Komik Fıkralar 2020

Author

Date

Category

En ama en komik fıkralar, dünyanın en komik fıkraları, En komik fıkralar 2020 ,Yeni gülme garantili komik fıkralar,Anlamlı Komik Fıkralar, Resimli Komik Fıkralar,

En komik fıkralar
Horuz fıkrası

Bir çocuk annesinin yanına gider ve der ki:
– Anne bugün horozu tam 10 kez tavuğun üstünde gördüm.
– Bunu babana söyle!
– Baba, annem bugün horozu tam 10 kez tavuğun üstünde gördüğümü sana söylememi istedi.
– Her seferinde aynı tavuk muydu?
– Hayır
– Bunu annene söyle !…

Milletvekili taşıyan otobüs komik fıkralar
En Komik fıkralar

Milletvekillerini taşıyan bir otobüs devrildi.
Köylüler bütün milletvekillerini defnetti.
Olay yerine kar nedeni ile geç gelen polis şefi köylülere sordu
” Hepsinin öldüğünden emin misiniz?”
Köylüler : ” bazıları bağırıyordu ama siyasilere kim inanır,hepsini gömdük

Yeni komik fıkralar
En komik fıkralar 2020

Aranızda Müslüman olan var mı?

Günlerden bir gün adamın birisi camiye elinde kocaman bir bıçakla camiye dalar ve cemaata sorar:
– Müslüman olan birisi var mı?
Cemaat korkudan sesine çıkaramaz, sessizlikten sonra yaşlı bir amca ayağa kalkar:
– ben Müslümanım der.
Bıçaklı adam ve yaşlı amca camiden çıkar, dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:
– Amca şunları kurban edeceğim fakat ben beceremedim yardım edebilir misin der.
Yaşlı amca baya bir kurbanlık kestikten sonra ben yoruldum başka birisini bul der.
Adam bu sefer kanlı bıçaklı camiye girer ve sorar:
– Aranızda başka Müslüman var mı? Bıçakların kanlı olduğunu gören cemaat yaşlı amcayı kestiğini düşünür ve daha çok korkarak bir anda caminin imamına bakar, imam:
– Ne bakıyorsunuz ula birkaç rekat namaz kırdırdık diye hemen Müslüman mı olduk?

Yeni komik fıkralar
Komik fıkralar


Nüfus memurunun trollüğü

Lise çağındaki bir çocuk okula kayıt olmak için gider.

Müdür sorar, “Oğlum adın ne?”

Çocuk: Memehmet yayayayakut

Müdür: Oglum kekeme misin sen?

Çocuk: Hayır hocam, babam kekemeydi nüfus memuru da o… çocuguymuş.

Komik fıkralar anlamlı
En komik fıkralar


Boz Kartal

Milli Park Polisleri, adamın birini, nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan bir Boz Kartal’ı kesmiş, pişirip yerken görmüş ve derhal tutuklamışlar. Mahkemede adamın avukatları müthiş bir savunma yapmışlar:

“Bu adam ormanda yolunu kaybetmişti. Günlerdir aç olduğu için ya kartalı öldürecekti, ya kendisi ölecekti.” diye… Yargıç bu savunmayı kabul edebileceğini söylemiş. Kararını açıklamadan önce, sanığa dönmüş:

– “Son bir şey sormak istiyorum” demiş,

– “Ben de av meraklısıyım da. Bu Boz Kartalın tadı nasıl bir şey?”

– “Valla efendim. Tam olarak Kelaynak ile Mavi Gagalı Puhu Kuşu tatlarının arasında bir şey!”

Belediye otobüsü yaşlı ihtiyar komik fıkraları
Güldürücü komik fikralar


Satılık Toyota

Kayserili’nin eşi ölmüş,

Gazeteye gitmiş, en ucuzundan standart bir ilan vermek istemiş.

Önüne konan kağıda istediği ilanı yazmış:

“Ayşe’yi kaybettim.üzgünüm.”

İlan görevlisi ilanı görünce uyarmış,

“İsterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz,üç kelime daha hakkınız var”

Kayserili “aynı paraya mı?” demiş.

Görevli “evet aynı paraya” diyince ;

Kayserili üç kelime daha eklemiş:

“Satılık Toyota var!”

Siz Olsanız Ne Yapardınız?

Mahkemede hakim davacıya sormuş:

– “Kazadan sonra size ‘Nasılsınız?..’ diye soran otoyol polisine ‘Çok iyiyim, harikayım’ demişsiniz, şimdi tam tersini söylüyorsunuz ve tazminat istiyorsunuz!”

– “Efendim atım Karataş.”

– “Bırak şimdi atını matını… Olayı anlat..!”

– “Efendim, müsaade ederseniz olayı arz edeceğim, atım Karataş ile otoyolda giderken kamyonun biri bize çarpınca ikimiz de yolun kenarına fırladık, müthiş canım yanıyor ve kımıldayamıyordum, yattığım yerden atımın acı dolu feryatlarını duyuyordum tam o sırada otoyol polisi geldi, atın iniltilerini duyunca ona yöneldi, tüfeği ile tam alnının ortasından vurdu, elinde dumanı tüten tüfekle benim yanıma geldi, “Atının durumu çok kötüydü hallettim” dedi ve “Peki, sen nasılsın bakalım?.. ” diye sordu. Affedersiniz ama siz olsaydınız ne yapardınız!”

Geçecek fıkrası
Gülme garanti en komik fıkralar


Son dilek

Memleketin birinde 3 kere camiye gitmeyenleri idam ediyorlarmış. Usulen idam edilmeden önce 3 dileğini yerine getiriyorlarmış. Adamın teki 3 kere gitmemiş ve tabi yakalanmış. İdam edilmeden önce sormuşlar:
-İlk dileğin ne ?
-Vezirin karısıyla beraber olmak istiyorum!
Vezir “olmaz” dese de padişah “mecbur” demiş. Ve adam vezirin karısıyla beraber olmuş.
Adam ikinci dileği olarak padişahın karısıyla birlikte olmayı seçmiş. Bu sefer padişah “hayır” dese de herkes itiraz edince padişah mecbur kalmış.
-Son dileğin ne?
Adam bir vezire, bir padişaha bakmaya başlamış. Aradan 5 dakika geçtikten sonra vezir bakmış kendisi de elden gidecek:
-Ben bunu sanki camide gördüm gibi geldi, deyince padişah da:
-Ne gibisi lan! Yanımda kılıyordu!

KOMİK fıkralar
ital alman ingiliz türk fıkraları


Melodiye Eşlik Eden Köpek

Küçük çocuk, keman dersi için evde prova yapıyor, babası da oturmuş gazete okuyordu. Evin köpeği de çocuğun kemanından çıkan melodilere havlayarak eşlik ediyordu.

Bu gürültüde babanın gazete okuması mümkün mü? Bir duruyor, iki duruyor, ama ne çocuk keman çalmayı ne de öteki havlamayı kesiyordu. En sonunda baba, oğluna seslendi:

“Oğlum, şunun bilmediği bir parça çalsana!”


Polis çevirmesi

Karadenizli elemanımızı polis çevirir;

P: Hız limitini aştınız beyefendi. Ehliyet, ruhsat alabilir miyim?
K: Ne ehliyetü hemşerüm bu araba çalintu. Ehliyetüm falan da yok. gerçü pi torpidoya bakayum belki silahın altında vardür bişeyler.
P: Silah….
K: Yav bagajda ikü tene ceset var da.

Polis hemen ekip çağırır. amirine anlatır herşeyi. amir gelince bizimkisi hemen ehliyetini, ruhsatını çıkarır. torpido yu bagaj ı gösterir. hiçbir şey yok.


Amir polise sorar;

A: O kadar şey dedin, ortalıkta hiçbir şey yok?

Ordan bizim eleman atlar.

K: “Şimdu bu size hız yaptu falan da demiştur.”

Karagümrüklü Bilet Atmaz!

Otobüs şöförü yola çıkar. Sorunsuz bir şekilde bir duraktan diğerine ilerler. Derken; durağın birinde iri yarı, güçlü kuvvetli ve oldukça tehlikeli görünüşe sahip bir adam otobüse biner. Şöföre sert bir bakış fırlatır ve, “Karagümrüklü bilet atmaz.” diyerek arkadaki bir koltuğa geçer ve oturur.

Ertesi gün, ondan sonraki gün ve hergün aynı şey tekrar olur. Bu durum otobüs şoföründe kompleks oluşturmaya başlar. Hat değiştirme dilekçesi de red edilince son çare olarak bir jimnastik kursuna yazılır. Artık kendine güveni gelen iyi bir dövüş ustası haline gelmiştir.

Ertesi günü tekrar otobüsüyle yola çıkar. Uzaktan, Karagümrüklü’nün durakta beklediğini görür otobüsün kapısını açar. Karagümrüklü otobüse biner, şöföre sert bir bakış fırlatır ve, “Karagümrüklü bilet atmaz.” diyerek ilerleyecekken tam o sırada, sıkı bir kavgaya hazır olan şöför birden koluna yapışır:

– “Neden atmıyormuşsun?”

Şöföre şaşkınlıkla bakan adam şöyle der:

– “Karagümrüklü’nün mavi kartı var.”


Kıbrıslı amca…

Bu hikaye Kıbrıs’ta geçmis gerçek bir olay; yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir.

Bunu gören trafik polisleri, amcaya takilmak isterler ve durdururlar.

Polis: Be amca, neçin dakman golani?

(golan: emniyet kemeri.)

Amca: Dakmam be işte!

Polis: E bak gördün mü, şimdi ceza keseceyik.

Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele isim var.

Polis: peki amca, cezayı sana mı yazalım yogsam eseğe mi?

Amca: ???

Polis: Yani cezayı sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon ödeycen.

Amca: Bana kes o zaman.

Polis: Neden sana keseyon amca?

Amca: Onun sicili temiz kalsın, polis yapcez onu!


Akordeuon Ustası

Adam son derece gururlanarak kendinden bahsediyordu:

– “Ben akordeonu alıp çalmaya başlayınca herkesi ayağa kaldırırım.”

Arkadaşı şaşırır:

– “Demek o kadar ustasınız bu enstrümanda!”

– “Yok canım, ben sadece milli marşı çalmasını bilirim”

bir adam bir gün bir petshopa giriyo kendisine en yakın duran papağanı gösterek
-pardon bunun fiyatı nedir diyor
-10000$ efendim
-neden bu kadar pahalı peki
-efendim o 300 tane kelime biliyor
biraz uzaktaki papağanı işaret ederek
-peki bunun fiyatı nedir
-20000$ efendim
-peki bu neden pahalı
-o aynı kelimeleri hem ingilizce hem türkçe söylüyor
onun yanındaki papağanı göstererek
-bunun fiyatı nedir
-30000$ efendim buda kelimeleri her dilde söylüyor
adam biraz daha bakındıktan sonra dükkanın yüksek bir yerinde asılı olan papağanı görüyor ve soruyor
-bunun fiyatı nedir
-100000$ efendim
-bunun özelliği nedir
-valla bu pek konuşmuyo ama ordaki 3 papağan buna “hocam” diyorlar

Kesinlikle Türkiye değil)

Adı Türkiye olmayan bir ülkenin meclis genel kurul salonu’nun giriş kapısının tamiri gerekiyormuş.

Konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş ve fiyat istemiş.


Birinci marangoz:

“500 tl’ye olur bu iş” demiş. “200 malzeme, 200 işçilik, 100 kâr.”

Bürokrat ikinci marangoza dönmüş:

-Siz aynı işi kaça yaparsınız?

-2,500 lira.

-Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?

-1000 bana, 1000 size… 500 de bu arkadaşa veririz kapıyı yapar.

İhale ikinci marangoza verilmiş.


Aslan Kurt Sohbeti

Aslan, kurda seslendi:

– “Hey kurt! Gel sohbet edelim.”

– “Olmaz. Beni yersin sonra.”

– “Yemem. Bak inanmazsan pençelerimi, ağzımı bağlayayım.”

Aslan, pençelerini, ağzını bağlayınca kurt heyecanla yaklaştı.

– “İyi ama dedi, aslan… Neden bu kadar seviniyorsun ki?”

Kurt cevap verdi:

– “Neden olacak? İlk defa bir aslan yiyeceğim de…”


Komik Fıkralar 2020

Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp – ‘Bunlar taze mi?’ diye sormuştu.

Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı – ‘Yok abla, pil takıp oynatıyoruz’

kızılderili eczaneye girer:
-var bizim büyük şef ama yok bok
eczacı bir an düşünür ve şefin kabız olduğuna karar verir..hemen bir

kabız sökücü müsekkin verip gönderir. kızılderili ertesi gün yine gelir:
-var bizim büyük şef ama yok bok
eczacı hayret eder ama biraz daha kuvvetli bir ilaç verir..ertesi gün yine
aynı adam gelir:
-var bizim büyük şef ama yine yok bok
eczacı sinirlenip en kuvvetlisinden iki kutu verir ve “hepsini içsin” der
ertesi gün kızılderili yine gelir:
-var bizim büyük bok ama yok şef!!


Hayırseverlik

Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler.

Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu.

– “Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat bir süre düşündü, sonra:

– “Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?”

Görevli utandı:

– “Şey… hayır.”

– “Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?”

Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:

– “Ya da kızkardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti sadece,

– “Hayır, hiç bir bilgim yoktu …” diye mırıldanabildi.

Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:

– “Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?”


İmam

Biri imama gelerek,
-Ya İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum, namazda iken aklım develerimde oluyor. Siz benden daha zenginsiniz, ibadet zevkine nasıl erişiyorsunuz, ibadetlerinizi huşu içinde nasıl yapıyorsunuz? diye sormuş.İmam şu cevabı vermiş:
-Ben develeri kalbime bağlamam, ahıra bağlarım demiş.


Atta

Temel iyice yaşlanmış, yaş doksan beş olmuş. Bir gün Azrail çıkagelmiş. Temel, ‘ Ne yapsam da paçayı yırsam’ diye düşünmeye başlamış. ‘Hah buldum. Çocuk taklidi yapayım, beni tanımasın demiş’ Azrail iyice yaklaşınca başlamış ağlamaya; ”Ingaa! Ingaa!..” Azrail Temel’in kulağına eğilmiş ve şöyle demiş;- “Atta! Atta!..”


Ördek

Ördek manava girer ve Manav’a:
– Ekmek var mı ?
– Yok.
– Ekmek var mı ?
– Yok.
– Ekmek var mı?
– Yok.
– Ekmek var mı ?
– Yok dedik ya.
– Ekmek var mı ?
– Eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim.
– Çivi var mı ?
– Yok.
– Ekmek var mı?


Futbol Tutkusu

Adamın biri maça gitmiş. Aldığı bilet, tribünün en uzak köşesinde.Yerine oturmuş birinci devreyi güç bela seyretmiş. O arada ön tarafta tam ortada bir koltuğun boş olduğunu fark etmiş. Devre arasında sıralar arasından geçip o boş yere ulaşmış.
Yan koltuktaki adama sormuş:
– “Burası boş mu?”
– “Boş, demiş adam.”
– “Nasıl oluyor bu tıklım tıklım dolu stadda boş yer kalmış.”
– “Orası benim eşimin, demiş adam, aylar önce bu maç için almıştık. Ama eşim vefat etti.”
– “Çok üzüldüm, demiş bizimki, ama dost ve akrabalarınızdan birine neden vermediniz bileti?”
– “Onların hepsi şu anda cenazede”, demiş adam.


Abulama acıyrım

Temel’in eniştesi uzun zamandır prostat hastasıydı. Şikayetleri artınca, Temel eniştesini tanıdık bir doktora götürür. Doktor önce şikayeti dinler, ardından da sıkı bir muayene yapar ve teşhisini koyup ilaçlarını yazar. Çıkarken de hastasına: – Unutma, rahatlaman için sık sık boşaltman lazım, diye tavsiyede bulunur. Temel, eniştesi ile birlikte dalgın dalgın sokakta yürürken arkadaşı Cemal’e rastlar. Cemal sorar: – Ula nedir habu haln… Bişe mi oldi? Daha ne olacak, habu eniştemun prostatı azdı. – O da bişey mi, herkeste var, deyince Temel’in yanıt şöyle olur: – Ulu ben enişteme yanmayrım, abulamın çekeceği eziyete üziliyrım.

Ne deyi, bak bakalum…

Temel, turistik bir otelde resepsiyon memurudur. Görevde iken dahili telefon çalar, belli ki odalarda kalan turistlerden biri bir şeyler istemektedir. Telefonu açan Temel: Okey sör, yes sör… Vıy mösyö… derken yanıtının doğruluğunu da başını ‘evet’ anlamında sallıyordu. Uzun süren konuşma sonunda telefonu kapatan Temel yanındaki yabancı dil bilen arkadaşından rica etti: – Yahu, ya bak bakalum, 420’deki turist ne isteyi..


Eczacılar düşünsün

Temel ile Fadime ocak başında sabahleyin sohbet ederken kapı zili acı acı çaldı. Fadime kapıyı açmaya giderken Temel arkasından seslendi: – Gelenler kimdur? Fadime de bunun üzerine gelenleri tek, tek sayar: – Uyy Teyzom gelmiştur, halam yaninda. Dayım, emicem, balduzim, uşakları, hepicuğu gelmişler, deyince Temel kendi kendine söylendi: – Eczaci düşunsin, anlaşılan bi kaç hafta doğum kontrol hapi kullanamiyacağum.


Ne olacak boşboğaz

emel’i durduran trafik polisi – On dakika önce kırmızı ışıkta geçtiniz beyefendi, deyince Temel sorar: Kim deyi benum kırmızı işukta geçtuğumi? Trafik polisi nazikçe: Beş kilometre ötede başkomiserimiz var, o telsizle bize bildirdi. Direksiyondaki Temel ne desin begenirsiniz? – Ula amma da boşboğaz başkomiserunız varmiş ha… Ağzinda pakla islanmayi…


Anana veririm

Temel epey yaşlanmışti. Arkadaşı Cemal ise ona bu ne- denle sataşıyordu Ula Temel, ölürken haber ver da öbür dünyadaki bobama anama seninlan mektup yollayayım. Temel kurnazca gülümser: – Olur, olur da bobağin bulamazsam anağan verırım, der.


Geçen yil elmaydı

Trabzon’a bağlı ilçelerden birinin adliyesinde iki hakim tartışıyorlardı. Karakolun arkasındaki büyük ağaç kiraz mıdır, yoksa armut mudur? Bir karar veremeyince hakimlerden biri; Biz niye böyle tartışıyoruz. Çay ocağı işleticisi Temel’i çağırıp ona soralım. Sorarlar: Temel efendi, karakolun arkasındaki şu görünen ağaç ne ağacıdır? Temel, az önce çay servisi yaparken kulak ucuyla tanık olduğu tartışmada taraf olmamak ve hakimleri birbirine düşürmemek için en politik yanıtını verir: -Valla hakim beylerim, hau görünen ağaç geçen yıl elma ağacıydı.


Şanssızluk!

Temel ihtiyarlamış, diz ağrılarına çare bulunur ümidi ile doktora gitmişti. İyi bir muayeneden sonra doktor: Amca, siz yaşlısınız, dizlerinizde damar sertliği var. Ama bunun tedavisi yoktur. Şayet perhiz yaparsanız biraz olsun rahatlarsınız, der. Temel, bir an düşünür ve sonra sorar: – Toktor bey, ya bak benum habu şansıma. Damar sertluğu bacağuma vuracağuna hau önemli yerime vuramaz mi idu?


Habu yaştan sonra mı?

Habu yastan sonra mı? Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine aşıktılar. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkar davranıyordu. Ama yine de yıllar böyle geçmişti. Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı: – Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin? Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi: – Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?


Biri geliyor, biri çekiliyor

Temel, oğlu Cemal’in küçük yaşta sayı saymasını geliştirmek için onu görevlendirmişti. – Oğlum, say bakalum, bir saat içinde deniz kıyısına kaç dalga gelecek. Baba Temel, bir saat sonra sonucu öğrenmek için Cemal’in yanına gidip sorar: – Uşağım saydun mi? Küçük Cemal oldukça sinirliydi: – Yahu boba, nesıni sayayim. Kıyiya bi dalga gelıyi, tam saymaya başlayrım, ikincısi gelırken, birincisi geri gideyi.


2 Hop, 1 Buyur

Temel çok acıkmıştı. Lokantaya gider, masaya oturur ama garson bir türlü yanına gelmez. Sonunda Temel seslenir: – Hey garson! . Hop! Garson yine gelmez. Garson efendi! – Hoop! Yine gelen yoktur. Son bir kez daha seslenir: – Oğlum garson! – Buyur. Fakat Garson yine gelmez. Temel, durumu şikayet etmek için kasaya bakan patronun yanına gider. Patron: Ne yediniz amca?
– 2 Hop… 1 Buyur!


Var mısın bahse?

Köy kahvehanesinde akşamcılar toplanmışlar, kimi kağıt oynuyor, kimi de pinekliyordu. Kağıt oynayanlardan Cemal saatine bakarak; – Vay anasını saat 12 ye geliy… Habu saattan sonra kari bizi eve almaz, dedi. Kahvehanenin diğer köşesinde oturmuş olan Temel, selesinde sattığı elmaları Cemala göstererek, Cemal kardaşım, al haburadan bir okka elma, o zaman yengem seni eve alır, diye öneride bulundu. Cemal gülerek; Bilsam ki kari beni eve alacak, haçan bi okka değil, on okka elma bilem alırım. Temel’in soruna bakışı daha başkadır: Var misın bahse? Sen iki okka elmayi al baa ver, gideyim sizin eve, bak bakayım yengem beni eve aly mi, almay mi?


Ara, ara ama…

Temel, alış – veriş için Rus pazarına gider. Gürcü bayan satmak için getirdiği tüm eşyalarını bir valizin içine doldurup teşhir ediyordu. Temel, valizin içinde işine yarayan bir şey var sa almak için habire karıştırıyor ama aradığını bulamıyordu. O sırada Gürci kadın da kendi diliyle sık sık yok’ anlamına gelen, Ara… Ara!… diyordu. Kadın ‘ara… ara…’ sözlerini arayıp bulma anlamında yorumlayan Temel sonunda dayanamayıp patladı: Ara… ara… deysın, ama bişe yok, ne arayayim de baa…


Köpek + balık…

Temel’in İstanbul’dan gelen konukları muhteşem villasını gezerken bayanlardan biri sordu: – Kız Fadime, siz çıldırdınız mı? Fadime konuğunun şaşkınlığını anlamıştı. Açıkladı: – Kız ne yapalum… Habu kocam Temel var ya, tuttur ki köpek besleyelim deyin… Ben da paluk besleyelim dedum. Soninda üç aşağı beş yukarı köpekbaluğunda karar kılduk.


Toptan bi defada

Temel ilkokul müdürüdür . Okulların açık olduğu bir dönemde kendisinin görüşü alınmadan tüm öğretmenlerinin nakilleri yapılmış, okulda yapayalnız kalmıştı. Kafası bozulan Temel sonunda telefonla Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nü arayıp sordu: Müdür beyim, haçan haburda yapayalnuz kaldım. Uşaklar okuma bekleyi, siz da bi dünya yazi yazup cevap isteysunuz, diye sitem etti. Karşı telefondaki müdürün sesi rahatlatıcıdır: – Vaziyeti idare et evladım Temel’in yanıtı ise şöyledir: – Olur müdür beyum, haçan bütun yazılara yıl sonunda toptan bi defada cevap veririm.


Ölisi bile…

Temel’in eşi Fadime ve arkadaşları akşamdan toplanıp mısır koçanı ayıklıyorlardı. Herkes kendi kocasını överken Fadime de kocasını övdü: – Temel tıpkı paluk gibin yüzer, dedi. Tam o sırada koşarak gelen bir çocuk Temel’in takasının firtunada alabora olduğunu söyler. Fırtına bir yana, zifiri karanlık nedeniyle herhangi bir kurtarma çalışması yapılamaz. Aradan üç gün geçtikten sonra Temel’in cesedi karaya vurur. Arkadaşları Fadime ye hatırlatırlar: – Hani, Temel’un paluk gibin yüzerdi? Fadime sinirli sinirli yanit verir: Gözünuz kör midur, görmey misunuz? Kocamın ölisi bile yüzerek kıyıya geldi. Siz isa baa hala inanmaysunuz.

Sen bilmeysun!

Doğu Karadeniz deki yayla şenliklerine katılan Ankaralı bir yurttaş, oluşturulan geniş horon halkasının yarattığı neşeli ortamda kendini tutamaz, Temel’i koluna ilişip horona girer. Ankaralı horon oynamayı bilmediği için daha ilk hareketinde uyumu bozduğunu gören Temel sabredemez ve kolundaki konuğunu uyarır: – Ula hemşerum, sen bu horoni bozaysın, çık dışarı…

Yalansa o zaman…

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu Siz istersenuz her işte başarili olursunuz. – Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman… Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce, -Ama haşimdik ayıp edeysunuz . İnanmaysanuz , çikun Ay’a bakun. Eğer kırkbeş numara ayakkabim izi yoksa, gelın habu yüzüme tükürun.

Bunu mu getiririm?

Temel , yaşlı ve çirkin karısı Fadime ile bir iş için İstanbul’a gider. Konaklama amacı ile bir otele girer ve oda ister. Resepsiyon memuru Temel’den evlenme cüzdanı isteyince, sinirlenen Temel; Ula baa baksana. Ben habu otele kari getırsam habuni mi getırırım? diye Fadimeyi gösterir.


Yılın yemeği

Fadime’nin pişirdiği kuru fasulye ‘Dünya Yılın Yemeği Yarışmasında birinci seçilmişti. Jüri yemeği nasıl pişirdiğini sorduğundan Fadime tarif ediyordu: – ondan sonra biraz da limon kolonyasi katacaksun. Jüriden bir üye hayretle nedenini sorunca, Fadime’nin yanıtı şöyle olur: – Kocam Temel, günde üç oyin kurifasülye yer. Haçan kolonya katmazsan yanında nasil yatarum, deyin baa?…


Arabanız mı var?

Turistik otele gelen müşteri kapıda görev yapan Temel’e sordu Garajınız açık mı? Hazır cevap Temel’in yanıtı şöyledir: Uyyy… Yoksa sizun arabanuz mi var?


Köpeğe ihtiyaç yok

Evi ormanın hemen kenarında bulunan Fadime’ye İstanbul’dan gelen konuğu Nazime tavsiyede bulunuyordu: Fadimecuğum, benden saa akıl olmasun ama, bir köpeğunuz olsa iyi olur. Haburada yabani hayvanlardan korkmay misunuz? Hiç olmazsa bi tüfek bulundurun evde. Fadime oldukça rahat bir havada yanıt verdi arkadaşına: – Ey gidi Nazime, korktuğun gibi değil. Bizum Temel oyle bi horlay ki, ormandaki heyvanlarun hepisi kaçacak deluk arayi…


Vururim oni…

Temel, garsonluk için açılan sınava girmişti. Sınav komisyonu üyeleri Temel’in sinirlilik durumunu ölçmek için sorarlar: – Bak, Temel sen garson olacaksın. Masadakiler fazla içip sana ters davranırlarsa ne yaparsın? Temel hiç düşünmeden ve en emin şekilde yanıt verir: – Ne yapacağum, usuli dairesinde aşağı alırım.


Zelzele ye karyolalar

Sarp sınır kapısının açıldığı dönemde Doğu Karadeniz’de turistik oteller Nataşalarla dolup taşıyordu. Bir sabah Temel ile arkadaşı Cemal turistik bir otelin önünden geçerken kapı önüne atılmış hasarlı karyolaları görürler: – Cemal Uyyy… Habu karyolalara ne oldi haboyle? diye sordu Temel dudak alundan kis kis güldükten sonra: -Ya bak habu kafaya… Dün gece zelzele oldi, senun haberun yok mi? Bú yanıt karşısında Cemal daha da şaşır. Ama bizum ev hiç sarsılmadi. İşte tam sırasıdır. Temel bu kez taşı gediğine koyar: – Ula kafasuz Cemal, zelzele otelde oldi, otelde…


Niye Dursunali?

Temel’i babası azarlıyordu Ula sen aptal misun? Beş uşağın adi da aynı olur mi? Başka ad mi yokti? Temel kendini savunur: – Ama boba, sen her zaman Dursun emicam ila Ali dayimun yarum akilli olduğını söylemez miydun? Uşaklarım tam akilli olmasi içun meçburen hepsine Dursunali adını verdum.


Yeni Bitiyor

Rize deki ilkokulların birinde öğretmen resim dersinde çay bitkisinin resmini yapmalarını öğrencilerinden istemişti Dersin sonlarına doğru tüm sıraları gezip öğrencilerinin resimlerini gören öğretmen küçük Temel’in yanına gelince hayretini gizleyemeyip sorar: – Oğlum Temel, hani senin resmin? öğretmenum aha, görmey misın? Temer, (A4) kağıdı ebatındaki resim kağıdının ortasına sadece bir nokta koymuş, onu gösteriyordu. -Oğlum bunun neresi çay?, – Öğretmenim görmey misın, o daha ufacuk, büyüycek.

Sus!.. Sus!..

Temel, Devlet Hastanesinde check up yaptırmıştı. Dışarıda sonucu merakla bekleyen arkadaşı Cemal, Temel’e sordu: – Ne oldi?, ne oldi? Temel sus işareti yaparak Cemal’in kulagina eğilip fısıldadı: -Gizlu şeker… -Neee? – -Gizlu şeker… -ula anladum.. Anladum ama, niye kulağuma fısıldaysun oni, oni anlamadım. Temel sonunda patlar: -Ula amma kalın kafalisun, gizlu şeker deyruk da… Giz-lu şe-ker.


13 Ay…

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde Yeni yıl’ ünitesini işlerken bir yılda kaç ay, kaç gün ve kaç hafta bulunduğunu da öğretmişti. Öğretmen öğrenim seviyelerini saptamak için sınıfta ki öğrencilere teker teker soruyordu. Sıra Temel’e gelince ona da sordu: – Temel yavrucuğum, söyle bakayım, bir yılda kaç ay vardır? Temel hiç düşünmeden yanıtlar: – 13 öğretmenim… Ama oğlum, ben geçen derste 12 ay var demedim mi? Demesine dedin öğretmenim ama, evde babam da sordi, ben 12 dedım. -Doğru demişsin. – Hayır öğretmenım, doğri demedım, bobam enseme şamari indirup, remezan’ı unutıysın deyip, yılın 13 ay olduğuni söyledi.


Ayri ayri uğraşmaktansa…

Bir Ramazan günü İstanbul’daki Yeni cami etrafında dolaşan Temel; bir sürü dilenciden sakat birinin: – Büyük Allah’ım dizlerime derman ver yürüyeyim, gözlerime nur ver göreyim, kulağımı aç işiteyim, diye durmadan dua ettiğini duyunca dayanamaz: – Ya bak habu ahmak kafaya… Allah’un başka işi yok da senin her bir yerin lan ayri ayri mi uğraşacak. Yapar yenisıni da olur biter, dedi.


Ezberlemiyecekmiş

Az önce bayiden gazete alan Temel, biraz sonra aynı gazeteden dört tane daha almak isteyince tezgahtar merakla sordu: -Az önce aynı gazeteden bir tane almıştın. Şimdi bu dört gazeteyi ne yapacaksın? Temel: – Ezberleyeceğumi mi sandun, anlamay misın da?!

Gene peynir ve yağ yiyesi geldi
Fi tarihinde Karadeniz de ulaşım deniz yoluyla yapılıyordu. Güzel bir havada motorlarına tereyağı ve peynir yükleyerek denize açılmışlardı. Yarı yolda deniz birdenbire patlamış, kuduran dalgalar motoru bir fındık kabuğu gibi oradan oraya sürüklüyordu. Yağ fiçıları, peynir tenekeleri hep denize dökülmüştü. Zor şer Zonguldak limanına girip karaya çıktıklarında Topal İlyas bir daha denize açılmamak için “üçten dokuza şart” etmişti. Bir kaç gün sonra deniz sakinleşmiş, adeta bir çarşaf gibi olmuştu . Arkadaşı Temel , Topal İlyas’ı kandırıp tekrar yola çıkmak istiyordu. Temel, ısrarla: Ula bak… Denuz tümdüz duruyi, hayde gidelm daa, diye sıkıştırıyordu. Topal İlyas ise kararlıydı: -Ula inanma. Denuzun gene peynir ve yağ yiyesi var da onin içun tümdüz duruyi… Anlamay misu- nuz….


Ey gidi eski günler…

Evliliklerinin üzerinden 40 yıl aşkın bir zaman geçmişti. Bir sabah Fadime, kocası Temel’e: -Ula hiç uyutmadın beni gece… Sabaha kadar horladın durdun, diye sitem etti. Nüktedan olduğu kadar hazır cevaplığı ile de ün yapan Temel, eşinin bu sitemi karşısında kıs, kıs güldükten sonra şöyle yanıt verdi: – Ey giyi ey… Habu benım horlamaların eskiden saa hep muzik gibi gelırdı… Eskiduk değil mi?


Gözüme bakarsan…

Temel Kozlu da çalışıyordu. Memleketten yeni gelmiş olan hemşehrisi Zonguldak’a nasıl gidileceğini ona sordu. Temel, Zonguldak’a gidiş yolunu tarif ederken hemşehrisi bön bön gözünün içine bakar durur. Temel tarifini bitirince, hemşehrisi Ula olayım canuğan, anlamadum, de baa bi daha… diye yakarır. Sabri tükenen Temel patlayıverir: – Kafasuz adam, gözume bakarsan saplanursun ha şu dağa, elimun ucuna bakarsan gidersın Zongul- dak’a… Anladın mi?


Senin niyetin bozuk!

Temel tüccardır. Herkes onu dürüstlüğü, çalışkanlığı, iyilikseverliği ile tanır. Kardeşi Cemal de öyledir.İki kardeş birlikte ticaret yaptıkları dönemde evin ihtiyaçlarını ilçe pazarından daha ucuza sağlıyorlardı. Ağabey Temel, kardeşi Cemale ilçede pazarın kurulduğu günlerden birinde; Cemal, bir hafta pazardan alış verişi sen yap. Pazarcı kadınlarla iyi pazarlık yap, aldatmasınlar SENİ, diye tembihledi. Tembihledi ama Cemal’in yanıtı hiç de beklenilen şekilde olmaz: -Ben karilarlan pazarluk edemeyrım, utanıyrım. Şakacı, nüktedan Temel burada da altta kalmaz, Cemal’in ağzının payını verir: Senin niyetin bozuk, elbette pazarluk edemezsın!


Habu boyumlan…

Kasabanın kahvesine iri yarı, elinde bir de kamçı olan birisi girerek oturanlara sorar: – İçinuz da Temel hanginuzdur? Bir dakika önce gürültüden kaynayan kahvede nefesler tu tulmuş, çıt çıkmamaktadır. Öte başta oturanlardan ufak tefek biri ayağa kalkarak; – Penum, ne olacak? dedi. Bunun üzerine soran adam; “Penum” diyeni bir güzel, evire – çevire patakladıktan sonra hiçbir şey söylemeden çekip gitti. Kahvedekiler; – Yahu, sen Temel değil, Ahmet’sın. Niçun hau heriften dayak yedun? diye sorunca dayak yiyen Hasan; – Habu boyumlan kandırdum oni; anlayın da… dedi.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Hodri Meydan Ne Demek?

hodri meydan nedir, hodri meydan ne demek, hodri meydan ne anlama gelir, kelime, kelime anlamları, kelime anlamları nedir, hep kullandığımız ama anlamını bilmediğimiz kelimeler Bugün...

Panik Ne Demek?

panik nedir, panik ne demek, panik ne anlama gelir, kelime, kelime anlamları, kelime anlamları nedir, hep kullandığımız ama anlamını bilmediğimiz kelimeler Bugün sizlere sürekli kullandığımız,...

Fodul Ne Demek?

fodul nedir, fodul ne demek, fodul ne anlamı gelir, kelime, kelime anlamları, kelime anlamları nedir, hep kullandığımız ama anlamını  bilmediğimiz kelimeler Bugün sizlere sürekli kullandığımız,...

Abaza Ne Demek?

abaza nedir, abaza ne demek, abazanın anlamı nedir, kelime, kelime anlamları, kelime anlamları nedir, hep kullandığımız ama anlamını bilmediğimiz kelimeler Bugün sizlere sürekli kullandığımız, fakat...

Mihenk Taşı Ne Demek?

mihenk taşı nedir, mihenk taşı ne demek, mihenk taşı ne anlama gelir, kelime, kelime anlamları, kelime anlamları nedir, hep kullandığımız ama anlamını bilmediğimiz kelimeler Bugün...

Son Yorumlar