır suyunun karıştırılarak kullanılması sağlık açısından büyük tehlike oluşturduğunu anlatan Dr. Nacaroğlu, “Tuzruhu ve çamaşır suyu karıştırılınca yoğun bir şekilde klor gazı açığa çıkmaktadır. Bu klor gazı solunduğu zaman ise hava yollarında bulunan suyla birleşerek en kuvvetli asitlerden biri olan hidroklorik aside dönüşerek solunum yollarında çok belirgin hasara yol açmakta. Havasız, küçük ve kapalı ortamlarda ve maruz kalınan süre arttıkça hasar daha fazla olmakta, bu kişilerde astım benzeri bir hastalık tablosu ortaya çıkmakta. Söz konusu karışım astım hastalığı ve diğer solunum hastalıkları yanında akciğer ve kalp rahatsızlığı olanları da olumsuz yönde etkilemekte.” diye konuştu.

Bukalemunlar neden ve nezaman renk değiştirler ?

bukalemun, bukalemun nedir, bukalemun neden renk değiştirir, bukalemun ne zaman renk değiştirir, bukalemun hakkında bilgiler, bukalemunlar neye göre renk değiştirir, bukalemunlar kaç renk değiştirir

Sevgili okurlar, sizlere bukalemunlar nasıl renk değiştirir, bukalemun neden renk değiştirmez, bukalemun özellikleri, bukalemun hakkında bilgi, bukalemun neden ölür, bukalemun ne yer, bukalemun kaç renk değiştirir, bukalemunun renk değiştirmesi, adaptasyon mudur? Hepsi ve daha fazlası yazımızda.

Bukalemunlar Neden Renk Değiştirirler

Sürüngenler sınıfının en farklı hayvanıdır bukalemunlar. Sahip oldukları renk değiştirme özellikleri onları diğer sürüngenlerden ve hatta diğer hayvanlardan farklı kılar. Yaklaşık olarak 20-30 cm uzunluğunda ve oldukça soğuk kanlı hayvanlardır.

Bukalemunlar bulundukları durumu ifade etmek için renk değiştirir. Tehlikede olduğunu hissettiklerinde, gizlenmek için, deri değiştireceği zamanlarda, çiftleşme döneminde, sıcak ortamlarda ve ışıkta renk değiştirirler. Bu durumların kendileri için elbette anlamları vardır. Örneğin; tehlikede olduğunu hissettiklerinde düşmanlarından saklanmak için, avlarını yakalamak için gizleneceği vakit, çiftleşme döneminde karşı cinsine daha güzel görünebilmek için ve vücut sıcaklığını artırması gerektiği zamanlarda renk değiştirir.

Bukalemunların renk değiştirme anı

Bukalemunlar yalnızca sarı, yeşil ve kahverengi renklerinin tonlarına bürünebilirler. Derileri renksiz ve saydamdır. Bu sayede derilerinin altındaki renkli pütürler ışık vasıtasıyla renkli yansımalara yayar. Buda bukalemunların güneş ışığı altında yada gölgede farklı renklere büründüğünü gösterir. Ancak bukalemunların renk değiştirmeleri tamamen kendi kontrollerinde gerçekleşmez. Renk değişimi sinir sistemleri tarafından yönetilir.

Bukalemunlar Ne Zaman Renk Değiştirir?

Bukalemunlar, korktuklarında, bir tehlike atlattıklarında ya da bir kavgada başka bir bukalemunu alt ettiklerinde renk değiştirirler. Karşı cinsten bir bukalemunu gördüklerinde ve bazen de ışık ya da ısıdaki değişiklikler sonucunda renk değişimi gerçekleşir.

Bukalemunlar Kaç Renk Değiştirir?

Bukalemunlar kristaller arasındaki mesafeyi arttırarak hangi rengin seçilerek yansıtılacağını değiştirebilirler. Kristaller arasındaki daha büyük boşluklar daha uzun dalga boylarını yansıtmada daha iyidir. Yani aralık arttıkça renk maviden yeşile, sarıya, turuncuya ve kırmızıya doğru değişir.

Bukalemunlar Neye Göre Renk Değiştirir?

Bukalemunlar değişik duygusal haller sonucunda renk değiştirirler. Eğer renk değiştirme ortama uyum sağlamak için oluyorsa bu tamamen tesadüftür. Bukalemunlar, korktuklarında, bir tehlike atlattıklarında ya da bir kavgada başka bir bukalemunu alt ettiklerinde renk değiştirirler.

Vücudumuzdaki Böbreklerin görevi nedir ?

0

Sayfanın Konusu:Böbrek ile ilgili bilgiler, böbrek taşını gösteren resimler, böbrek taşı nasıl Oluşur, böbrek resimleri,

Böbrek ile ilgili bilgi

Böbreklerimiz vücudumuzun en hassas ve önemli organlarının başında gelmektedir. Vücudun kimyasal dengesini ayarlayan böbrekler iyi çalıştığında sağlıklı bir yapıya, kötü çalıştığında ise hastalıklara daha yatkın bir yapıya sahip oluruz.

Böbrek insan vücudunda nerde bulunur

İnsan metabolizması gün içinde inişler çıkışlar yaşamaktadır. Bu iniş ve çıkışların sebeplerinden biri vücumuzdaki su ve toksin oranlarıdır. Yediğimiz yemekler, içtiğimiz ilaçlar, soluduğumuz hava kanımızda kirlilik oluşturur. Eğer bu artıklar düzenli olarak temizlenmesse bağışıklık sistemi yavaşlar, metabolizma hızı azalır ve kan zehirlenmesi yaşanabilir. Bu durum yaşamı oluşturacak hiçbir koşulu desteklemez ve kişiyi ölüme kadar götürür. Bu sebepledir ki; vücudumuzdaki mineraller bir dengede olmalı ne eksik ne de fazla olmalıdır. Vücudumuzdaki fazla su, fazla tuz, karbondioksit , ürik asit dışarı atılarak vücudumuza en dengeli ortam sağlanmaktadır.

Böbrek taşları

Böbreklerin işlevleri, onun en önemli boşaltım organımızın olduğunu gösterir. Çünkü vücudumuzdaki sıvı dengemiz; terleme yapımızla, katı besinlerin sindirilmesi ve boşaltılmasıyla da yakından alakalıdır. Böbreklerin insan hayatındaki önemi öylesine büyüktür ki; sırf bu organ için yolsuzlukların, hırsızlıkların yaşandığı bir dönem dahi olmuştur. Çünkü böbreği çalışmayan bir insan diyaliz makinasına bağlı yaşamak durumundadır. Ve böbreğini kaybeden bir insan tek bir böbrekle bile yaşayabilir.

Böbrekler yapısı itibariyle dış koşullara yeterince korunaklı değildir. Alt sırt bölgesine yakın olan böbrekler dışa darbelere ve soğuğa karşı konunmaz ise böbrek çalışma sistemini bozabilir. Böbrekleri sağlıklı ve çalışır tutan tek yol sağlıklı beslenmektir. Çünkü organik besinler yapısı itibariyle toksin üretmeye yatkın olmadıkları için böbrekleri yormayacaktır. Ayrıca bol sıvı alımı böbreklerdeki sıvı akışını sürekli tutucak; böylece böbrek kanalarına madde çökelmesiyle meydana gelen kum ve taş gibi yapılardan koruyacaktır. Sıvı alımına dikkat etmeyen çoğu kişi böbrek taşı şikayetiyle doktora gitmektedir. Ülkemizde bu oran %10-15 oranında seyretmektedir. Hamile bayanlarda ise durum daha ciddidir. Hemen hemen her hamile bayan gebelik zehirlenmesi denen hastalıktan geçmeye yatkındır. Çünkü bu dönemlerde böbrekler %50 daha fazla çalışmaktadır. Herhangi bir enfeksiyona yol açmaması açısından bu dönemler sağlıklı ve ciddi beslenme ile geçirilmelidir.

Bu verilerden sonra biraz da böbreğin anatomisine bir göz atalım.

Böbrekler, karın boşluğumuzda sırtımıza yakın bir bölgede ve her iki yanımızda bulunan şekli ise büyük bir fasülyeyi andıran organlarımızdır. Boyu yaklaşık 8-10 cm olup, kırmızı ve beyaz dokulara sahiptir. Gözde canlandırmak gerekirse şeklin oyuk tarafları birbine dönüktür ve iki adet kanalla idrar yoluna bağlanır. Böbrek dokusu onu çepeçevre saran bir zar ile korunur. Isı dengesi ise yine etrafını çevreleyen yağ dokusu ile sağlanır. Böbreğin çalışma sistemini düzenleyen böbrek üstü bezleri de diğer bezler gibi horman sağlayan bir yapıdadır. Tüm bu boşaltım sistemi ana kan dolaşımından gelen böbrek atardamarına bağlıdır.

Kandaki toksinler bobreklere gelmeden önce karaciğerde bir takım işlemlerden geçer. Vücudun kimyasal artıkları böbreklerde süzülmeye hazır hale gelmesi için karaciğerde amonyak, ürik asit ve üreye çevrilmelidir. Tekrar kana karışan bu maddeler kanı hala zehirli tutar. Böbrek atardamarı ile böbreklere taşınan bu maddeler böbreğin yapısında bulunan nefronlar tarafından ayrıştırılarak boşaltıma hazır hale getirilir. Ayrıca ayrıştılan maddenin içinde bulunan faydalı minareller toplama kanalları sayesinde vücuda geri kazandırılır. Böylece metabolizma için en faydalı ayrıştırma gerçekleşmiş olur.

Bir Sms Neden 160 Karekter Var? Hiç Düşündünüz Mü?

0

sms, sms nedir, sms neden 160 karakter, neden smste 160 karakter var, smste 160 karakter nedir, 

Ülkemizde pek çok genç, gsm şirketlerinin sunmuş olduğu sms yani kısa mesaj servisini kullanıyor. Fakat her kısa mesaja getirilen 160 karakter kısıtlaması oldukça can sıkıcı ve pek çok kullanıcı da bundan şikayetçi. Peki hiç merak ettiniz mi bir SMS neden 300 veya 500 karakter değil de sadece 160 karakter?

Bir Sms Neden 160 Karekter Var?

Kimileri kısa mesajın 160 karakter ile kısıtlanmış olmasının nedenini teknik bir zorunluluk olarak düşünse de, aslında bu yıllar önce yapılmış keyfi bir seçimin eseridir. Alman iletişim araştırmacısı olan Friedham Hillebrand, 1985 yılında birkaç çalışma arkadaşı ile birlikte taşınabilir telefonların görüntüleyebilecekleri metin tabanlı mesajlar ile ilgili standartları oluşturmak için görevlendirilmişlerdi. Hillebrand, bir kısa mesajın en fazla kaç karakter içerebileceğine karar vermek için daktilosunda aklına gelen sıradan sorular ve tesadüfi cümleler yazıyor ve hatta noktalama işaretlerini bile sayıyordu. Nihayetinde 160 karakterin insanların birbirleri ile rahatça anlaşabilmesi için yeterli olduğunu gördü ve o günden sonra da 160 karakter standart olarak kabul edildi.

Friedham Hillebrand günümüzde yaşıyor olsaydı büyük bir hata yaptığını ve gençleri bu denli sıkıntılı bir durumla karşı karşıya bıraktığını anlar, bundan büyük üzüntü duyardı. Yine de Hillebrand’a teşekkür etmeliyiz ki 160 karakter sayısını daha az standartlaştırmamış.

Bir Haftada Neden Yedi Gün Vardır? Hiç Düşündünüz Mü?

0

bir hafta, bir hafta neden yedi gün, bir haftada neden yedi gün var, bir hafta kaç gün 

Sevgili okurlar, sizlere bir haftanın neden yedi gün olduğundan bahsedeceğiz.

Bir Haftada Neden Yedi Gün Vardır?

Yedi rakamını benimsemelerinin sebebi Güneş, Ay, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gibi gök cisimlerini gözlemlemeleriydi. Bu sebeple yedi sayısı onlar için büyük bir önem teşkil etti. Bazı uygarlıklar farklı rakamları tercih etti. Örneğin Mısır bir haftayı on gün, Roma ise sekiz gün olarak belirledi. Babiller kameri ayları yedi günlü haftalara böldü. Haftanın son gününün dini açıdan önemli bir yeri vardı. 28 günlük ay ya da Ay’ın bir tam turu etkili bir kullanım için fazla uzun bir dönemdi. Bu sebeple Babiller aylarını yedişer gün şeklinde dört eş parçaya böldü. Yedi rakamının güneş yılına, hatta aylara dahi denk düşmesi uygun değildi. Bu sebeple birkaç tutarsızlık meydana geldi.

Buna rağmen, özellikle milattan önce altıncı ve yedinci yüzyıllarda Babiller Yakın Doğu’da o kadar başat bir kültürdü ki bu ve bir saatin altmış dakika olması gibi birçok zamansal kavramda ısrarcı oldular. Yedi günlük hafta Yakın Doğu boyunca yayıldı ve medeniyetin zirvesindeki Babil’in ihtişamı altında adeta büyülenmiş olan Yahudiler tarafından kabul edildi. Pers İmparatorluğu ve Yunanlar da dâhil olmak üzere yakın çevredeki birçok kültür yedi günlük hafta konusunda hemfikirdi.

Yüzyıllar sonra, Büyük İskender Yunan kültürünü Yakın Doğu’dan Hindistan’a dek yaymaya başlayınca yedi günlük hafta kavramı da yayılmaya başladı. Bilim insanları ilerleyen zamanlarda Hindistan’ın yedi günlük haftayı Çin’e tanıtmış olabileceğini de düşünüyor.
Son olarak, Romalılar Büyük İskender’in etkisi altındaki toprakları fethetmeye başlayınca kendileri de yedi günlük hafta sistemine geçti. İmparator Konstantin yedi günlük haftanın resmi Roma haftası olduğuna karar verdi ve M.S. 321’de Pazar gününü resmi tatil ilan etti.
Haftasonu uygulaması modern dönemlere, 20. Yüzyıla kadar uygulanmadı. Son dönemde yedi günlük haftayı değiştirmeye yönelik bazı hamlelerin olmasına rağmen sistem uzun süredir devam ediyor ve öyle de kalacak gibi gözüküyor.

Bilgisayarı Kim ve Ne Zaman İcat Etti?

bilgisayar, bilgisayar ne zaman kuruldu, bilgisayarı kim icat etti, bilgisayar nedir, bilgisayar ne zaman bulundu

Sevgili okurlar, sizlere her evde bulunan, yaşamımızı kolaylaştıran bilgisayarın tarihinden bahsedeceğiz. Peki bilgisayar ne zaman icat edildi, kim icat etti? Hepsi ve daha fazlası yazımızda.

Bilgisayar Nedir?

Bilgisayar, kendisine işlediğimiz bilgileri istediğimizde saklayabilen, istediğimizde geri verebilen cihaza denir. Günümüz bilgisayarları, program adı verilen genelleştirilmiş işlem kümelerini izleme yeteneğine sahiptir. Bu programlar, bilgisayarların çok çeşitli görevleri yerine getirmesini sağlar.

Bilgisayar Ne Zaman Bulundu?

İlk bilgisayar 1833-1871 seneleri arasında Charies Babbage tarafından üretilmiştir. Charles Babbage ürettiği bu prototipi 1870 senesine kadar geliştirilmiştir. Mucit Charles Babbage sayıları ekleyip çıkararak işlem yapan Difference Engine üretmiştir. Üretmiş olduğu bu fark makinesini birleştirmek yerine çok daha geliştirme hedefiyle bilgisayarı üretmiştir. Charies Babbage’in üretmiş olduğu bu cihaz toplama-çıkarma vb. basit işlemleri gerçekleştiren bir bilgisayardı. Günümüz bilgisayarlarının ilk üretimine bakıldığındaysa ilk dijital bilgisayarlar 1945 yılında üretilmiştir. Böylece bilgisayarlar tarihte büyük bir yol kat ederek günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.

Bilgisayarı Kim Buldu? 

Tarihteki icat edilen ilk bilgisayarın abaküs olduğu veya 1622 senesinde William Oughtred’in icat ettiği söylenebilir. Ancak günümüz bilgisayarlarına benzeyen ilk örnek Fark Makinesini, İngiliz matematikçi olan Charles Babbage tarafından 1833-1871 seneleri arasında tasarlayarak çalıştırmayı başarmıştır.

Beyin Ölümü Nedir?

0

beyin, beyin ölümü, beyin ölümü nedir, beyin ölümü hakkında bilgiler, beyin nedir, beyin ölümü neden gerçekleşir, beyin ölümünden sonra yaşayan var mı, beyin ölümünden sonra ne olur, beyin ölümü sonrası kalp ne zaman durur

Sevgili okurlar, sizlere dünya da çok sık rastlanan durumlardan biri olan beyin ölümü hakkında bilgiler vereceğiz. Beyin ölümünün nasıl gerçekleştiği, beyin ölümü nedir? Sorularına ve daha fazlasına cevap vereceğiz.

Beyin Ölümü Nedir?

Beyin ölümü tablosundaki hastanın sadece kalbi atmaktadır, bir başka deyişle sadece nabzı ve kalp atımları alınabilmektedir. Dışardan izlenebilen tek yaşam işareti kalp atımlarıdır. Diğer yaşamsal fonksiyonları tıbbi destek ve solunum cihazıyla sağlanmaktadır. Öyle ki bu hastaların kendiliğinden solunumları da olmadığı için yaşam destekleri kesilir kesilmez kaybedilirler.

Beyin ölümü tıbbi ölüm hali olarak kabul edilir. Yani “ölüm” ile eşdeğer olarak kabul edilir. Serebral fonksiyonların kaybının işaretleri derin koma ve ağrılı uyaranlara tam cevapsızlık halidir.

Beyin Ölümü Sonrasında Yaşayan Var Mı?

Beyin ölümü yasal olarak deklare edildikten sonra geri dönüşü olmayan bir süreçtir. Beyin ölümü olan kişinin kalbi neden atıyor: ‘Öldüyse neden kalbi hala atıyor?’ diye sorulabilir. Kalp, beyin fonksiyonlarını göstermiyor olsa da oksijen desteği sağlandığında kısıtlı bir süre daha atmaya devam eder.

Beyin Ölümünden Sonra Ne Olur?

Ciddi kazaların, ağır felçlerin ya da beyin kanamasının neden olduğu beyin ölümünde hastanın bilinci kapalıdır ve acı hissetmez. Beyin ölümü; hayatın artık sona erdiğini, vücutta bulunan organların ise ancak makine desteği ile fonksiyonlarını devam ettirebildiği bir süreçtir.

Beyin Ölümü Sonrası Kalp Ne Zaman Durur?

Burada kalbin bu yoğun desteğe rağmen çalışmasının devam etmesi vakanın hayata döneceği anlamına gelmemelidir. Genel olarak beyin ölümünden sonra ortalama 48 saat içinde kalp de durur.

Besin Zehirlenmesi Nedir? Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

0

besin, besin zehirlenmesi, besin zehirlenmesi hakkında bilgiler, besin zehirlenmesinde nelere dikkat etmeliyiz, besin zehirlenmesinde ne yapmalıyız

Besin zehirlenmesi, yiyecek ve içeceğin uygunsuz koşullarda saklanması sonucu bozulması, herhangi bir yolla kirlenmesi ve tüketildiğinde kişide bir takım rahatsızlıklara neden olması durumudur. Peki besir zehirlenmesi nasıl olur, besin zehirlenmesinde nelere dikkat edilmeli? Hepsi ve daha fazlası yazımızda.

Besin Zehirlenmesi Nedir?

Besin zehirlenmeleri benfeksiyonu ve intoksikasyonu olmak üzere iki farklı şekilde oluşabilir. Enfeksiyon, zararlı bakterilerin ürediği besinlerin tüketilmesi sonucu oluşan zehirlenmedir. İntoksikasyon ise bazı bakterilerin zehir ürettiği besinlerin tüketilmesi sonucu oluşur.

Besin enfeksiyonuna neden olan bakteriler şunlardır;

Salmonella
Clostridium Perfringens
Escherichia coli
Listeria Monocytogenes
Shigella

Besin intoksikasyonuna neden olan bakteriler ise şunlardır;

Clostridium Botulinum
Staphlylococcus Aureus
Bacillus Cereus

Besin zehirlenmeleri, halk sağlığını yakından ilgilendiren ve özellikle yaz aylarında artan yaygın hastalıklardan biridir. Herkes de görülebileceği gibi kimileri özellikle bebekler, gebeler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler besin zehirlenmesine karşı daha duyarlıdır. Besin zehirlenmesi önlemek için şunlara dikkat etmeliyiz;

Meyve ve sebzeleri bol suyla yıkamalıyız.
Et ve tavuğu bozulmayacak şekilde her zaman buzdolabında muhafaza etmeliyiz.
Küflenmiş besinleri ve bozulmuş yemekleri yememeliyiz
Yiyecek ve içecekleri daima kimyasal malzeme bulunan ortam ve besinlere kimyasal zarar verebilecek ev araç gereçlerinden uzak tutmalıyız.
Sağlık açısından zararlı olmayan suları tüketmeliyiz.

Balığın Taze Olup Olmadığını Nasıl Anlarsın?

0

balık, balık bozulur mu, balığın bozulduğunu nasıl anlarız, balık hakkında bilgiler, bozulmuş balık yenir mi

Kış aylarının vazgeçilmez yiyeceklerindendir balık. Faydalı ve lezzetli olması nedeniyle sofralardan eksik olmaz. Ancak bozulduğunda sağlık açısından son derece zararlı olabilir. Peki balığın bozulduğunu nasıl anlarız, balık bozulur mu? Hepsi ve daha fazlası yazımızda.

Balığın Taze Olup Olmadığını Nasıl Anlarsın?

Balıkta dikkat etmemiz gereken ilk husus gözler olmalıdır. Zira taze balığın gözleri parlak ve dışa doğru şişik olur. Eğer gözler içe çökmüş, solmuş ve gözün etrafı beyaz bir tabakayla kaplanmışsa balık tazeliğini kaybetmiştir. Diğer önemli bir husus ise balığın etinin, derisinin ve pullarının diri olmasıdır. Taze bir balığın derisi gergin ve parlak olur. Pulları dökülmez. Ele alındığında her iki tarafa kolayca sarkmaz, parmakla bastırıldığında oluşan çukurluk anında düzelir.

Balığın taze olup olmadığını anlamanın yollarından biri de kokusudur. Taze bir balık üstünde fark edilebilecek derecede deniz ve yosun kokusu taşır. Ayrıca solungaçları parlak ve kırmızı renkte olur.

Balık alırken tüm bunları göz önünde bulundursak da her şeyden önce güvenilir balıkçıları tercih etmeliyiz.