Devlet Bahçeli Sözleri

0

Mhp başkanı milyetci adam devletini seven bir adamın tarihe yazılmış En anlamlı etkileyici sözlerini sizlere hazırladık.

ETKİLEYİCİ En Güzel DEVLET BAHÇELİ SÖZLERİ

Ahmak ata binerse bey oldum sanırmış. Şalgam aşa girerse yağ oldum sanırmış.

Bahçeli vatan sözleri

Bahçeli milliyetçilik sözleri

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazmış.

Allah’a çok şükür, Bush ve Barzani ağzıyla konuşmuyoruz.

Merhum Peyami Safa umutluydu ve diyordu ki; “Bu dünyada ölümden başka her şeyin çaresi vardır.” Var olmasına var da, hani nerede?

Sözüne dikkat et ki başın gitmesin, dilini tut ki dişin kırılmasın.

Dil aslandır, bak, eşikte yatar; ey ev sahibi, dikkat et, senin başını yer.

Mabedi rüşvet ve ihanet olanlar sürekli geri viteste dolaşıyor, sürekli riyakarlık makyajıyla dolambaçlı yollara sapıyor, sel gibi akıyor.

Oysa tırnak herkeste vardır, mertlik er kişiye hastır. Tek tırnaklılar gibi dörtnala kaçmaktansa vatanın yanında durmak en doğru olanıdır.

Tırnakçılıkta ustalaşanlar, tırtıklamakta uzmanlaşanlar, tırnak edebiyatı yapıp tırpanladığı topraklarımızın bedelini ödemekten kaçıyorlar.

Ayaklarımız yerden kesilmemek kaydıyla parmaklarımızın ucuyla yıldızlara ulaşabilmeliyiz.

Biz o Diyarbakır’dan geçen yolu Ankara’da kesmesini biliriz!

Hal ortada, bir çöl ki sudan vazgeçtim, yok ye’simi aldatmaya bir damla serab.

Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa kanatları fayda eder mi? Şiddetin kaynağı kurursa hayat zindana döner mi?

Şiddet damla ise, merhamet ve şefkat denizdir. O halde, damla denizle başa çıkabilir mi?

Sokak başka şey, meydan başka şey. Sokaklar çok karanlıktır, tehlikelidir. Başbakan, eğer sokağın ne olduğunu anlamak istiyorsa Arka Sokaklar dizisini seyretsin.

EN ANLAMLI EN GÜZEL DEVLET BAHÇELİ SÖZLERİ

Arkamda serilmiş yere bir mazi var. Karşımdaki müstakbelim ondan da harab.

Ayaklarda sürüklenen iyilik dirilmeli, kucaklarda gezdirilen kötülük fırlatılıp atılmalıdır.

Sabır, Sırat Köprüsü’ne benzer. Geçmesi zordur, ama sonu hayır, selamet ve güzelliktir.

Bizim partililerimiz yoktur. Dava arkadaşlarımız vardır. Dava ne alınır, ne satılır.

Silik ve sessiz bir gölge gibi duran gönüller ihya olmalı, iradeye geçirilen esaret zincirleri kırılmalıdır.

Ahlak sahneden çekilirken hepimize kalan kocaman bir enkazdır, hürmet ve muhabbet çiğnenirken geriye yalnızca şiddet harabesi kalmaktadır.

Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanırız. Düne bakınca geleceği görürüz. Haine bakınca viran olmuş, veda etmiş insanlığı tanırız.

Hatırdan çıkarmayın ki, gizlenecek tek bir yeri olanın kurtuluş imkanı tekten azdır.

Herkes, bir ağızdan güneş batıdan doğuyor dese, buna da cevap vermek gerekir mi? Yanlışa cevap yetiştirmek, pireye yorgan beğendirmektir.

Söz konusu müdür kendisini ahırda hissedebilir, bence mahsur yoktur. Ancak çocuklarımız okuldadır, Andımızı Türkçe okumak istemektedir.

Mecnuna cihan dopdolu Leyla görünürmüş.

Tohumu şefkatle atarsak ürünü neşeyle toplarız. Söz ruhtan gelmiyorsa, kalben onaylanmıyorsa, yani dürüst değilse, altında bir oyun vardır.

Aç vatan göğsünü İlah’ına aç, Şühedanı çıkar da ortaya saç.

Karanlıkları ışığa boğacak bir şimşek gerekiyor.

Işıd, Müslüman kanı dökmekle kalmamış, Hıristiyan ve Yezidi inancına sahip insanları da hedef almıştır.”

Cenab-ı Allah hepinizi, hepimizi korusun ve gözetsin. Yardımını ve esirgemesini eksik etmesin.

Kerkük deyince gözleri yaşaran, Musul deyince heyecan duyan, Telafer, Tuzhurmatu sözleriyle coşan yiğit ve fedakar yürekler var bu ülkede.

Şuurumuzdaki pırıltılarla beraber sahiplenecek bir vatan, bir millet, dalgalanacak bir bayrak bizi bekliyor.

Nefislerine teslim olmuş, vehimlerine rehin düşmüş, hırslarına yenilmiş, egolarına boyun eğmişler için değişen bir şey olmayacaktır.

Tutuklamasız, yasaksız, düşüncelerin her zaman ifade edilebildiği ve herkesin mutlu ve huzurlu olduğu bir ülke olsun Türkiye.

Sahurda çalan davulla kalkıp inançlarımızın nurani ışıklarını, hep birlikte pencerelerimizden semaya ulaştırmalıyız.

İstismarla aldatanlar inkârla sevinirler. Yalanla avutanlar kötü bir ruhla dolaşırlar. Bunların ne hale, ne de istikbale hayrı dokunmaz.

DEVLET BAHÇELİNİN EN ANLAMLI MİLLİYETÇİLİK SÖZLERİ

Şanlı Türk tarihi bir siyaset silahı ve siyasi tasarım vesikası değil; bir şuur, bir destan, bir şaheser kaynağıdır.

Tırnakçılıkta ustalaşanlar, tırtıklamakta uzmanlaşanlar, tırnak edebiyatı yapıp tırpanladığı topraklarımızın bedelini ödemekten kaçıyorlar.

Hatırası yıpranmış, hayali yorulmuş ve heyecanı yenilmişler için, içten içe çürüme, içe doğru devrilip çökme mukadder bir sondur.

Sonda sormam gereken bir soruyu başa alarak cevabını size bırakıyorum: Bize ne oldu? Nereye gitti hoşgörü? Nerede kaldı kardeşlik duyguları?

Şiddet ağır bir taş gibi ayaklarımıza bağlandı, felç gibi bedenimizi sardı, nitekim hepimizi korkunç bir girdaba doğru çekiyor.

Hatırdan çıkarmayın ki, gizlenecek tek bir yeri olanın kurtuluş imkanı tekten azdır.

İstikbalimizi karartanları, itibarımızı kefenleyenleri, istikbalimizi istismar testeresiyle kesenleri uzaktan uzağa seyredelim mi?

Okulda şiddet, hastanede şiddet, yolda şiddet, şehirde şiddet, köyde şiddet, sokakta şiddet, evde şiddet, Meclis’te şiddet: Hala duralım mı?

Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa kanatları fayda eder mi? Şiddetin kaynağı kurursa hayat zindana döner mi?

Sözde güvenlikle ilgili yasal düzenleme yapma amacında olanların, Gazi Meclis’in ruhuna suikast düzenlemeleri delilli şiddet severliktir.

Dirayetsizliğin böylesine pes artık, kifayetsizliğin böylesine yok artık, acziyet ve şuursuzluğun böylesine yeter artık denir.

Merhum Peyami Safa umutluydu ve diyordu ki; ”Bu dünyada ölümden başka her şeyin çaresi vardır.” Var olmasına var da, hani nerede?

Birileri de durmadan ehl-i fesad gibi konuşuyor, saraydan saadetimizi taşlıyor, huzur ormanımızı yakıyor, ahlakı yok ediyor.

Diyorum ki, şiddet dursun sevgi konuşsun. Kavga yerine kucaklaşalım, küslük yerine barışalım. Birlikte bir millet olduğumuzu unutmayalım.

İlkellik hiç bu kadar revaçta olmamış, hiç bu kadar sözünü geçirememişti. Cürüm ve cinayet hiç bu kadar egemenlik kurmamış, öne geçmemişti.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazmış. Ben de diyorum ki zehirli niyetleri olanlar da milli öfkeden kurtarılamaz.

Yine de umutsuz olmayın, yılgın durmayın. Hz. Mevlana bakın ne kadar anlamlı şeyler söylemiş: Nerede www.cokiyiabi.com bir dert varsa deva oraya gider. Nerede bir yoksul varsa rızık oraya gider. Nerede bir zor soru varsa cevap oraya gider.

Bunun için adalet konuşmalı, adaletsizlik susmalıdır; helal konuşmalı haram susmalıdır; şeref ve namus konuşmalı gerisi ağzını açmamalıdır.

Bayrak düşüyorsa hiçbirimiz ayakta kalamayız. Bayrak çok açık düşmanlıklar görüyorsa hiçbirimiz güvende olamayız.

İnanıyorum ki: Birbirimizin varlığından mutluluk duymadığımız sürece; kardeşliğin dilini, dostluğun sesini ve sıcaklığını hissedemeyiz.

Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanırız. Düne bakınca geleceği görürüz. Haine bakınca viran olmuş, veda etmiş insanlığı tanırız.

Şunu unutmayalım ki, adaletin sağlanacağından ümitsizliğe düşmek kötülük ve fitnelere, cinayet ve savaşlara kapı açar.

Git vatan! Kabe’de siyaha bürün. Bir kolun Ravza-i Nebi’ye uzat, birini Kerbela’da Meşhed’e at. Kâinatta o heyetinle görün.

Sanki insanlık vicdanı kurumuş, sanki insani değerler yok olmuş, hak ve özgürlük diyenler sanki yer yarılmış da içine gömülmüş.

Paylaş:

Leave A Reply

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.